3
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
75
Okunma
Sen de bir gün...
Belki bugün değil, belki yarın da değil. Ama bir gün, kalbinin en sessiz yerinde O’nu anarken gözlerin dolacak. Dudaklarından dökülen bir salavat, yıllardır taşıdığın bütün yorgunlukların üzerine ince bir rahmet gibi inecek. Çünkü bugün öyle bir gün…
Bugün, gönüllerin sevinçle kıpırdadığı, dillerin salât ve selâmla buluştuğu müstesna bir gece. Bugün Mevlid Kandili… Âlemlere rahmet olarak gönderilen, adı anıldığında gönüllerimizin titrediği, sevgisini kelimelere sığdıramadığımız Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) dünyaya teşriflerinin hatırlandığı kutlu gece.
Ne büyük bir müjde değil mi?
O’nun gelişiyle karanlığın içinde bir nur belirdi. İnsanlığın yolunu kaybettiği bir zamanda, merhametin, adaletin, sabrın ve güzel ahlâkın ne demek olduğunu yaşayarak gösteren bir rehber geldi. Yetimin başını okşayan, mazluma sahip çıkan, kendisine kötülük edene bile dua edebilen bir Peygamber…
Bizler ise asırlar sonra, O’nun adını tesbih taneleri gibi dilimizde döndüre döndüre anıyoruz.
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed…
Her salavat bir sevda gibi düşüyor gönlümüze. Her selâm, aramızda görünmeyen bir bağ kuruyor. Zamanlar değişiyor, şehirler değişiyor, insanlar gelip geçiyor. Fakat O’na duyulan muhabbet, yüzyılları aşarak gönülden gönüle yürümeye devam ediyor.
Belki de insanın en güzel yolculuğu budur: Dünyanın gürültüsünden sıyrılıp gönlünü O’nun ahlâkına yaklaştırabilmek…
Bugün kandil. Bugün eller duaya, diller salâta ve selâma daha bir istekle uzanıyor. Kimi bir seccadenin üzerinde gözyaşı döküyor, kimi evinin sessiz bir köşesinde Peygamberini düşünüyor. Kimi yıllardır söyleyemediği bir duayı bugün Rabbine emanet ediyor.
Ve belki de hepimizin ihtiyacı aynı:
Biraz daha merhamet.
Biraz daha sabır.
Biraz daha affetmek.
Biraz daha insan olmak.
Çünkü Peygamberimizi sevmek yalnızca O’nun adını anmak değil; O’nun güzel ahlâkından kendimize bir pay çıkarabilmek değil midir?
Sen de bir gün…
Son nefesine yaklaştığında, dünyada ne kadar mal bıraktığını değil; kaç gönle dokunduğunu hatırlarsın.
Sen de bir gün, elinden kayıp giden yılların ardından dönüp baktığında, keşke daha çok sevseydim, daha çok affetseydim, daha çok iyilik yapsaydım dersin.
İşte o gün gelmeden, bugün başlayalım.
Bir salavatla…
Bir dua ile…
Bir gönül alarak…
Bir kırgınlığı unutarak…
Bir yetimin başını okşayarak…
Bir garibin yanında durarak…
Çünkü O’nun ümmeti olmak, yalnızca bir isim değil; bir ahlâk, bir emanet, bir sevda meselesidir.
Bugün Mevlid Kandili…
Tesbih taneleri gibi dönen zamanın içinde, bir gece daha bize emanet edildi. Belki de Rabbimizin bize sessizce söylediği şudur:
“Dön… Gönlünü temizle… Sev… Affet… Ve beni hatırla.”
Öyleyse bu gece, bütün kalbimizle salât ve selâm edelim.
Gecemiz O’nun sevgisiyle aydınlansın.
Dualarımız göğe yükselsin.
Gönüllerimiz rahmetle dolsun.
Ve biz, ömrümüzün sonuna kadar O’nu sevmenin, O’nu anmanın ve O’nun güzel ahlâkını yaşamanın huzurunu taşıyalım.
Sen de bir gün…
Belki bir salavatın içinde, belki bir duanın sonunda, belki de gözlerinden süzülen tek bir damla yaşta anlayacaksın:
Bazı sevgiler dünyaya sığmaz.
Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) sevgisi gibi…
Mevlid Kandilimiz mübarek olsun. Rabbim bizleri O’nun şefaatine, sevgisine ve güzel ahlâkına layık kullardan eylesin. Âmin.
"MEVLİT KANDİLİ ÖZEL"
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.