Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir. pascal
KÜLLİYAT
KÜLLİYAT

Önce Dilde Başlar

Yorum

Önce Dilde Başlar

( 2 kişi )

1

Yorum

6

Beğeni

5,0

Puan

45

Okunma

Önce Dilde Başlar

Önce Dilde Başlar

Şişşişt

Madde gözünden bakınca
hep bir suçlu vardır dünyada:
bir ihmal,
bir eksik,
bir yanlış yönetim,
bir başkasının günahı…

Ve insan;
nefesini bile emanet taşıdığı hâlde
kendini masum sanır.

Oysa insanın
ne açlığı kendi hükmündedir,
ne uykusu,
ne de bedeninin en küçük ihtiyacı…

Kontrol edemediği bir bedende
kâinatın sahibi gibi dolaşır durur.

Bilmez ki
zuhur etmeden önce her şey
mana denizinde dalga dalga başlar.

Hangi öfkeye dokunursan
onu büyütürsün dünyada.

Bazı felaketler
önce dilde başlar.

Ateş yalnız ocakta yanmaz kardeşim…
İnsanın dili de yakar dünyayı.

Bir küfür,
bir öfke,
bir merhametsizlik;
şehirlerin üstüne görünmez kor bırakır.

Bak sokaklara…
Gençlerin ağzında hiddet,
trafikte sabırsızlık,
evlerde sevgisizlik…

Ve biz hâlâ
yangının yalnız ormanda çıktığını sanıyoruz.

“Geçim zor…” diyorsun, haklısın.
Ama sen de her gün
yokluğu büyüten cümleler kurmadın mı?

“Bu ülkede yaşanmaz…”
“Kim kimi kandırırsa…”
“Yeter ki ben kazanayım…”

Hayvana zulmeden,
güçsüzü ezen,
garibanın hakkını yiyen insan;
Karun’un toprağa gömülen kibrini
neden kendinden uzak görür?

Biz,
yere düşen ekmeği öpüp başına koyan
bir neslin çocuklarıydık.

Şimdi yere düşen parayı
ayağımızla eziyoruz.

Sonra da
“Bereket neden kaçtı?” diye soruyoruz.

Ormanlar suskun…
Toprak yorgun…
Deniz kıyıları çöp içinde…

Gökyüzü bile
insanın hoyratlığından
yorulmuş gibi artık.

Toprak,
üstündeki kiri taşımaktan
içine rahmet çekecek damar bulamıyor.

Hayat bir liyakattir aslında.
Madde dünyası torpille dönebilir belki;
ama hakikat
yalnız hak edişle yürür.

Ve biz;
açgözlülüğümüzle,
vurdumduymazlığımızla,
suskunluğumuzla
bugünün yükünü birlikte ördük.

Artık herkes biraz suçlu.
Herkes biraz eksik.

Kendi evinde adaletsiz olup
dünyaya adalet nutku atanların
sözleri göğe yükselmiyor artık.

Şimdi vakit;
silkelenme vakti.

Suçlamayı bırakıp
kendine dönme vakti.

Sevebiliyorsan sev.
Merhamet edebiliyorsan et.
Beceremiyorsan da
hiç olmazsa kırma…

Çünkü dünyanın en büyük yangını
insanın içindeki merhametin sönmesidir.

Gönül Adıgüzel Dural

Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Önce dilde başlar Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Önce dilde başlar yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Önce Dilde Başlar yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
1.6.2026 23:50:34
5 puan verdi
Gönül Adıgüzel Dural’ın kaleme aldığı "Önce dilde başlar" adlı bu derin ve sarsıcı metin, modern insanın en büyük yanılgısını —yani suçu hep dışarıda arayıp kendi içsel sorumluluğundan kaçmasını— muazzam bir ayna tutarak yüzümüze vuruyor.

Zuhur etmeden önce her şey mana denizinde dalga dalga başlar" diyerek kadim bir hakikate göz kırpıyor. Dünyada gördüğümüz somut felaketlerin, çevre kirliliğinin veya ekonomik bereketsizliğin aslında içsel, manevi bir çürümenin tezahürü olduğunu savunuyor.
Yani dış dünyadaki yangın, içimizdeki merhamet yangınının küllerinden başka bir şey değil.

​Metnin en çarpıcı tespiti belki de şu: "Bazı felaketler önce dilde başlar." Gündelik hayatta farkında olmadan tükettiğimiz hiddet dolu kelimeler, "bu ülkede yaşanmaz" ya da "yeter ki ben kazanayım" gibi bencillik ve ümitsizlik kokan cümleler, yazarın deyimiyle şehirlerin üzerine "görünmez korlar" bırakıyor. Kelimeler sadece düşüncelerimizi aktarmaz, yaşayacağımız gerçekliği de inşa eder.

​İnsanın evrendeki acizliği ile takındığı kibirli tavır arasındaki tezat çok güzel işlenmiş. Nefesini bile emanet taşıyan, uykusuna ve açlığına bile tamamen hükmedemeyen bir canlının, kâinatın sahibi gibi hoyratça davranması ve Karun’un kibrini kendine uzak görmesi, insanın en büyük trajedisidir.

​Ekmek üzerinden verilen örnek, toplumsal hafızamızın ve değerlerimizin nasıl tersyüz olduğunu özetliyor:
​"Biz, yere düşen ekmeği öpüp başına koyan bir neslin çocuklarıydık. Şimdi yere düşen parayı ayağımızla eziyoruz."
​Bu değişim, bereketi neden kaybettiğimizin de açık bir yanıtı olarak sunuluyor. Maddiyata verilen aşırı değer, manevi değerlerin (saygı, kanaat, nezaket) ayaklar altına alınmasına yol açmış durumda.

Bir Özeleştiri ve Uyanış Çağrısı
​Metin, başkalarını suçlamayı, dünyaya adalet nutukları atıp kendi evinde adaletsiz olmayı bırakıp kendimize dönmemiz gerektiğini söyleyerek bitiyor. Çözüm ne politikalarda ne de başkalarının değişmesinde; çözüm bireyin kendi merhametini yeniden uyandırmasında.
​"Beceremiyorsan da hiç olmazsa kırma..." cümlesi, bugünün karmaşasında her birimizin kulağına küpe etmesi gereken, asgari bir insanlık kuralı. Gerçekten de bugünün dünyasını iyileştirmeye önce kendi dilimizi ve kalbimizi iyileştirerek başlamak zorundayız.

TEBRİKLER KUTLARIM KALEMİNİ
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL