İnsanlarla yaşamak için biricik yol sabırdır. platen hallermund
Halil GÜLEL
Halil GÜLEL

ENFLASYON

Yorum

ENFLASYON

( 1 kişi )

0

Yorum

3

Beğeni

5,0

Puan

59

Okunma

ENFLASYON

ENFLASYON

“ENFLASYON” (1982)

Sanat, Kültür ve Ekonomi Perspektifinden Bir Yağlı Boya Resmimin Değerlendirmesi

1982 yılında yapmış olduğum “Enflasyon” adlı bu yağlıboya eseri, yalnızca ekonomik bir kavramı resim etmekle kalmayıp; ekonomik krizlerin birey, toplum ve kültür üzerinde bıraktığı izleri sembolik bir dille anlatmaya çalıştım.

Gerçekçilik ile sürrealist anlatımın iç içe geçtiği kompozisyon, izleyiciyi ilk bakışta estetik bir atmosferin içine çekerken, kısa süre sonra ekonomik düzen, sosyal adalet ve insan psikolojisi üzerine düşünmeye davet eder.

Sanat tarihi boyunca ekonomik olaylar çoğunlukla grafikler, istatistikler veya tarih kitaplarında anlatılmıştır. Bu eser ise enflasyonu rakamlardan çıkarıp insan yüzüne dönüştürmektedir. Böylece ekonomi, yalnızca piyasaların değil, insan hayatının da temel belirleyicilerinden biri olarak ele alınmaktadır.

Kompozisyonun genel yapısı olarak bu resimde dikkati ilk çeken unsur, sağ tarafta yer alan büyük kadın figürüdür. Figürün üzerinde bulunduğu mavi tonlar, ilk bakışta huzuru ve güveni çağrıştıran bir elbisenin alt kısmından damlayan boya görüntüsü bu güven duygusunun çözülmeye başladığını hissettirir. Sanki ekonomik düzen dışarıdan sağlam görünmekte, fakat buna karşılık içeriden erimektedir.

Kadının başı üzerinde taşıdığı turuncu şemsiye ise oldukça anlamlıdır. Şemsiye normal şartlarda yağmurdan ya da aşırı sıcaklarda güneşten korunmayı da simgeler. Burada ise ekonomik kriz karşısında bireyin kendisini koruma çabasını temsil ediyor gibidir. Ancak şemsiye yalnızca figürün kendisini korurken; çevredeki yıkımı engelleyecek güçten uzaktır.

Kadının uzattığı açık eli, yardım etmeye hazır bir insanı da düşündürebilir; fakat aynı zamanda boş kalmış bir avuçtur. Bu boşluk, satın alma gücünün azalmasını, gelirlerin yetersiz kalmasını ve ekonomik belirsizliği sembolize eder.

Bronz insan heykelinin anlattıklarına bakılırsa; kompozisyonun merkezinde yer alır ve eserin en dikkat çekici sembollerinden birisidir. Heykel hareket edecekmiş gibi öne eğilmiş olmasına rağmen adeta donup kalmış ya da taşlaşmıştır. Sanatçı burada üretim gücünü, emeği veya sıradan insanı temsil ediyor olabilir.

Buradaki kaide görüntüsü iki parça o devrin meşhur bir çikolatasından yapılmıştır. Bu da böyle bir devirde tatlı söylemler ile başlayan her yeniliği enflasyon kendi zamanıyla hızlı bir şekilde aşındırır ve çikolata gibi tatlı ve yumuşak zeminlerin üzerine adeta bronz heykeller gibi ağırlıklar koyar. Çikolatanın yumuşak ve dayanıksız bir halde bronz heykele bir kaide (altlık) yapılması enflasyon konusunda başka bir ironiyi işler. Enflasyon döneminde söylemler ve yapılan işlemler bazen tutarsız olur; adeta birbirinin olumlu etkilerini yok eder.

Bunun bir başka yorumu ise sözüm ona idareci ve yöneticilerin içindeki hata yapanların, uygulanmayan adalet yüzünden yaptıkları hataların bedelini bütün topluma; özellikle gelir düzeyi orta tabaka ile alt tabakaya; siyasi ve dini söylemleri kullanarak onlara yüklemeleridir.

Bazı ideolojik sol ve sağ sistemler; “halk düşmanı, karşı devrimci v.s. gibi” dinsel noktaya bağlı olanlar da; “din elden gidiyor, din düşmanı, kafir gibi” kavramları kullanıp farklı düşünenleri ötekileştirerek dışlarlar. İstek ve emirleri zorlama ve baskı yöntemiyle susturarak, zorla kabul ettirmeye çalışırlar.

Tek düşünce, tek tip elbise, tek lider, tek din ve tek ideoloji sistemleri kitabımızdaki Hucurat Suresindeki çok dilli, çok kültürlü toplum önerisine uymaz. Tek tip düşünce ve elbiseli ideoloji ve dini (hangi dinden olursa olsun) toplumlar, baskı rejimini ve diktatörlüğü getirir.

Halbuki bu konu hakkında yüce Rabbimiz, Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır.

“O’nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de: Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler için ibretler vardır.” (Rum, 30/22)

"Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz ondan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdar olandır." (Hucurat, 49/13)

Heykelin bir kaide üzerine yerleştirilmesi önemlidir. Çünkü toplumlar üretimi ve emeği teoride yüceltirken, uygulamada onu çoğu zaman hareketsiz bırakırlar. Heykel yürümek ister gibi görünmesine rağmen yerinden ayrılamaz. Bu durum ekonomik kriz dönemlerinde çalışan insanların sürekli emek vermelerine rağmen ilerleyemediklerini çağrıştırmaktadır.

Kaidenin ön yüzünde görülen dairesel amblem ise kurumsal yapıları, finans sistemini veya ekonomik otoriteyi simgeliyor olabilir. Böylece bireyin geleceği yalnızca kendi emeğiyle değil, sistem tarafından da belirlenmektedir.

Sistemden farklı düşünenler, inananlar ötekidir, faşisttir, karşı devrimcidir veya kafirdir. Ötekini tanımayan ya da tanımak istemeyenler; en iyisinin kendilerinin olduğuna inanırlar ve diğerlerinin de kendi renklerinde veya biçimlerinde olmalarını ısrar edip, hatta onlara (ötekilere) hayat hakkı bile tanımazlar. Böyle düşünenlerde hür akıl, hür vicdan, hür sorgulama ve hür bilim yoktur.

Dünyanın neresinde olursanız olun, hangi dine veya ideolojik toplumun bir parçası olursanız olunuz; herkesin (bir başkasının yaşamını tehdit etmediği müddetçe) yaşam hakkı vardır. İleride hesabı Allah görecektir ama Allah’ın hiç kimseye vermediği bu yargılama hakkını bazıları kendi menfaatleri ve koltuk hırsları uğruna baskı ve korku aracı olarak kullanmaları dinimize göre de kabul edilemez.

Maalesef hem dinsel hem de siyasi ideolojik noktaları kullanarak başa geçenler, önce korku rejimini yerleştirip ardındanda akıl ve hür düşünceleri kaldırıp tertemiz dini akideleri - kuralları yozlaştırır ve aşındırırlar.

Böylesi idareci ve din adamları, din adına halkın huzurlu ve mutlu bir şekilde dini yaşamasından uzaklaştırıp; kendi bencillikleri ve hırsları uğruna bu huzuru ve barışı yok ederler. Bir nevi söylemler ve yapılanlar yüzünden içerisi boşaltılmış bir inanç veya ideolojik anlayış ortaya koyarlar ve insanların mutsuz olmasına sebep olurlar.

Tabloda farklı mimari öğelerin aynı düzlemde kullanılması tesadüf değildir. Soldaki taş duvar geçmişi ve geleneksel ekonomiyi temsil ederken; ortadaki beyaz yapılar modernleşmeyi, sağdaki yüksek bina ise kentleşmeyi ve kapitalist düzeni çağrıştırmaktadır.

Bu farklı dönemlerin aynı kompozisyonda bulunması, enflasyonun yalnızca belirli bir zamana değil, farklı ekonomik sistemlere de eşlik eden evrensel bir sorun olduğunu düşündürmektedir.

Perspektif çizgileri izleyiciyi tablonun derinliklerine doğru taşır. Rayları andıran doğrusal yapı geleceğe uzanan bir yol hissi verir. Ancak bu yolun sonunda belirgin bir hedef görülmez. Bu belirsizlik ekonomik geleceğin öngörülemezlik açısını simgeler.

Sanatçı renkleri yalnızca estetik amaçla değil, psikolojik anlamlarıyla da kullanmıştır. Mavi gökyüzü umut ve huzuru temsil ederken, turuncu ve kahverengi tonlar sıcaklık kadar ekonomik baskıyı da hissettirir.

Bronz ve gri renkler durağanlığı, beyaz yapılar ise umut ile kırılganlık arasındaki ince çizgiyi anlatmaktadır. Antik dönem sütun sistemini çağrıştıran bu beyaz bölümde artık yozlaşma yüzünden sütun parçaları göz yanılması için üst üste gelmeyecek şekilde konulmuştur. Yani burada yapılan ıslahatlar; bilimsel olmayıp tarafgirlikle yapıldığı için birbirini tamamlamaz; daha çok yozlaşmaya ve çöküşe yatkındır.

Gökyüzündeki yumuşak bulutlar sakin görünmesine rağmen yeryüzündeki huzursuzlukla güçlü bir karşıtlık oluşturur. Bu karşıtlık ekonomik krizlerin çoğu zaman görünmez biçimde ilerlediğini düşündürmektedir. Dışarıdan hayat normal görünür; fakat bireyin yaşamında derin yaralar açılmıştır.

Enflasyon, iktisat biliminde genel fiyat seviyesinin sürekli yükselmesi olarak tanımlanır. Ancak bu tanım tek başına toplumun yaşadığı gerçekliği açıklamaya yetmez.

Yüksek enflasyon; satın alma gücünü azaltır, gelir dağılımını bozar, tasarrufları eritir, yatırım kararlarını geciktirir, psikolojik güvensizlik oluşturur. Bu tablo tam da bu görünmeyen etkileri görünür hâle getirmektedir.

Ekonomik krizler yalnızca cüzdanları değil, insanların gelecek, adalet, eşitlik algısını da değiştirir. Belirsizlik arttıkça bireyler harcamalarını erteler, güven duygusu zayıflar ve toplumsal huzursuzluk artar. Bu psikolojik baskıyı doğrudan insan figürleri üzerinden aktarmaktadır.

Ekonomi ile kültür birbirinden bağımsız değildir. Artık birçok insan kendi yaşamları ve bencillikleri için doğal, tarihi ve kültürel mirasları tahrip edip çok cüzi kazanlar için onları yok ederler. Doğa tahribatı orada yaşayan tüm canlıların yok edilmesi pahasına ‘siyanürle altın arıyoruz’ diye bir yaşam bölgesinin börtü böcek hayvan ve bitki örtüsüne ölümcül bir şekilde çok uluslu şirketler vasıtasıyla yapılan tahribat neticesinde her türlü canlıya yapılan katliamdır.

Bunun yanında bizden önce yaşamış olan milletlerin bıraktığı adeta tarihi ve kültürel belgeler olan anıtların, höyüklerin, mezarların, tapınakların, heykellerin, mozaiklerin ve sanat eserlerinin tahribatları insanlık ailesine çok pahalıya mal olmaktadır. İskenderiye kütüphanesi ve antik dönem heykelleri ilk çağlarda mutaassıp Hıristiyanlar tarafından yok edilmiş; meşhur İskenderiye Kütüphanesi yakılmış; bu suçlarını daha sonra Müslümanların üzerine atmışlardır.

Bu mevzu bilimsel çalışmalar neticesinde gerçeğin böyle olmadığı konusu anlaşılmış ama dini taassup hale getiren bazı sistemler tarafından Afganistan’daki iki büyük Buda heykeli 2001 yılında patlatılarak parçalanıp tahrip edilmiştir. Bu tür toplumsal rahatsızlıklar her dinde görülebilir.

Enflasyon dönemlerinde yalnızca alışveriş alışkanlıkları değişmez; aile ilişkileri, eğitim imkânları, sanat üretimi, kültürel etkinlikler, sosyal dayanışma da etkilenir.

Sanatçı büyük kadın figürünü toplumun vicdanı gibi konumlandırmıştır. Açık eli, yalnızca ekonomik yardım değil; paylaşma, dayanışma ve merhamet çağrısı olarak da okunabilir. Bu yönüyle eser, ekonomik eleştirinin yanında ahlaki bir mesaj da taşımaktadır.
Teknik açıdan eser, gerçekçi figür anlayışı ile sembolist anlatımı başarılı biçimde birleştirmektedir. Nesneler birebir gerçekliği yansıtmaktan ziyade düşünceyi temsil etmektedir. Bu özellik, XX. yüzyılın ikinci yarısında gelişen sembolik gerçekçilik anlayışıyla uyumludur.

Kompozisyondaki denge dikkat çekicidir. Sağdaki büyük figür ile soldaki heykel arasında kurulan görsel ağırlık, izleyicinin gözünü sürekli resim içinde dolaştırmaktadır. Perspektifin merkeze doğru yönelmesi ise düşünsel derinliği artırmaktadır.
Resimde hiçbir unsur rastgele yerleştirilmemiş görünmektedir. Her figür, her renk ve her mimari öğe ekonomik anlatının bir parçası hâline gelmiştir.
“Enflasyon”, yalnızca ekonomik bir kavramın görsel karşılığı değildir. Aynı zamanda insan emeğinin, toplumsal adaletin, güven duygusunun ve geleceğe dair umutların sorgulandığı güçlü bir düşünce resmidir.

Sanatçı, rakamların ifade edemediği bir gerçeği fırçasıyla görünür kılmaktadır: Enflasyon yalnızca fiyatların yükselmesi değil; insanın yaşam kalitesinin, umutlarının ve toplumsal dengesinin de aşınmasıdır.
Açık avuç, hareketsiz heykel, eriyen giysi, perspektif boyunca uzanan yol ve farklı dönemleri temsil eden mimari yapılar; ekonomik sistemin birey üzerindeki çok katmanlı etkilerini sembolik bir bütünlük içinde anlatmaktadır.

Bu yönüyle eser, estetik değerinin ötesinde sosyal bilimler, ekonomi ve kültür tarihi açısından da okunabilecek nitelikte; izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, düşünmeye davet eden başarılı bir sanat çalışmasıdır.

Halil GÜLEL
Düsseldorf / 2026
(Renkli Dünyam)

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Enflasyon Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Enflasyon yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ENFLASYON yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL