0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma

Devasa at sineği tepeden aşıp çam ağaçlarının üstünden aşağı doğru süzüldü. Yakınlardaki anason kokusu nefsini cezbetmiş olacak ki ani bir manevrayla yön değiştirdi. Çinko çatının sıcağı yüzüne çarpınca, sıvasız biriketin üzerine kondu. Kanatlarını birkaç kez yaladıktan sonra hızla masaya doğru pike geçip kavun kabuğunun etrafında sorti atmaya başladı. O kadar gürültülü uçuyordu ki, yaşlı şezlongcu inleyerek uyanmıştı sızıp kaldığı masada. Güneşin altında yanıp kavrulduğundan ziyade, devirdiği ellilikten mütevellit ağzı zımpara gibi kurumuştu. Tam tekrardan başını kollarına koyup dalacakken, uzaklardan gelen cılız sela sesi açtı gözlerini.
Sigarasını ağzına koyup çakmağı hazırda bekletti. Vefat edenin ismi okunduktan sonra çaktı ateşi. Akşam gelen davetsiz misafirin ne için geldiğini anladı bir anda. Gülümsedi. Bulaşıkları lavaboya koyup ısladı üstlerini. Buz dolabından şişman birasını alıp yarıya kadar dikti kafaya. Pedalları paslı mobiletine binip sahilin yolunu tuttu yarım şişeyle. Korkmuyordu hiçbir şeyden.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.