Tüm sözcükler tükendiğinde insan insanı anlamaya başlar. jerzy lec
Yasin Yüksel
Yasin Yüksel

Gelin Kayası

Yorum

Gelin Kayası

( 10 kişi )

4

Yorum

16

Beğeni

5,0

Puan

246

Okunma

Gelin Kayası

Gelin Kayası

Ankara Elmadağ Yeşildere Gelin Kayası.

TAŞIN HAFIZASI VE AĞ GELİN’İN İZİNDE

Yasin Yüksel

Not :.(Ağ ğelin , Gelin kayası ile alakalı değildir
Bizim Elmadağ Yeşildere düğünlerin vazgeçilmez uzun havasıdır benim iliştirdiğim bir başlıktır.)

(Ağ gelin de indi’mola yayladan, yayladan,
Kaşın değil gözün beni ağladan,
ağ gelin sürmelim,
Bu ayrılıkta bize Kadir Mevlâdan, Mevlâdan,
Alırım ahdımı koymam yar sende ağ gelin sürmelim,)


===Gelin Kayası.===

Köyün yukarısındaki kayalık sırta çıktığınızda, güneş henüz dağların arkasından yeni yükselmişti
Oksijen bayramı ediyordu ciğerlerimiz.

Birikmiş yılların yüküyle taşlara dokunarak ilerleyen adımlar, aslında sadece bir patikayı değil, bir hafızayı yürür
aslında Anadolu’nun her tarafı aynı
Akif’in de dediği gibi "Bastığın yerleri toprak diyerek geçme"

Bu kayalıklar çocukluktan kalma bir tanıdıktır; zira Anadolu’da taşların da bir hafızası vardır.

Binlerce yıl boyunca bizim İdris dağının esen sert rüzgârları kayaları yontmuş, yağmurlar ince çatlakların içine dolmuş sanki bir sâhan görüntüsü almış gibi ve güneş her sabah aynı sırta bıkıp usanmadan yeniden doğmuş.

Ankara’nın Elmadağ ilçesine bağlı Yeşildere köyünde yükselen Gelin Kayası,
tam da bu kadim döngünün merkezinde durur.
Kayada, uzaktan bakıldığında gökyüzüne açılan bir pencereyi ya da bir bileziği andıran derin bir oyuk göze çarpar.

Bizim köydeki büyüklere göre "Taşın Gözü" dedikleri bu ulu kayalık bilezik, kimine göre dağların ötesindeki bilinmeyen diyarlara bakılan bir pencere,
kimine göre ise geçmişte yaşanan bir efsaneye göre gelin alayının önünü kesen eşkiyalar gelini kaçırmaya çalışmış ve gelin teslim olmayıp o bileziğe dönen kayadan kendini boşluğa bırakmış ve bizlere ağıtları söylenen ağ gelin efsanesi ,aşkı saklanan bir mahzen oluvermiş.

Babadan oğula devreden o eski hakikat, kayaların sessizliğinde yankılanır:

(Ağ gelin de oturmuş daşın üstüne, üstüne,
Her nedersen başım üstüne ağ gelin ,sürmelim,
Ben güzelden böyle vefa ummazdım, ummazdım
Güzel ağlatmadıda güldürdü beni ağ gelin ,sürmelim
Güzel ağlatmadıda güldürdü beni ağ gelin sürmelim...)

Gelin kayası efsanesi Ahlat Dağı’ndan İdris Dağı’na doğru esen rüzgâr, sadece kayaları yontmakla kalmaz; Dereşıh’tan Şahin yükselen Ovası’na uzanan o engin coğrafyada eski bir efsaneyi fısıldar.
Sütun gibi yükselen o dik gelin kayalıkları, zamanında buradan geçen ve izi taşlara mühürlenen Ağ Gelin’in mirası gibidir.

Süzülür enginde kartal kanadı,
Ahlat Dağı kadar kadimdir yollar.
Aşkın sert rüzgârıyla anar adını,
Gelin Kayası’na çıkan tüm yaylalar..(Yasin Yüksel.)

Günün ilk ışıklarıyla parlayan o ulu kaya,
akşam çökerken yankılanan yanık bir uzun havayla
uykudan uyanır efsane canlanır yine yeni yeniden.

Yıllar geçmiş, köyümün bülbül öten dağları öksüz
Kekliklerin su içmeye indiği beş pınar dereleri kuru,toprak evleri yıkılıp silinmiş gençler şehirlere göç etmiş, tarlalar boş ve eski taş mektebin kapılarına birer kilit vurulmuş viraneye dönmüş baykuş tünemiş...

Fakat Gelin Kayası hâlâ oradadır; sessizdir ama asla suskun değildir.
Mağrur ve başı dik.

Zamanın tek işi gücü yıkmak ya da unutturmak değildir elbet. Güneşle yıkanan o ulu kayalığın çatlaklarından birinde, küçücük ve yeşil bir filiz başını gökyüzüne uzatır.

Taşın bükülmez sertliği ile filizin narinliği yan yana durduğunda, hayatın en büyük sırrı belirir:

Zaman yalnızca eksiltmez, bazen en sert taşın bağrından bile yeni bir hayat çıkarır.

Taş kalpli deme ey insanca insan
Gelin kaya taşdı yıllarca bir zaman
Bir gelin yâdına kaldı bunca zaman
Mirasını saklar elmas canından...(Yasin Yüksel.)

Gelin Kayası’nın bileziğinin gözünden boşluğa bakıldığında görüceğiniz şudur ki; taş geçmişe doğru bir kapı aralar,ama hayat geleceği kültürel miras olarak yarınlara taşır

İnsan kendi zamanından geçip giderken geride bıraktığı en küçük kıpırtı, bir dua ya da bir sevda izi, gün gelir başka bir insanın hayatında yeniden doğar yaşar hayat bulur ,kim bilir?
Taş susar, rüzgâr söyler; o ulu bilezik sonsuz bir sevdayla parlamaya devam eder...
===========================

===Gelin Kayası===
===Ag Gelinin Mirası===

Süzülür enginde kartal kanadı
Ahlat dağı kadar kadimdir yollar
aşkın sert rüzgârıyla anar adını
gelin kayasına çıkan tüm patikalar

bin yıllık rüzgârlar yontmuş bağrını
her çatlak izinde gizli göz yaşı sızı
ruhum duyar idris dağının çağrısını
içimde bir berrak umutlu gökyüzü izi

dereşıh uzanır engine şahin ovası
taşlaşmış bir yürek bakar uzaktan
Çok hüzünlü nazlı yurdun sevda
okunur içimde duası o ilk duaktan

geçmişten bugüne fısıldar rüzgâr
"aman ağ gelin indim ola yayladan"
kaya bir bilezik güneşte parlar
sütun gibi yükselir aşkın ahından

taşın bağrındaki o kor kıpırtı
bin yıl ötesinden ağ gelinin izi
bir uzun havayla dağın uykusu
sarmalar rüzgârın sesi kalbimizi

bir gelin geçti bu yoldan vaktiyle
mühürlendi izi bileği dik kayalara
akşam çökerken o yanık türküyle
ağ gelin kavuşur yine gelin kayasına

dün ile bugün arasında sessiz
bir sevdalı yürür uzak yaylamda
taş susar rüzgâr söyler kimsesiz
o bilezik parlar sonsuz sevdada...

Yasin Yüksel.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (10)

5.0

100% (10)

Gelin kayası Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Gelin kayası yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Gelin Kayası yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
yudumyunus
yudumyunus, @yudumyunus
14.8.2026 21:29:28
5 puan verdi
Gerek konu gerekse anlatım bakımından çok çok güzel bir eser okudum değerli sayfanızda

Tarihi değerlerimizi yazıya dökerek tanıtmanız kayda değer vede takdir edilecek nitelikte olup her haliyle mükemmel bir o kadarda anlamlıydı

Sizi vede usta kaleminizi tüm samimiyetimle kutlarım tebrikler

yudumyunus
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
14.8.2026 22:57:58
5 puan verdi
"Ağ gelin" efsanevi bir aşk hikayesine benzettim bu güzel şiirinizi. Şiir yüreğinize selam olsun üstadım. Nicelerine dileklerimle
Etkili Yorum
Hikmet-Metin
Hikmet-Metin, @hikmet-metin
14.8.2026 21:31:03
5 puan verdi
Çok kıymetli bir kültürel hafıza çalışması olmuş. Gelin Kayası’nı taşın, rüzgârın, türkünün ve insan hatırasının kesiştiği bir mekân olarak anlatmanız, metne yalnızca bir yöre hikâyesi değil, güçlü bir aidiyet duygusu kazandırmış.

Özellikle “Taş susar, rüzgâr söyler” düşüncesi bütün anlatının ruhunu taşıyor. Gelin Kayası burada yalnızca bir kaya değil; göç eden insanların, kapanan evlerin, unutulmaya yüz tutan türkünün ve geçmişten bugüne aktarılan sevdanın sessiz tanığı.

Son bölümdeki şiir de anlatıyı güzel tamamlıyor. Ağ Gelin türküsünü Gelin Kayası’yla doğrudan tarihsel olarak ilişkilendirmediğinizi belirtmeniz de anlatı ile yöresel ezgi arasındaki sınırı koruması bakımından yerinde olmuş.

Taşın hafızasını dile, rüzgârın sesini şiire taşıyan bu güzel çalışma için kaleminize, emeğinize ve memleket hafızasına gösterdiğiniz vefaya sağlık.
Etkili Yorum
(sahaf)
(sahaf), @-sahaf-
14.8.2026 18:58:49
5 puan verdi
“Gelin Kayası” gibi halk anlatıları ve doğal/kültürel miras unsurları, Anadolu’nun yüzyıllar boyunca biriktirdiği ortak hafızanın parçalarıdır. Bu tür yerler sadece bir kaya, bir yapı ya da bir manzara değildir; içinde efsaneler, yöre insanının inançları, acıları, sevinçleri ve geçmişten gelen hikâyeler taşır.
Gelin Kayası gibi simgeler, geçmişle bugün arasında bir köprü kurar. Onları korumak, aslında Anadolu’nun hafızasını korumaktır bunları sürekli yazın şairim bilmeyen bilsin
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL