0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
83
Okunma
— Ne diyordum? Ne diyordum?
Ha!
Evet!
Diyeceğim, hayatınıza bir parça renk katmaya çalışmalısınız!
Madem bana gelme ihtiyacı hissettiniz, ben de bir psikolog olarak size elimden gelen yardımı yapacağım.
Şeyy...
Evet.
Kaç yıllık evliyim demiştiniz?
Erkek: — Dört!
Psikolog: — Hayır, size sordum!
Kadın: — Dört!
Psikolog: — Evettt... Demek dört...
Bakın! Evlilikler bir nevi kaçamak ilişkilerin bittiği durumdur. Ve insanın özünde kaçamak aşkları yaşamak dürtüsü vardır.
Siz bir nebze o açlığı da çekiyor olabilirsiniz.
Şey...
Aranızda aç olan var mı?
Benim biraz karnım acıktı da.
Neyse, sonra yerim.
Ha, ne diyordum?
Erkek: — Kaçamak ilişkiler!
Psikolog: — Ha evet!
Çocuk var mıydı?
Erkek: — Hayır, yok!
Psikolog: — Ya sizin cevabınız?
Kadın: — Yok!
Psikolog: — Hımmm...
İkiniz de yok dediniz!
Demek ki ortak bir noktada buluşabiliyorsunuz.
Bakın, bu güzel işte.
Ünlü bir psikolog der ki: Mutluluk, ortak noktalarda buluşabilmektir.
Aslında ben de ünlü olabilirdim.
Ama hiç böyle bir kaygım olmadı.
Yoo, yoo, yanlış anlamayın. Ben kaygısız değilim.
Tabii ki benim de kaygılarım var.
Bakmayın göz altlarımın biraz çukurlaştığına.
Herkes gibi benim de mutlu olmak adına kaygılarım var.
Ne demişler...
Kaygısız başın ceremesini şey çeker!
Ne çekerdi?
Neyse...
Ne diyordum?
Ha!
Ortak noktalar!
En son ne zaman münakaşa ettiniz?
Erkek: — Dün!
Psikolog: — Siz?
Kadın: — Dün!
Psikolog: — Hımmm...
Demek yakın bir tarihte.
Peki, bir psikolog olarak münakaşa sebebini sormamda bir mahsur bulunabilir mi?
Erkek: — Yemek.
Psikolog: — Siz?
Kadın: — Yemek.
Psikolog: — Yemek?
Hımmm...
Bakın, yemek yemek temel ve zaruri bir ihtiyaçtır.
Bu gerçeği ilk insanlar bile keşfetmişlerdir.
Bilirsiniz, onlar mamut avlarlarmış.
Ama şimdi mamutların nesli tükendi tabii.
Neyse!
Demek tartışma konusu yemek!
(Garrk!)
Pardon!
Sanırım öğlen yediğim yemek dokunmuş olmalı.
Bu konuda bir türlü ölçülü davranamıyorum.
Ne yediğime dikkat etmem gerekiyor.
Şey...
Kaç yıllık evliyim demiştiniz?
Erkek: — Dört!
Psikolog: — Siz?
Kadın: — Dört!
Psikolog: — Evet...
Demek dört!
Karımın dördüncü evlilik yıldönümümüzde gemi seyahatine çıkmıştık.
Ama itiraf etmeliyim, geminin aşçısı çok kötüydü.
Eğer durumun böyle olacağını bilseydim, inanın erzakımı yanımda getirirdim.
Neyse ki sadece bir hafta tahammül etmek zorunda kaldım.
Neyse...
Demek dört!
Dört ve yemek?
Konu yemekti, öyle mi?
Erkek: — Evet.
Psikolog: — Sizce?
Kadın: — Evet!
Psikolog: — Hımmm...
Ahhhh!
Saatim durmuş yine.
Karım o kadar tembih etmişti oysa pil almam için.
Unutkanlık işte.
Şeyy...
Ben zamana çok önem veririm.
Her şey dakik olmalı.
Yemek tam vaktinde gelmeli!
Yoksa o yemekten hayatta tat alamam.
Karım da bunu çok iyi bilir.
İnanın bana, dişlerimi fırçaladığım saat bile bellidir.
Neyse...
Şey...
Saat kaç acaba?
Erkek: — Üç buçuk.
Psikolog: — Sizce?
Kadın: — Üç buçuk!
Psikolog: — Hımmm...
Bir saniye, mide hapımı almam gerekiyor.
Tamammm!
Şey...
Ne diyordum?
Erkek: — Zaman sizin için çok önemlidir!
Psikolog: — Sizce?
Kadın: — Zaman sizin için çok önemlidir.
Psikolog: — Ha evet!
Kırk altı yıl nasıl geçti anlamak mümkün değil.
Sizin gibi kaç insan, kaç çift geldi sayamam bile.
Tabii benim görevim herkese yardımcı olmak ve mutlu olmasını sağlamak.
Hâlâ hastalarımdan kart alıyorum.
Bu, inanın benim için oldukça mutluluk verici.
Şey...
Demek tartışma konunuz yemek!
Severek mi evlendiniz?
Yani görücü usulü ile mi?
Aslında yanlış bir soru tabii.
“Severek mi evlendiniz?” sorusu.
Tabii ki sevmiş olmalısınız birbirinizi ki evlenmeye karar vermişsiniz.
Düşünsenize şöyle bir soru sorduğumu:
“Sevmeyerek mi evlendiniz?”
Hah hah hah!
Sizce de komik olurdu değil mi öyle sorsaydım?
Erkek: — Evet!
Psikolog: — Sizce?
Kadın: — Evet!
Psikolog: — Evet, bence de komik olurdu.
Şeyy...
Neyse...
Tabii her evlilikte çeşitli tartışma konularından çeşitli tartışma ortamları doğabilir.
Önemli olan, böyle durumlarda yaratılacak uyumdur.
Yani çiftler tartışma zamanlarında birbirlerine saygıyla yaklaşarak uyum göstermeliler.
Bakın, “göstermek zorundalar” demedim.
Çünkü evlilikte hiçbir olgu zorunluluğa dayandırılamaz.
Her hareketin, her davranışın altında ortak özgürlük olmalıdır.
Ortak özgürlükten kastım da...
Bir saniye...
Midem!
Bir tane yetmedi.
Sanırım bir tane daha alsam iyi olacak.
Tamammm!
Şey...
Ne diyordum?
Erkek: — Ortak özgürlük.
Psikolog: — Sizce?
Kadın: — Ortak özgürlük!
Psikolog: — Ha evet...
Çiftler yaşadıkları mekânda uyumlu bir biçimde kendilerine ortak özgürlük şansı vermeliler.
Tabii ki yemek yemek sizin en doğal hakkınız.
Ama düşünmenizi istediğim asıl konu şu:
Yemek için tartışmanız sizin için doğal bir hak mıdır?
Pek tabii biraz daha derinlere inseydik, muhakkak asıl sorunun yemek olmadığını öğrenecektik.
Demek ki sorunların köküne inebildiğimiz sürece onları çözmeye yaklaşabiliriz.
Pek tabii benim de sorunlarım var.
Birçoğu da beni yiyip bitiren sorunlar.
Ben şey...
Ben klasik müzik dinlemeyi çok severim.
Ama...
Şey...
Ama...
Neyse!
Ne diyordum?
Erkek: — Sorunların kökü!
Psikolog: — Sizce?
Kadın: — Sorunların kökü!
Psikolog: — Ha evet tabii ya!
Sorunların kökü!
Kök çok önemlidir.
Bir çiçeğin, bir ağacın kökünü düşünün.
Ancak iyi sulandıklarında ve güneş aldıklarında — yani ihtiyacı olanları aldıklarında — kökleri kudretli ve sağlam olabilir.
Ve ancak o şekilde dalları, yaprakları gürbüz olabilir.
Benim evde bir begonyam var.
Ben begonyaları çok severim.
Gerçekten çok hassas bir bitkidir begonyalar.
Neye ihtiyacı olduğunu çok iyi bilmeniz gerekir.
Ayarı kaçırdığınızda hemen size küserler.
Narindirler.
Bir anne şefkati isterler.
Ama ne yazık ki begonyalarımdan biri ben iş gezisine gittiğimde...
Neyse...
Şey...
Demek sebep yemek ha?
Hımmm...
Peki daha önce buna benzer tartışmalar yaşadınız mı?
Erkek: — Başka sebeplerden birkaç kez.
Psikolog: — Siz?
Kadın: — Başka sebeplerden birkaç kez!
Psikolog: — Bakın, dediğim gibi!
Sebepler, uyuşmazlıkların içindeki zincirin halkalarındandır.
Zinciri uzatmak ya da uzatmamak sizin elinizde.
Derinlere inip sevgiyle birbirinizi anlamaya çalışmalısınız.
Bir saniye...
Telefon!
(Telefonu açar.)
Alo!
Merhaba karıcığım...
Evet karıcığım...
Hay hay karıcığım...
Ama karıcığım...
Tamam karıcığım.
Peki karıcığım...
Geliyorum karıcığım...
Karıcığım begon...
Şey...
İzninizle ben şimdi çıkmak zorundayım.
İsterseniz randevulaşacağımız bir gün seansımıza devam edelim.
Ne dersiniz?
Erkek: — Olur.
Psikolog: — Sizce?
Kadın: — Olur...
Oktay Coşar
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.