İnsan yaratılıştan iyidir. kötülüğe yönelişi, dış etkilerdendir. lu wang
Tüya
Tüya

Sıradan Yaşamlar

Yorum

Sıradan Yaşamlar

10

Yorum

27

Beğeni

0,0

Puan

524

Okunma

Okuduğunuz yazı 12.5.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Sıradan Yaşamlar

Sıradan Yaşamlar



Karanlığın portresi var mıdır, çizilir mi; bu mümkün olsaydı eğer, nasıl resmedilir ve izah edilirdi? 

O gece, yastıkla olan kavgasına devam ederken, bunları düşünüyordu. Oysa gözlerini çoktan kapatmıştı. Oysa yorgundu. Derin bir uykuya dalmak ve dünyanın dertlerini unutmak istiyordu. Geceye ve yorgunluğa rağmen, zihni  fazlasıyla aktifti. Beyni de, vücudunu koordine edecek kapasitedeydi.  Ama nedense, kendini kaotik düşüncelerin gelgitlerinden arındıramıyordu bir türlü.
Sanki bir kuralmış gibi, başını yastığa koyar koymaz, hızla zombiye dönüşen düşünce zinciri, boynuna dolanıyor ve onu, nefessiz bırakmak istiyordu. Oysa o, hayalini kurduğu dünyayı elleri arasında sıkıca tutmak istiyordu. 
Seve, hayalindeki dünyayla, mistik bir iletişim içerisindeydi. O dünyanın ritmik melodilerini duyuyor ve büyülenmeye devam ediyordu, ama kendine bile anlatamıyordu.
İnanıyordu ki; hayalindeki dünya da, ona özlem duyuyor ve onu bağrında ağırlamak istiyordu. Ne var ki, gözle görülmeyecek denli soyuttu o dünya. Uzaktı. Ütopikti...
Onun bir tarifi vardı, ama bir kanıtı yoktu Seve’nin ellerinde. Oysa o dünyanın yemyeşil ovaları, şiir gibi akan ırmakları vardı. Sanatın rengarenk kollarına kucak açıyor ve özgürlüğün öznesini, lirizmin yalınlığını, sırf onun için, kalbinde saklıyordu...

Gözlerini açmadan, yorganı kenara itti ve usulca doğruldu. Yoğun düşünceleri kaybolur gibi oldu o an. Hareketsiz oturdu bir süre. Sanki aklına bir şey gelmişti, ama mecali yoktu o şeyin peşine düşmeye. Üstelik, onun ne olduğunu irdelemeye vakti de yoktu.
Serin bir esinti, çıplak bacaklarını ve sırtını yaladı. İstemsiz bir dinginlik hissetti bedeninde. Ayak parmaklarını mütemadiyen kıpırdatırken, topuğu yerdeki terliklere değdi. Karanlığa rağmen, kırmızı terliklerin yeri değişmemişti hafızasında. Ayak parmaklarının yardımıyla, onları giymeyi başardı. 

Az sonra, gözlerini güvenle açınca, kuşatan karanlığın gerçekliğiyle karşı karşıya geldi. Gözlerini kırpıştırdı. Karanlık, arsız bir düşmanı temsil ediyordu saki. Ve sanki Seve, onunla büsbütün gözgöze olduğundan, kaçması mümkün olmayacaktı. Kendince mantıklı bir karar almalıydı: düşüncelerinin, karanlıkla polemiğe girmesine izin vermemeliydi. Kısacası, karanlığa biat edecekti... 

Yataktan kalktı. Usul usul değil, aniden kalktı Seve. Dimdik durdu. Boyu uzamıştı sanki ve dipsiz bir boşlukta, çıplak bir sap gibiydi oracıkta. Bu his onu, ne endişelendirdi, ne de şaşırttı aslında; çünkü bunu, daha önce de duyumsamıştı. Ve o an, neden uçtuğunu bilmeyen bir astronot gibiydi uzay boşluğunda.

Gecenin o saatinde, sıcacık yataktan neden kalktığını anlamlandıramadığı gibi, hatırlamıyordu da. Bu karmaşık süreçten ruhu jet hızıyla geçerken, ne kadar zaman geçmişti? Saaat kaçtı, bilmiyordu. Kendi sorularına cevapsız kalmaktan utanıyordu, ama allahtan, karanlık kör ve sağır olduğundan, anlamıyordu...
Kafasının içindeki kaos yetmiyormuş gibi, bir karşı argüman aradı düşmanına karşı, ama başaramadı Seve; çünkü, şeytani bir sürü düşünce, onun varlığına meydan okuyor ve ”aykırı” bir düşünce üretmeye kalkışması halinde en karanlık okyanusa fırlatmakla tehdit ediyordu onu. Nasılsa güçlü onlardı; nasılsa arkalarında karanlık vardı.

Seve, düşünce labirentinde, büsbütün tehdit altındaki varlığını duvarlara çarpmamak için, kollarını siper olarak, öne doğru uzattı. Yürümeye başladı. El parmakları ona klavuzluk ederken havada, bir sazın perdelerini arar gibi dans ediyordu. Parke üzerinde süren ayakları ses çıkardıkça, irite oldu; çünkü, alttaki komşusunu, kızdırmaya niyeti yoktu.

Bir şeye çarpmadan koridoru nihayet aştı. Salona girdiğinde, jaluziden süzülen ışığın dinginliği, ona güven vermeye yettiği gibi, artık bir şeye çarpma korkusu da tamamen yok oldu. Gıcırtılı balkon kapısını açtı. Etrafına baktı. İnsanlık uyuyordu. Şehrin ışkları sönüktü.
Isıran soğuk hava, çıplak tenini bıçak gibi yardı ve ciğerlerine saplandı. Seve ürperdi, ama başka da bir reaksiyon göstermedi. Balkon korkuluğuna yaklaştı iyice ve buz gibi demiri iki eliyle kavradı. Sanki bir sınavdan geçmesi, bir zorluğa kanıtlaması gerekiyordu. Ve sanki eli cetvelli, kel bir öğretmen, onun başında dikilmiş ve çözemediği matamatik problemini, ondan çözmesini bekliyordu. Oysa Seve, sevmediği problemi çözmekten ziyade, öğretmenin ikide bir burun deliklerine musallat sümüklü parmaklarının, siyah önlüğüne dokunmaması için çaba harcıyordu.

Başını gökyüzüne kaldırdı yeniden. Hava eksi derecenin sınırında olmalıydı. Ayazdı. Koyu lacivert gökyüzü, mistik bir uzaklığa sahipti ve parlayan yıldızlarla doluydu. Seve’nin aldığı derin nefes, buharıyla havaya karışıyordu. Soğuktan titrediği halde, yıldızların çekiciliğinden ve gizeminden, alamıyordu kendisini.

Aşağıdaki ormandan gelen hışırtılardan, yalnız olmadığını anlayınca, kendine güveni arttı Seve’nin. Ama biliyordu; bu ses, kuşlardan gelmiyordu. Onlar bu saatte, derin uykuda olurdu. Ya tilkiden ya da ceylan familyasıydı bu uykusuzlar. Başının döneceğini bildiğinden, eğilip aşağıya bakmamakta direndi. 

Titremesi arttı Seve’nin. Ne var ki, doğanın muhteşem panoramasına doymak bilmiyorrdu. Birdenbire balkonu terketti. Salonun karanlığında kayboldu. Yine birdenbire, battaniyeye sarılmış olarak geri döndü. Bu kez korkusuzca korkuluğa yaslandı. Bakışları yine yukarıda, yıldızların arasın dolaştı. Ansızın bir yıldız kaydı. Büyülendi. Kocaman gülümsediğinde, ruhunu karartan düşüncelerden de, eser kalmadı.

Bir dilek mi tutsaydı? Dileklere inanmalı mıydı? 

Aşağıda, aşina olduğu böğürtüler ve hareketlilik yoğunlaştı. Gece sabaha evrilmek üzereydi. Bu kez merakını frenleyemedi Seve. Eğildi. Sanki korkunun yerini tarifsiz bir cesaret almıştı.

Karanlığa alışan gözleri, tahminlerini doğruladı. Evet, onlardı: ceylanların üçü de gözlerinin önündeydi şimdi. Bunlar, gündüz yürürken, sık sık karşılaştığı familyaydı. Bir büyük, iki de küçük...



H.K. 2026 Sthlm

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sıradan yaşamlar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sıradan yaşamlar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sıradan Yaşamlar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Gule
Gule, @gule
13.5.2026 23:12:50
Karanlıkta zihin daha aktiftir, daha çıplak ve soyunuktur bellek...düşüncenin biri gider, biri gelir aralıksız. Güzel aforizmalar çıkar karanlıktan. Aydınlık atmosferin zihini dağıtan ve yoran bir işlevi var, konsantre ve ilgi odağını yeterince duygularına veremiyor insan. Elektrik kesintisi gibi bir şey aydınlık, zihnin koridorlarında...Aydınlıkta oturup yazmakla, karanlıkta mum ışığıyla yazmak arasında derin bir uçurum var.

Seve'nin de muhtemelen aykırı ve cesur düşünceleri karanlıkta patlak veriyordur.

Adım adım, kare kare Seve'nin portresini çizmişsin sanki her duvarda...öyle ki; yazıyı okurken Seve'nin bir sonraki hamlesine ve atağına göz aşinalığım varmış gibi sezgilerim ortak hareket ediyor.

Yataktan doğrulurken terlikleri ayağına geçirmesine el atıyorum, duvara çarpmaması için koluna giriyorum, sağa sola sendelememesi için yardım ediyorum.

Okurken adım adım Seve'nin peşindeydim, onu o kadar içselleştirdim ki; ayağı bi yere takılıp düşecek olsaydı; hiç düşünmeden yere sünger gibi uzanıp üzerime kapaklanmasına gıkımı çıkarmazdım.

Seve'ye kanım kaynadı.
Güzel bir yazı canım tebrikler.
Sevgilerimle

Gel bir de Kahraman kardeşlerden dinleyelim Seve'yi...

https://youtube.com/watch?v=QxxnpbWNAgE?is=GkzteOhqIG-dIlsr
Ay
Ayla Kaya, @aylakaya
13.5.2026 21:30:48
On iki mayıs tarihinde günün yazısı seçilen bu etkileyici eseriniz için sizi yürekten kutlarım karanlığın resmini çizmekten başlayıp Seve karakterinin o derin iç gelgitlerini ve yıldızlarla buluşmasını adeta bir film karesi gibi işlemişsiniz kafamızın içindeki o karışık düşünceleri ve gecenin ayazında ceylanların sessiz dostluğuyla huzur bulan o naif ruhu bizlere hissettiren kaleminiz daim olsun hayaldeki o güzel dünyanın kapılarını böylesine şiir gibi ve içten bir duyguyla araladığınız için emeğinize sağlık tebrikler
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
13.5.2026 20:40:42
Kutlarım hocam bu güzel çalışmanızı ve sizi
ayşe1
ayşe1, @ayse1
13.5.2026 17:55:44
Psikolojik derinliği, anlamı olan akıcı ve etkin yazınız güçlü ifadeli ve güzeldi.
Sevgiyle kutlarım.
eylüldegel
eylüldegel, @eyluldegel1
13.5.2026 14:44:19
Seve , düşlerine yürümek isteyip , içinde bulunduğu hayatın gerçekliği arasında git geller yaşıyan bir yasamın adı , bir masal ... Gibi ,gerçekliği yüzüne vuran üç kucuk ceylan sözüm ona ,biri büyük diğerleri küçük ,... Uç kuzucuk ....çok güzel bir yazı. Yazan kalemi yazanı tebrik ederim , sevgiyle ve saygimla ,uzak diyarlara selam olsun ,,,

eylüldegel tarafından 13.5.2026 14:52:30 zamanında düzenlenmiştir.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
13.5.2026 09:13:57
H.K. mahlasıyla 2026'da Stockholm'ün o serin ikliminden süzülüp gelen bu metin, "Sıradan Yaşamlar" başlığı altında aslında hiç de sıradan olmayan bir ruhsal derinliği, bir gece hesaplaşmasını ve doğayla kurulan o gizli bağı muazzam bir betimleme gücüyle anlatıyor.

Seve karakteri üzerinden yürütülen bu anlatı, bir insanın iç dünyasındaki karmaşa ile dış dünyadaki mutlak sessizlik arasındaki o ince çizgiyi (balkon korkuluğunu) merkezine alıyor.

Metnin dokusunu şu katmanlarla inceleyebiliriz:

1. Karanlığın ve Düşüncelerin Anatomisi
Yazar, karanlığı sadece bir ışıksızlık hali olarak değil, "arsız bir düşman" ve "zombiye dönüşen düşünce zinciri" olarak tarif ediyor. İnsanın gece yastığa başını koyduğunda başlayan o kontrolsüz zihin aktivitesi, Seve’nin üzerinde boğucu bir etki yaratıyor. Düşüncelerin "boyna dolanması" ve "nefessiz bırakmak istemesi", modern insanın kaygı dünyasının çok somut bir yansımasıdır.

2. Ütopik Dünya ile Gerçeklik Arasındaki Uçurum
Seve’nin hayalindeki o "şiir gibi akan ırmakların" olduğu dünya ile Stockholm’ün "ısıran soğuk havası" arasındaki tezat, karakterin ruhsal gurbetini simgeliyor. Hayalindeki dünya ne kadar lirik ve yeşilse, içinde bulunduğu karanlık o kadar hoyrat ve kaotiktir. Astronot benzetmesi, insanın kendi evinde bile dünyaya ne kadar yabancılaşabileceğinin altını çiziyor.

