3
Yorum
21
Beğeni
0,0
Puan
182
Okunma


"Kuşları olmayan bir ağaç, çorak bir ağaçtır." Tayland atasözü
Siz hiç kirpi gördünüz mü? Dokundunuz mu? Yoksa... öldürdünüz mü?
Kirpilere benziyoruz aslında. Sen, ben, hepimiz yani...
Farkında olmadan, hep bir alışkanlıklar ediniriz. Mesela zorlandığımızda, tenimize sinmiş bir kültür gibi; bütün dikenlerimizi, dışımızdakilere doğrultmakta gecikmeyiz. En sivri haliyle, yaklaşanlara batırdıktan sonra, bi güzel rahatlarız. Yetmezmiş gibi, pohpohlanıp dururuz kendi kendimize. Hatta alkış isteriz, tezahürat bekleriz. İşte bu nedenle, kuşları tanımakta, anlamakta zorlanırız hep ve onları kendimizden uzak da tutarız çoğu kez. Çünkü kuşların dikenleri yoktur bizim gibi. Biz, bize benzeyenleri tercih ederiz. Kaprisli, intikamcı ve depresif olanları...
Kuşlar kötücül değildir! Onlar, o ipeksi ve rengarenk tüyleriyle, evrenin en güzel yaratıklarıdırlar bana göre. Uçarlar. Olağanüstü atiktirler. Dalların arasından sıyrılırken, kontrol mekanizmaları öyle gelişmiş ve güçlüdür ki; değmezler bir dala, bir yaprağa. Alabildiğine özgürdürler ve hiç bıkmadan, kıtaları aşarak uçarlar.
Kuşlar, sürü halinde göç ederken de değmezler birbirlerine. Rotalarını şaşırmazlar. Disiplinlidirler. Uçuşlarını saygıyla kordine ederler, yaşamları gibi.
Biz onları yeterince izliyor, gözlemliyor olsaydık, bu denli zavallı ve ahmak olur muyduk arenada; öldürme hırsıyla çarpışıp durur muyduk? Oysa ne çok şey öğrenebiliriz onlardan, hani yaşama dair, var olmaya dair. Oysa hep en kolayını seçiyoruz önümüze sunulan seçeneklerin. Tembel yapımızdan; "hazıra konma" dürtümüzden dolayı elbette...
Mesela beynimiz öyle alışık ki tembelliğe, uçan her şeye “kuş” deyip çıkıyoruz işin içinden. Hani neredeyse kelebeğe de kuş diyecek kadar ahmak olabiliyoruz. Halbuki, her kuşun bir cinsi var, bir adı var; kültürü ve yaşam felsefesi var. Hem kuşlar, güçlü karakteri olan varlıklardır. Onlar, bulundukları çevreye uyum sağlayabildikleri gibi, kolay kolay ödün de vermezler yaşam biçimlerinden.
Kuşlar, biz insanlar gibi, yüz göz olmazlar önlerine her gelenle. Onurludurlar. Öngörülüdürler. Mesafeyi korurlar. Ve birbirleriyle dalaşmaktan mümkün olduğunca kaçınırlar. Kendilerine saygılı oldukları gibi, özgürlüklerinden, istemlerinden de taviz vermezler asla.
Mesela kuşlar, bilmeden uçmazlar. Hesapsız, kitapsız değiller bizim gibi. İklimleri, mevsimleri ve hava durumunu biz insanlardan daha iyi bilirler. Rastgele bir yere konmaz ve mola vermezler. Ve güçlü duyu organlarına ve dayanma güçücüne sahipler kuşlar. Onlar, o miniçik beyinlerine rağmen, iyi görürler, iyi koku alırlar. Neden ve nasıl uçmalarını bildikleri gibi, neyi ne zaman beklediklerini de bilirler. Kendilerini idame edecek birikime sahiptirler. Bilgedirler.
Kuşların sesini taklit edebilir miyiz? Hiç denediniz mi? Hangi birimizin nefesi yeter bülbülün harikulade senfonisine? "Ah, bir bülbül olsam!" dediniz mi hiç? (Ben dedim!)
Mesela bir martının çığlığını, ya da bir bir turnanın türküsünü taklit edebilir miyiz aynı yoğunlukta ve notada?
Derim ki, kirpi olmayı bırakın (sakın yanlış anlamayın: kirpileri de en az kuşlar kadar sevmeli ve korumalıyız). Bir süreliğine, kuş kanadı takınalım, dersem; incinir misiniz?
Biliyorum:
Birbirimizi yormuşuz, yorulmuşuz.
Oysa çoktan kanatlanmalıymışız...
Neyi, niye beklediğimizi bilmeden, çürümek niye?
Hayat içimizdeyken, düşün sancısı niye?
Haydi dönelim, içimize bakalım,
Artık g/özlerimize, kalbimize kavuşalım.
Uçalım, uçalım, uçalım...
Rengarenk takınalım, takıştıralım (ne varsa elimizde).
Türkülerle beslenelim
Türkülerle seslenelim birbirimize, cümle aleme.
Hem düşman bellemek niye, bizden olmayana?
Alabildiğince olmasa da;
Gür olalım, özgür olalım
Gür ve özgür...
H.K
Maj 2026 Ant/Sthlm
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.