6
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
3886
Okunma
Geçmiş bütün zamanların en büyük şairlerinden birisi de şüphesiz Yunus Emre’dir. Hayatı hakkındaki bilgiler onun şöhreti kadar kesin değildir. O kelimenin tam anlamıyla bir efsanedir. Onun döneminde yaşamış birçok devlet adamı çoktan unutuldu. Belki de bu alçak gönüllü dervişin kendileri unutulurken çağlar boyunca hatırlanacağı akıllarının ucundan bile geçmemiştir.
“Yaratılanı hoş gördük
Yaratandan ötürü "
dizileri Yunus Emre’nin adeta bir efsane olduğunu kanıtlamaktadır. Onun şiirleri yanmaz ve yıkılmaz, açık, saf ve anlaşılırdır.
Yunus Emre’nin doğum tarihi üzerine değişik araştırmacılar tarafından değişik tarihler tespit edile gelmiştir. Tarihi belgelerin eksikliği O’nun doğumu, yaşayışı, ölümü, mezarı hakkında değişik fikirler ortaya çıkarmıştır. En son kayıtlara göre Yunus Emre 1240-1241 tarihinde doğmuş 1329-1334 yılları arasında vefat etmiştir. Yunus Emre’nin doğum yerinin neresi olduğuna kesin hüküm verilmemiştir. Günümüzde Anadolu’nun birçok yerinde Yunus Emre’ye ait olduğu söylenen mezar bulunmaktadır. Bu da göstermektedir ki
Yunus Emre Anadolu insanının gönlünde yatmaktadır.
İnsanlar neden Yunus Emre’yi bu kadar çok seviyorlar? Hiç düşündünüz mü?
Çünkü Yunus Emre yüce gönüllüydü. Sevgi doluydu. Hoş görülüydü. Her şeyden önce insanları seviyordu. Bizi seven birini sevmemek mümkün müdür? Taş gönüllü olmak gerekir bizi sevdiğini haykıran birini sevmemek için.
“Ben gelmedim dava için.
Benim işim sevgi için.
Dostun evi gönüllerdir.
Gönüller yapmaya geldim.”
Mısralarında açıklıyor Yunus Emre yaşama nedenini.
“Ölümünden ne korkarsın korkma ebedi varsın.”
Diyen büyük şair, ölümü bir son değil bir başlangıç kabul etmiş, ölümden ötesi için ise sıradan insanların hayal ettiği yerlere özlem duymamıştır. Ona göre bu dünya bir gurbet yeridir. Asıl amacı ise sılasına ulaşıp sevdiği tek varlığa kavuşmaktır.
“ Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri.
İsteyene ve onları
Bana seni gerek seni” diyen bir insanda başka bir niyet bulmak mümkün müdür?
Yunus Emre deyince akla gelen en önemli özelliklerden birisi de bitmek tükenmek bilmeyen insan sevgisidir. O din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın bütün insanları sevmektedir. “Yetmiş iki millete bir gözle bakmayanı” kınamaktadır. İnsan gönlünü Kabe kadar kutsal bulan şair:
“Bir kez gönül yıktın ise
Şu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil”
demektedir. Böylelikle gerçek dindarlığın savaşmak değil insanları sevmek olduğunu haykırmaktadır çağlar ötesinden bizlere...
“Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz.”
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.