1
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
101
Okunma
Zamanın Dönüp Dolaştığı Yer
Önce onlar sizinle konuşurdu. Anlatırdı, anlatırdı. Öğretmeye çalışırdı. Mecburen dinlerdiniz. Bazen sıkılırdınız, bazen anlamazdınız. Ama onlar hep anlatırdı. Çünkü siz onların dünyasının en büyük parçasıydınız. Zaman geçti. Şimdi sıra sizde. Ama bu kez roller değişti. Onlar soruyor, siz anlatıyorsunuz. Onlar dinliyor, siz sabrediyorsunuz. Onlar unutuyor, siz hatırlatıyorsunuz. Bir zamanlar sizin adımlarınızı sayan anne ve babalarınız, şimdi sizin tuttuğunuz ellere muhtaç.
Zaman, tuhaf bir ustadır. İnsanı büyütürken aslında bir başkasını küçültür. Yıllar geçtikçe, o güçlü duruşlar eğilir, o net sesler titrer, o keskin bakışlar bulanır. Bir zamanlar "yapma" diye uyardıkları çocuk, şimdi onlara "yapma" demek zorunda kalır. Bir zamanlar "acele etme" dedikleri evlat, şimdi onlara "acele etme" der. İşte bu, hayatın en acımasız ama en adil döngüsüdür.
Kimse bu döngüden kaçamaz. Nasıl ki siz onların elinden tutup yürümeyi öğrendiyseniz, şimdi onlar sizin elinizden tutup yürümeyi öğreniyor. Nasıl ki siz onların koynunda uykuya daldıysanız, şimdi onlar sizin omuzlarınıza yaslanıp uykuya dalıyor. Bu bir yük değil. Bu bir karşılık. Ama öyle bir karşılık ki, ne tartılır ne ölçülür. Sadece hissedilir.
Oysa bugünün dünyasında çoğu insan bu karşılığı bir angarya olarak görür. "Benim de işim var, yorgunum, vaktim yok" der. Ama unutur ki, bir zamanlar o kırışık ihtiyar eller, onun için gecelerini uykusuz geçirdi. O yorgun beden, onu sırtında taşıdı. O meşgul zihin, onun geleceği için endişelendi. Şimdi sıra sende. Onların basit sorularına sabırla cevap ver, tekrarlayan hikayelerini yeniden dinle, yavaşlayan adımlarına ayak uydur. Çünkü sen de bir gün aynı yerde olacaksın. Ve o gün, birisinin sana nasıl davranmasını istiyorsan, bugün onlara öyle davran.
Zamanın en büyük hediyesi belki de budur: İnsana, kendi geçmişine geri dönüp bakma fırsatı vermesi. O kırışık ellerde kendi çocukluğunu görmek, o unutkan gözlerde kendi masumiyetini bulmak. Onlara bakarken aslında bir gün olacağın hali izlemek. Ve o izleme sırasında, ne kadar büyüdüğünü değil, ne kadar çok şey borçlu olduğunu fark etmek.
Eskilerin bir sözü vardır: "Bir evlat, anasının duası kadar güçlüdür" derler. Ama sıklıkla unutulur ki, o duanın arkasında yıllarca süren bir sabır, tükenmeyen bir şefkat, bitmeyen bir fedakarlık vardır. Şimdi o fedakarlığın karşılığını ödemek, bir borç değil; bir vefadır. Ve vefa, insanı insan yapan en asil duygulardan biridir.
Öyleyse, hala vakit varken, onlara sarıl. Hala duyabiliyorken, sesini duyur. Hala yürüyebiliyorken, yanlarında yürü. Çünkü bir gün, o ses susar, o yürüyüş durur, o eller soğur.
Ve geriye sadece keşkeler kalır.
Ama keşkelerin hiçbiri, sarılamadığın bir anı geri getirmez.
O yüzden, rol değişimini bir yük olarak değil, bir lütuf olarak gör. Çünkü sevdiğine, onu kaybetmeden önce, ne kadar çok sevdiğini gösterebilmek, sana zamanın en büyük armağanıdır...
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.