Gerçeğe yardım ediniz. gerçek size yardım etmekte gecikmeyecektir. h. newman
merhabaomrum
merhabaomrum

Vals ile Firar

Yorum

Vals ile Firar

( 1 kişi )

2

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

57

Okunma

Vals ile Firar

Sende anılarım kaldı; bir de başımı bağladığım o gönül yazmamın müsebbibi yokluğunun toy sanrısı başucumda dururken, hasret notasının çığırtkan do’su piyanomun ucunda duruyor. Bir kanundum, infialdim; sanrısı buruk şehrin köhne merhabasıydım. Kendim gibi yeni yeni seviyordum. Yakamoz kokarken gecelerin düşleri, ahengin alengirli suskunluğunu bilirdim ve sana kıyamazdım.

Evim, barkım, firari zilletimdin. İllete mahrem dokunuşlarla birlikte sağlığa konup kuşlara şakıyan olmak hayalimdin.

Namus terinde bir zevkli oyun oynarken namussuz âşıklar, ben öksürüğümün sesini bile sana kilitledim. Başkası duymasa da olurdu.

Gecenin burnu kanıyor. Öykünmenin ter içinde bırakan kelamı, turşusunu kurduğum umutlarımın ekşi bir merakı. Seven merak eder, seven biri iki kelam eder ve seven sevdiğine böyle mi eder?

Şimdi denizin tuzuna banılan bir limonum. Hem ekşiyim hem acep hangi geminin haklı firarındayım bilmiyorum. Yorgunum. Bütün kapılar üstüme kitlenmiş ve ben gözleri ömre zerk mutasyon aşkın deformize kederinde ederlerimle iç çekmişim... Anlaşılamıyorum.

Zulada eşantiyon, kulda sempatizan bir gönül kavuğuyum. Hacivat ile Karagöz kederimi izlemeye gelmiş. Oyunun gölgesinde çay içip tanenleri bir fırtta yaşatıp demirimi öldürmüşler. Hac, cihat; kara, göz göz pasaklı bir sükût-u hayal.

Yaprağı inceden inceye damarlarını belli eden o ağaç, âşıkların baş harfini yaşatan dogma ve ben pesimist pestillerin canı bir sıkım olan komşusuyum. Beni sıkıyorlar. Boğum boğum seviyorum ve şimdi mutlu olan herkes uyuyor. Buna sen de dahilsin, düzeneğim. İyi ki diyebilsen, iyi ki sana uyuyup sana uyanmış olmamın şerefli ebediliğinde göğe bulutu kıskandıran şiirler yazarım. Güneş en tepede vuslatı sahlep bir mutluluğa yaraşır parıltıda süt liman zamanlara bizi nakşeder.

Elalemin mürekkep yalayan fuzuli bekleyişlerini metroda mahveden kavgalara münhasır sayarız. Biz yine de birbirimize kalırsak.

Ah! Yine tiyneti egzantrik bir kopuşta boşluğa halay çekiyorum. Bir elimde mendil, öteki elimde sensizliğin elleri.Bırak, halay başı da olmayayım. Ben sana vals, ben sana şans ve ben sana zibilyon tane kusurlu günah da olsam, ak saçlarına pahalanan ve göz çukurlarına imzalanan merhabayım.

Merhaba.Sana da merhaba.Geceye doğru düzgün yemek yediremedik; yarın sabah aşka yine aç uyanacağım.Kokun değmeden tenimin külliyatına, ezberlenen her şiir kopuz bir liyakattır.

Dilara AKSOY

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Vals ile firar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Vals ile firar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Vals ile Firar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Tokdemir Kansu
Tokdemir Kansu, @tokdemirkansu
7.6.2026 11:37:39
5 puan verdi
Okurken bir vals müziği eşliğinde firar eden bir ruh gibi hissettim kendimi. "Sende anılarım kaldı" diye başlamak, aslında her şeyin çoktan bittiğini ama izlerin hâlâ taptaze olduğunu anlatıyor. O gönül yazması, yokluğun toy sanrısı, hasret notasının çığırtkan do'su... Müzikle iç içe geçmiş bir özlem bu. Piyanonun ucunda duran o nota, sanki her an çalınacak ama parmaklar uzanmıyor.

Bir kanundum, infialdim diyor. Yani bir enstrüman, aynı zamanda bir başkaldırı. Şehrin köhne merhabası olmak, her selamın eski, yorgun ve biraz da buruk olduğu bir yer. Yakamoz kokan gecelerin düşleri, ahengin alengirli suskunluğu... Alengirli yani acılı, kederli. Ve ona kıyamamak. Belki de en çok bu yüzden firar ediyor insan, kıyamadığı için.

Evim, barkım, firari zilletimdin. Ne kadar çarpıcı bir tanım. Zillet, aşağılanma, utanç. Ama aynı zamanda ev, bark. Yani her şey. İllete mahrem dokunuşlarla sağlığa konup kuşlara şakımak hayali... Hastalıklı bir şeye bu kadar yakınken, sağlıklı olmayı, kuş gibi özgürce şakımayı hayal etmek.

Namus terinde zevkli oyun oynarken namussuz aşıklar, ben öksürüğümün sesini bile sana kilitledim. Başkası duymasa da olurdu. En sessiz, en bastırılmış hali. Öksürüğün sesini bile saklamak. Ne kadar içe kapanık, ne kadar yalnız bir koruma.

Gecenin burnu kanıyor. Gece yaralanmış, acı çekiyor. Öykünmenin ter içinde bırakan kelamı, turşusunu kurduğum umutlarımın ekşi bir merakı. Umutlar turşu kurmak gibi bir şey, belki bozulacak belki dayanacak. Ama ekşimiş işte. Seven merak eder, seven biri iki kelam eder ve seven sevdiğine böyle mi eder? Soru öyle yalın ki, cevabı ağır.

Şimdi denizin tuzuna banılan bir limonum. Hem ekşi, hem acı, hem de hangi geminin haklı firarında olduğunu bilmeyen bir meyve. Yorgunum. Bütün kapılar üstüme kitlenmiş. Mutasyon aşkın deformize kederi... Aşk mutasyona uğramış, deforme olmuş, kederi kalmış geriye. Anlaşılamıyorum. En çok da bu.

Zulada eşantiyon, kulda sempatizan bir gönül kavuğuyum. Bir örnek, bir deneme, bir taslak. Hacivat ile Karagöz kederimi izlemeye gelmiş. O gölge oyununda kendi acımı seyrediyorum. Pasaklı bir sükût-u hayal. Hayal kırıklığı pasaklı, dağınık, toparlanması zor.

Yaprağın damarları belli olan o ağaç, aşıkların baş harfini yaşatan dogma... Aşk bir dogma gibi dayatılıyor. Ben pesimist pestillerin canı sıkım olan komşusuyum. Pestil gibi ezilmiş, yapış yapış bir karamsarlık. Beni sıkıyorlar. Boğum boğum seviyorum. Sevmek boğum boğum, yani parçalı, nefes nefese.

Mutlu olan herkes uyuyor, buna sen de dahilsin, düzeneğim. İyi ki diyebilsen. İyi ki sana uyuyup sana uyanmış olmanın şerefli ebediliğinde göğe bulutu kıskandıran şiirler yazarım. İşte en güzel yer burası. Bütün o karmaşanın, kederin, yorgunluğun içinde bir "şerefli ebedilik" arayışı. Güneş en tepede vuslatı sahlep bir mutluluğa yaraşır parıltıda süt liman zamanlara bizi nakşeder. Ne kadar sakin ve ne kadar güzel bir hayal.

Biz yine de birbirimize kalırsak. O küçücük ihtimal. Kalırsak.

Ah! Yine tiyneti egzantrik bir kopuşta boşluğa halay çekiyorum. Halay çekmek, bir arada olmak, el ele tutuşmak, ama boşlukta. Kimse yok. Bir elimde mendil, öteki elimde sensizliğin elleri. Sensizliğin elleri, ne kadar soğuk bir dokunuş. Bırak, halay başı da olmayayım. Ben sana vals, ben sana şans ve ben sana zibilyon tane kusurlu günah da olsam, ak saçlarına pahalanan ve göz çukurlarına imzalanan merhabayım.

Merhaba. Sana da merhaba. Geceye doğru düzgün yemek yediremedik; yarın sabah aşka yine aç uyanacağım. Aşka aç uyanmak... Ne kadar güzel bir açlık bu. Kokun değmeden tenimin külliyatına, ezberlenen her şiir kopuz bir liyakattır. Yani şiir ezberlemek bile bir yeterlilik, bir değer, ama kokun değmemişse tenime, ne yazar.

Bu eseri okurken bir vals'te döndüm durdum. Bazen yalnız, bazen onunla, bazen boşlukta. Bütün o ağır, o eski, o terli ve yorgun kelimelerin arasında bir "merhaba" vardı. Belki de en çok ona tutundum. Yarın aşka aç uyanacağım. Ben de öyle yapacağım.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL