Yüreğinize iyilik tohumları ekin.. büyüyüp yeşersinler, kötülükleri yok etsin onlar..! (fikret şimşek)
Oğuzhan KÜLTE
Oğuzhan KÜLTE

NİYETLER VE AMELLER

Yorum

NİYETLER VE AMELLER

( 1 kişi )

1

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

112

Okunma

NİYETLER VE AMELLER

NİYETLER VE AMELLER

Her şey hazırdı, sadece bir tuşluk meseleydi hayal edilenler. Öyle olmadı ne yazık. Serçe yuvası için çör çöp toplamaya çıkmıştı yola. Tıpkı evden alış veriş için ayrılan babam gibi. Nereden bilecekti bir fırtınanın onu sürükleyerek başka diyarların, bambaşka gerçeklerin öznesi kılabileceğini. Ne serçe geri döndü eski yuvasına ne de babam...

Belli belirsiz vakitler sıra dışı manzaraların da paydası oluyormuş meğer. Balkondan caddeye bakarken göze takılanlar genelde alış veriş için park etmeye çalışan araçlar, açılan ve bir yandan da kapanan ekmek dolapları, yaza doğru kendini gösteren ve sürgülü kapakları günden güne daha sıklıkla aşınan derin dondurucu kapakları, anne yahut babasına ısrarla bir şeyler aldırma gayretindeki sevimli küçükler,...

Asıl gözlem olağan dışı sayılan ve her zaman göremeyecek olduklarımızdı şimdi anlıyorum. Okuldan çıkıp evin yolunu tuttuktan sonra yeteri kadar dinlendiğim ve yine balkondan caddeyi izlediğim o anlardan birinde büyük olasılıkla valilik binasının altındaki mesleki teknik liseden gruplar halinde günü tamamlamış olarak evlerine doğru hareket eden erkek öğrenciler ve onlardan sayıca fazla görünen ve muhtemelen de sadece kızlara özgü bir liseden oldukları belli öğrenciler beni yıllar öncesine götürmüştü bile. Bu kadrajın içinde öyle bir kare vardı ki nasıl anlatmadan geçilir bilmem. Araları çok sıkı fıkı olduğu üç dört kişilik genç kızlar, ortalarına aldıkları ve ilk bakışta oldukça da dikkat çeken fiziksel engeli ile bir arkadaşlarının koruması gibi aheste ve temkinlice yürüyorlardı. Öylesine ağır bir tempoda yürüyüştü ki bu, neredeyse otuz veya kırk adımda ancak beş veya altı metrelik bir mesafeye denk geliyordu. Ortopedik engelli genç kızın ayakları kısa, kemik yapısı çarpık ve daha kötüsü ise ayak uçları da geriye doğru bir yapıdaydı. Neden bu denli yavaş yüründüğünü anlamamak mümkün değildi zaten. " İnsanlar neden kendilerine verilenlerin kıymetini anlamaz veya bilmezler" diye geçirdim içimden. Çoğumuzun farkında olamadığımız onca nimete rağmen yüzlerimizdeki o memnuniyetsiz ifadenin ortalama bir insan olarak şükür ile de bağdaşmadığını nasıl söylemez veya düşünemezdim ki.

Geçen güne veya gün içindeki küçük tatsızlıkların devinimine kapılarak karamsarlıktan kurtulamayanlardan biri olarak "Şu şükür meselesini bir daha düşün." dedim kendi kendime. Öyle ya, boy, fiziksel durum ve gelişim seyri gibi bakımlardan yaşıtlarının standartlarının çok gerisinde olmasına rağmen, yüzünde pek çoğumuzun imtina ettiği tebessümü adeta ders verircesine taşımaktan geri kalmayan bu genç kız; kitaplar dolusu mutluluk arayışının, hayata olumlu bakışın ve hatta tüm kötü giden şeylere rağmen sadece ayakları üzerinde durabilmenin şükrünü taşımıyor muydu? Hayata bir kaç eksi ile başlamış olması muhtemel bu kızın yüzündeki o doğal ve ışıltılı gülüş ne de büyük bir dersti benim için. Hayal ile gerçekler arasında gidip gelen zihnim, duygularımı yeniden ele alarak esaslı bir sorgulama yapmam gerektiğini fısıldıyordu sürekli olarak. Tam de bunlarla ilgili bir beyin fırtınası kopmuşken bende, her tavrı ve sözü ile karamsarlığın dibindeki kızımı balkona davet ettim. Onun da bu manzarayı görmesini, manzaradan esaslı dersler çıkarmasını istemiştim. Bilmem bu manzara onun için ne denli tesirli oldu ve fakat bana bambaşka bir bakış kazandırmıştı mutlak olarak.

Okumak sözcüğünün o derin anlamı, manzaradan veya insanların ellerindeki sığ olanaklara rağmen hayata tutunuşlardan da çıkarılabileceğini, bir şeyleri öğrenmek adına sadece o klişe okumanın, dinlemenin yeterli olamayacağını biliyor ve fakat bu denli derince tecrübe etmemiştim. O günden sonra ayda belki de bir kez denk gelebildiğim o genç kızı ibretle izleyen bir gözlemci olarak kendime; ilahi bir hatırlatma, motivasyon bulmadaki çoraklığa kocaman bir ışık ve üzerinden sayısızca dersler çıkarılması gereken bir bakış olarak belirledim elbette. Yaratan her kulu farklı bir şekilde imtihan ettiğini sıklıkla dile getirmişti kutsal metinlerde. Sadece bu anlamıyla dünya hayatının içindeki duruşumuzun yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine dair derin duygular yeşerdi bende de.

Kısa bir süre önce yaşadığı ilk ciddi rahatsızlığında olabildiğince yanında olmaya çalıştığım babam ve onun sıhhate kavuşabileceğine olan inancımı da yeniden gözden geçirdim. Siz ne denli gayrete girerseniz girin, seçenekleri belirlemenize rağmen dünya hayatının belli sebepler ile nihayetleneceği gerçeği her kulu yakalamaktadır mutlak. Geçirdiği rahatsızlık sonucu yürüme yetisi ile konuşma melekesini de kaybeden babam ile bir daha asla o dünlerdeki gibi bir muhabbet edemedik maalesef. O dünlerin neden önemli ve toz pembe günlerden olduklarını neden çok sonra anlayabildim. Hayal ettiğimiz haliyle babam; önce ayağa kalkacak, giderek güçlenecek ve konuşma yeteneğini de zamanla kazanabilecek olduğunu düşündüğümüz iyimserliklere rağmen, maalesef bir yıldan kısa zaman önce ahirete göç etti. Tam da bu duyguların tesirindeyken ve yine aynı balkonda başka bir manzaraya takılıp kaldım öylece. Bakmak ile görebilmenin farkını ayırt edebilenlerin yaşadıkları ne ise onu yaşayacaktım muhtemelen.

Daha sık görmekte olduğum ve yaşı da yaklaşık yetmişlerin biraz üzerinde, karşı caddeden yürümede bir hayli sorunlu "Süleyman amca", haftada bir kaç kez gözlemlerime takılırdı. Hoş ya, kısa bir süre önce tanışana değin adını da kim olduğunu bilmezdim. Apartmanın hemen karşısındaki yoldan aşağıya güçlükle inmekte olduğu her halinden belli olan Süleyman amca, elindeki bastonu dayanak edinerek oldukça küçük adımlarda dik bir eğimden inmeye çalışıyordu sıklıkla. Bunu başardıktan belli bir vakit sonra da sonra yokuş yukarı çıkmak için aynı çabayı harcıyordu zavallı adam. Kimi kimsesi yok muydu bilmem ve fakat yanında, yöresinde bir yardım edenine rastlamadım şimdiye kadar. Onca yaşına rağmen belli ki evine dair ihtiyaçlarını almak üzere apartmanlarının hemen altındaki markete alış veriş yapmaya çıkıyordu dışarı. "Eşi, çocuğu yok muydu onca yıllık bu adamın" diye çok düşündüm.

Kısa da olsa karşı sokağın sakinlerinden Süleyman amcayı o zor günlerinde koluna girerek en azından bir yerden bir yere gidebilmesi kolaylığını göstererek bir iyilik yahut sadaka ve belki de vefa borcunu ödeme fırsatı çocuklarına değil de bana kısmet olmuştu belki de. Kimlerin hangi durumlarında kimlerden destek alabileceklerini nereden bilebiliriz ki? Kendi babama düşündüğüm çokça şeyin en azından birini aynı yaşlarda bir başka ihtiyaç sahibine tasarruf etmek de benim kaderimmiş, diye düşündüm çok zaman.

Kader bu ya geçen haftanın son günü yer bulamadığım için aracı park etmek üzere Süleyman amcanın binasının önüne kadar yol aldım. Aracı park ederken fark edebilmiştim onu. Evden yeni çıkmış ve oldukça dik bir inişten markete doğru gitmek üzere hazırlanıyordu büyük olasılıkla. Araçtan indiğimde göz göze geldik. Yerde öylece duran içi boş pet şişeyi çöpe atmak üzere eğilmiştim. Pet şişeyi hemen yakındaki aydınlatma direğinin dibindeki çöpün içine attığımda Süleyman amca ile baş selamı yaptık. Süleyman amca bendeki yakınlığı anlamış olmalı ki "Aşağıya doğru mu ineceksin? dedi. Bizim bina aşağıda, dedim ben de. "Koluna girebilir miyim?" dedi sonrasında. "Elbette" dedim biraz da tebessüm ederek. ıslandığı vakit normal bir insanın dahi temkinli inmesini gerektirecek kadar bu dik yoldan aşağıya doğru temkinli adımlarla inmeye başladık. Bir yandan da aramızda bir muhabbet başladı ister istemez. O ara nasıl olduysa eşi hakkında bir soru gelmedi aklıma. Çocuklarının farklı kentlerde çalıştıklarını öğrendim. Bana nerde çalıştığımı ve ne iş yaptığımı sordu Süleyman amca. Bir zamanların hızlı siyasetçilerinden oldukça da nüfuzlu öznelerinden biri olduğunu öğrendiğim Süleyman amca, bazı sorularıma kaçamak cevaplar vermeyi tercih etmişti nedense. Geçmişiyle yüzleşemediği bir şeyler vardı belki de. Ben de aynı sorularla ısrar etmedim zaten. Bir başına yaşadığını, zorlu bir hayatı olduğunu anlamıştım. Muhtemelen komşu dayanışması ile sürdürmekteydi hayatını bu yaşlı çınar.

Kiminde kendi doğasının içinde bir kadrajın öznesi kılıyor hayat bizleri de. İlk kez benim kolumda bu yolun iniş istikametinde yol arkadaşlığı yapmaya çalıştığım Süleyman amca ile bir daha ne zaman karşılaşırım Allah bilir. Belki de tersi istikamette yani yukarı doğru yol alırken denk gelirim ve bu şekilde bir sohbet olanağı daha doğar bana da. Bu tür insanların anlatacak çokça şeyleri oluyor genellikle. Hele bir de anlatmayı seviyor ve samimiyetlerini de algılayabiliyorsanız, bu kısacık yol arkadaşlığı o güne ve hatta haftaya damgasını vurabiliyor.

Bir kere daha yaşanıp yaşanmayacağını bilemediğimiz anlık veya kısa zamanda cereyan eden şeyler bizlere hayata dair bir şeyler fısıldarlar. Rahmete yürümüş babama dair hayallerim hep öyle kalacak olsa da Süleyman amca ile yaşadığım bu tecrübede sanki babamı koluma takmış duygusunu da yaşamıştım aslında. Özneler farklıydı ve fakat yaşana duygulardı benzer olan. İlk fırsatta bana ecdadımla ilgili hayallerin duygularını yaşatan Süleyman amcayı yeniden onun da tercih ettiği o sağ kolumda ağırlayarak yürümeyi çok isterim. Bu geçen süreçte başkaca konularda da çok şeyi konuşuruz belki. Kim bilir?

Oğuzhan KÜLTE

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Niyetler ve ameller Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Niyetler ve ameller yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
NİYETLER VE AMELLER yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Mustafaoğlu İlyas
Mustafaoğlu İlyas, @mustafaoglu-ilyas
20.6.2026 01:12:57
Eyvallah ustam emegine saglik
Selam ve dua ile
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL