0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
87
Okunma
31 Ağustos 2003 Cide
Günlerden pazar !
1-
Yalnızlığım kendini iyice hissettirdiği günün sabahı: kimsesizlik, ürkütücü sessizlik sevgisizlik; kokusuna alışık olduğum Gülüm, sensizlik yani.
Kalktığımda saatin 06:30 civarı olduğunu gördüm,inanamadım, gözlerimi ovdum, numaralı gözlüğümü takıp bir daha baktım; doğruydu. Hafta sonu ,hem de pazar şimdiden kalkıp da ne yapacağım diye düşündüm battaniyeme bir daha sarındım, tavşan, kuş uykusuyla uyuklar oldum; karmaşık deli dolu rüyalar görüyordum. Karıcığım yanımdaymış elimi uzattım sarılacak oldum elimin duvara çarpmasıyla irkildim. Yalnızlığımla baş başaydım, derin bir boşluk içindeydim derin kuyu beni dibine çekiyordu; bir ahtapottu yalnızlık: kollarını açmış üstüme üstüme geliyordu ahtapot...
Karadeniz’in dalgaları arasındayım çaresizim…ses bir nefes verecek
kim kimseler yoktu yanımda yakınımda…!
Evet ne yapmalı;
Ne yapmalıyım!
2-
Bu yalnızlığa esir mi teslim mi olmalıydım? O karanlık kuyunun beni içine taa dibine çekmesini; o ahtapotun gelip beni sarıp sarmalayıp yutmasını mı Karadeniz’in köpüklü azgın dalgalarının beni alıp bir çöp bir teneke bir kadavra gibi sürükleyip oradan oraya çarpmasını mı beklemeliyim?
Ben bunca zayıf mıydım? Ben Anadolu’nun bir dağ köyünden sekiz on yaşlarımda üç beş kuzu peşinde bir çoban çocukken ’okuyacağım okumalıyım’ deyip çobanlık değneğini atıp Ankaraya gelmemiş miydim.? Yengelerin abilerin kahrını sitemini sineye çekip hedefime ulaşmanın kararlılığını, yürekliliğini göstermemiş miydim; (Allah onlardan razı olsun)yani onca engeli aşıp bir maratoncu gibi o ipi göğüslemenin başarısını göstermemiş miydim!! Başarıp: 1979 sonbaharında; Kars’ın
adını ilk duyduğum Digor ilçesinde T.C. yargı sistemi içinde kendi
yetenek, bilgi, birikimiyle meslekte ilerleyip 1.sınıf hakim mevkiine yükselmemiş miydim? Meslekte haritayı katlayıp görev ifa etmemiş miydim.
25 yıllık kürsü hizmetiyle ile 2000 bin yılı sonunda emekli olup;
2001 Nisanında Kastamonu Cide ilçesinde atanmayla Noterlik görevine başlamamış mıydım.
O halde bu bezginliğim, bu yılgınlığım neydi, nedendi? o uğraşı azmim, gücüm yani özüm alınmış mıydı?
Bu teslimiyetçilikte neydi?
Üstümdeki bu yılgınlık bulutu, sisi neydi?
Bir lodos bir poyraz gibi esip kara bulutları dağıtıp ; ince bulutlar gibi gürleyip, yıldırımlar çakıp… dereler, pınarlar seller gibi çağlayamaz mıydım? Bir silkinişle bu uyuşukluk yükünü üstümden atamaz mıydım; bir hamleyle şu ahtapotun kolunu kanadını koparıp elinden sıyrılamaz mıydım; Karadeniz’in köpüklü azgın dalgalarına karşı kol kas yürek ve beyin hünerlerini yeteneklerini tekrar canlandıramaz mıydım.?
Niçin yapamayacakmışım!
Haydi oğlum Mustafa haydi silkin toparlan ,kalk ayağa bir kalk!...
Uykunun ağırlığından sıyrıl! bak kendini ne denli zinde güçlü hissedeceksin?
Haydi göreyim seni!...
İçimdeki bu ses bu dürtü bu azim duygularıyla fırladım yataktan!... camı açtım…işemeye koştum…ılık suyla duş aldım, çayımı koydum…tv istasyonlarını karıştırdım tv 4 te çok güzel canlı halk türküleri vardı, daha da canlandım, dirildim….
Çayım oluşmaya dursun bir yandan tv 4 teki türküleri dinliyor bir yandan da ’Tolstoy’un Günlüğü’ isimli kitabı kaldığım yerden okumaya çalışıyorum, ama okumaya konsantre olamadım. Çayı kontrole gittim su kaynıyordu demleme işini tamamladım. saat ( 11) civarıydı. Gazeteler gelmiştir.
çay demini almaya dursun ben gazetelerimi alıp geleyim çaydanlığa su ilave etti, .altını kıstım; ne olur ne olmaz, unuttuğum vukuatlar yaşadığım kabı kacağı yaktım az olmuştu!
Evet uzatmayayım…
Gazetelerimi aldım, geldim. başlıklarına şöyle bir göz attım.. hep aynı şeyler aynı konular …
30 Ağustos Zafer Bayramını büyük çoşkularla kutlamışız 31.yıl dönümüymüş. Komutanlar Anıtkabire çıkmış çelenk bırakmış ...
Geçit merasiminde devletin zirvesi buluşmuş …
30 Ağustos Resepsiyonuna hükümet kanadından eşleriyle gitmemek suretiyle misilleme jest yapılmış mış!
Irakta karışıklık … şii lideri öldürülmüş ... Necefte Hz.Ali camiinde toplanan binlerce ( 70 bin)şii intikam yemini etmiş….
Askerimiz Irak’a gitsin mi? Fransa’da ( Paris) yapılan dünya atletizm şampiyonası devam ediyor…
1500 m. koşucumuz Süreyya Ayhan bugün saat 19:20 de final şampiyonluk için koşacak…altın madalya bekliyoruz.
ABD. Ankara büyük elçisi YSK. kurulunu ziyaret edip 3 kasım 2002 de yapılan seçimin iptal edilip edilmeyeceği hususunda nabız yoklaması yapacakmış vs.
Detayları okumak üzere gazeteyi bıraktım kahvaltı masamı tv nin yanına getirdim .hem tv ye şöyle yandan göz kulak olurken hem de atıştırıyorum. masamda reçel, süt yüzünden almış olduğum çit kaymak (bayılırım) kepek ekmek ... en büyük zevkim olan çay ile süt karışımı bana çay görevi görüyor, derken evi aradım.0312 389 14 23
3-
alo!
Gülay’cığımın ( göbek adı Gule )sesi,
ezgin, üzgün
hasretlik kokan
bıkkınlık okunan
insanın yüreğine dokunan
gerçi genelde böyledir ama bugün daha da etkileyici dokunucu,
- Gülcan!
- Efendim… derinden gelen bir ses
-Nasılsın? nasılsınız?
- Ne bileyim, işte!..
- Ne ? hayr ola bir şey mi var?
- Yok…önemli bir şey ama !..
- Eee?
- Bırak da gel istersen
- Hoppala! mutlaka bir şey olmalı yoksa böyle dermezdin; derdin,
ama ben yakınınca derdin; oysa şimdi... birden içim karardı, yüreğim sızladı oysa ben moral için moral takviyesi için aramıştım sabah sabah!...
Neyse hayrola ne oldu ya!.
- Ne bileyim rüyamda seni istiyormuşum sen bana bakmadın.,
bırakıp gittin…nerelere gittin?
- Ne bileyim rüyayı gören sensin?
- Öyle değil!.. dün bir yere mi birilerine mi gittin?
doğru söyle!
- Bırak yahu! ben dedim ne olmuş …
Cevap bekliyorken
- Ben de seninleymişiz yani yatakta yanımdaymışsın…
sarılmak istiyorum elimin duvara çarpmasıyla uyandım.
- Doğru mu?
- Vallahi, vallahi !...
- Ah canım… dedi derin bir iç geçirdi devamla
onun için diyorum ya bırak ta gel!
- Bakalım ,bakarsın toparlandım geldim. biliyorsun tayin bekliyorum.
15 20 güne kadar belli olur.
- İşler nasıl
- Ağustosta iyiydi ama ... tl peşin vergi yani gelecek sene ödemem gereken verginin taksitlerinden hem de ikincisini ödedim. muhtasar denen halen neyin nesi olduğunu anlayamadığım parayı ödedim; öyle zoruma gitti ki…Buranın kazancı ne ki ne ola ki…onu da devlete dedim…
_ - Alacaklar ki hortumculara... onlar hortumlasınlar ,biz o enkazları temizlemek le uğraşalım dedi , sevgili karıcığım: hep akıllı düşünen dişi kaplanım aslanım benim….
- öyle… öyle neyse… çocuklar? dedim.
- iyiler iyiler dedi. devamla bugün rüyamda çok ağladım...
- Niye ne oldu?
- Ne bileyim, Umut Amerika’daymış… orada olaylar olmuş… acaba Umut ta var mıydı? biricik oğlun olsun onu da kıtadan kıtaya gönder diyor, ağlıyorum, ağıt sesimle uyanıyorum… bir de seni yanımda görmeyince içime bir hüzün çöktü ki! bu kez rüyasız ağladım…
- Oo! çok duygulanmışsın… sağlık olsun, bitecek ,tüm bu hasretlikler bitecek ve de mutlulukla sona erecek diyor; ona güç teselli veriyorum….
ama kendim de efkarlanıyor bu satırları böyle duygusallıkla yazıyorum. unutulmasın hasretlikle geçen bu aylar bu yıllar, hele bugün efkarımız içimizi doldurup taştığı gibi….bulgur kazanlarınca şişmiş efkar duygularımız.
---------------SON----------
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.