3. Çocukluk Travmaları ve "Siyah Önlük"
Balkonda demirlere tutunurken Seve’nin zihninin çocukluktaki o "eli cetvelli, kel öğretmen" anısına gitmesi, metnin en çarpıcı kırılmalarından biri. Geçmişin disiplin ve korku dolu imgelerinin, yetişkinlikteki "bir zorluğu kanıtlama" sınavıyla birleşmesi, insanın çocukluk yaralarının her daim pusuda beklediğini gösteriyor. Siyah önlük ve öğretmen betimlemesi, metne nostaljik ama bir o kadar da sarsıcı bir gerçeklik katıyor.

4. Doğanın Şifası: Ceylanlar ve Yıldızlar
Karanlığın tehdidi, Seve’nin balkona çıkıp gökyüzüne bakması ve aşağıdaki ormandan gelen sesleri duymasıyla kırılıyor. Yıldızın kayması, ruhu karartan düşüncelerin bir anda silinip gitmesine vesile oluyor. Finalde, gündüzden aşina olduğu ceylanları (bir büyük, iki küçük) karanlığın içinde görmesi, Seve’nin yalnızlık hissini kırıp onu yaşama ve doğanın döngüsüne yeniden bağlıyor.

Üslup ve Atmosfer
Metin, Kuzey Avrupa'nın o puslu, soğuk ve melankolik atmosferini (Sthlm 2026) okuyucunun iliklerine kadar hissettiriyor. "Çıplak bir sap gibi" veya "bir sazın perdelerini arar gibi" yapılan benzetmeler, dilin gücünü ve yazarın gözlem yeteneğini kanıtlıyor.

Özetle;
"Sıradan Yaşamlar", uykusuz bir gecenin anatomisini çıkarırken, insanın en karanlık anında bile doğaya tutunarak nasıl bir ışık bulabileceğini anlatıyor. Seve, karanlığa "biat ederek" başladığı yolculuğu, yıldızlara gülümseyerek ve ceylanlarla selamlaşarak tamamlıyor.

Emeğinize, kaleminize sağlık. Stockholm'ün ayazında ısınan bu samimi ve derin hikâye, gönüllerde 17 beğeniden çok daha fazlasını hak ediyor.
deniz_tayanç1
deniz_tayanç1, @deniz-tayanc1
13.5.2026 06:21:36
Kendine gelen bir ruh.
Kendinden kaçan bir ruh.
Kendini kendine diyen Ruh.
Bizi de haberdar eden ruh.

Çok saygımla Üstadım
/ yüRekTen
/ yüRekTen, @-yurekten
13.5.2026 01:21:26

başlık ve içerik arasındaki gerilimi öyle güzel kurmuşsun ki. bir aydır bu devasa metropolde, İstanbul’dayım. yazıyı "sıradan yaşamlar" diye okumaya başlıyoruz ama anlattıkların bu şehir insanları için lüks sayılabilecek bir sıradanlık taşıyor; pencereden ormana, ceylanlara bakabilmek mesela... onların asfaltın üzerinde, bazen ana yollara karışması ya da ara sokaklarda yürüdüklerini, bahçeme girip şakayıklarımı iştahla yediklerini, elma ağacımın altında şapurtulu seslerle meyveleri kütür kütür çiğnediklerini tahayyül bile edemiyorum şu an. öyle uzak...

Seve, kaosun içinde, uykusuzluktan bunalmış, soğukta titriyor lakin aşağıda zararsız dostlar var ve onlar sayesinde tüm kasvetli düşünceleri dağılıveriyor işte... doğa orada... doğa bir terapi gibi değil de daha çok sessiz, doğal bir akışla beliriveriyor önünde. aslında hep oradaydı doğa, sadece insanın buna hazır olması gerekiyordu, o kadar...

hele şimdi seni bu şehirden okuyunca, bu his hem öfkeyi hem üzüntümü bileyliyor diyebilirim Tüya canım...

hep sevgimle
tebriğimle

C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
13.5.2026 00:13:49
Ceylan ürkekliğine,hikayenin ritmi ekli kalsın.
Seve’nin Umutlarını ceylanların yaşadığı ormanın bir dalına bağladım okurken.

Kalemine daima saygı ile

Sevgiler Tüya dost 🌺
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
12.5.2026 17:26:22
Yüreğinize sağlık, içe huzur veren çok güzel bir eser okudum. Kaleminiz daim olsun, nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL