1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
28
Okunma
Çotla’nın Ortasında Kalan Özlem
Bazı yerler vardır, insan sadece doğduğu için sevmez…
Orada nefesi kaldığı için sever.
Bir taşında çocukluğu, bir yelinde anasının sesi, bir akşamında babasının gölgesi vardır.
İşte Çotla öyle bir yerdir…
Benim bir yanım Zikte’dir.
Bir yanım Tavz…
İki aşiretin arasında kalmış bir yüreğim var benim.
Ve tam ortasında, ulaşılmaz bir dağ gibi duran Çotla…
Şimdi gurbetin soğuk sokaklarında yürürken,
bir düğün davulunun sesi bile içimi parçalamaya yetiyor.
Çünkü bilirim;
orada şimdi yayla rüzgârı eser,
çocuklar dere kenarında koşar,
yaşlılar gölgede eski hikâyeleri anlatır.
Ve festival alanında yükselen her ses,
aslında memleketin kalp atışıdır.
Bingöl Çotla Festivali sadece bir eğlence değildir.
O; birbirine küs olanların selam verdiği,
uzakta olanların iç çektiği,
mezar taşlarının bile yalnız kalmadığı gündür.
Gurbet insanı tuhaf yapıyor…
Bir türkü duyarsın ağlarsın.
Bir dağ resmi görürsün susarsın.
Birisi “Bingöl” der, boğazın düğümlenir.
Çünkü bazı memleketler haritada değil, insanın içinde yaşar.
Ben şimdi kilometrelerce uzaktan düşünüyorum Çotla’yı…
Tozlu yollarını…
Koyun sesine karışan çocuk kahkahalarını…
Akşam çökerken yakılan ateşleri…
Ve o ateşin başında birbirine yaslanan insanları…
Bir yanım Zikte diye çağırıyor beni,
bir yanım Tavz…
Ama ikisinin arasında kalan o özlem var ya…
İşte onun adı Çotla.
Ne tam gidebildiğimiz,
ne de tamamen kopabildiğimiz yer…
Belki yıllar geçecek.
Belki saçlarımız ağaracak.
Ama insanın memleketi değişmiyor.
Çünkü insan en çok çocuk kaldığı yeri özlüyor.
Ve biz gurbettekiler biliriz;
bazı geceler memleket uyutmaz insanı…
Bir dağın sessizliği gelir oturur yüreğine.
Sonra gözlerini kapatır,
kendini yine Çotla’da sanırsın.
Davul sesi uzaktan gelir…
Halay dönülür…
Dağlar yankı yapar…
Ve sen, kilometrelerce ötede,
yalnızca susarsın…
Çünkü bazı özlemlerin dili yoktur.
Sadece memleket kokar…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.