0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
40
Okunma
Kendinden başkasını suçlamaya dönüktü insan. Kendini düşünmeyi bile sahiplenmeyle ifade ediyordu. Dua kelimeleri Tanrım, Allahım, Marduğum, Şivam gibi; Benim Tanrım, Benim Allahım, Benim Gök Tengrim ile başlardı. Sonra hayaller savaşı, soyut savaş veriliyor, soyutlar için canlı ikinci dereceye düşüyordu. Oysa sorsanız kökenlerini bilmedikleri her şey için göksel bir anlatıya bel bağlamışlardı.Çünkü yerdeydiler, düşüktüler, küçüktüler. Büyük düşünceleri ise kendi içlerine asla almazlardı. Farklılık; rahatını refahını, yaşam koşullarını değiştireceği için isyan etmek her dönemde yadırganmıştı.
Çocukken devşiriliyordu insan zihni. Sonradan hakikati anlamak büyük değişimleri meydana çıkartmakta yetersizdi. Güç ise formüle edilemiyordu daha, günümüzde bile beygir ismini güç sistemleri için ezber yaptık. Elbette tek beygirin gücü tek insandan üstündü. Oysa beygiri de parçalayan bir doğal nizam görmüştü insanlar. Adına ise vahşi doğa dediler, karnını doyurmak için öldür.
Dünyada balıkların ayı avladığı daha görülmese de, belki de kim bilir, bir sinek bir fili etkisiz hale getirebilir günümüzde. Sahi mi, olabilir mi, mümkün mü… Nasıl mümkün hale getirilir dünya ve içindekiler …
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.