2
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
188
Okunma

Herhangi bir sabahın üçü, bazen birini son görüşünüz olabilir, siz hiç fark etmeseniz de…Ya da bir birlikteliğin bittiği nokta… Zaten en çarpıcı yalnızlıklar , genelde başlangıcını fark edemediklerimiz olur.
Engin’in evden vedasız çıktığı o son gün de, onlardan biriydi.
Derya, gözü yaşlı kadının sevdiği adama yalvardığı sahneye daha fazla dayanamayıp televizyonu kapattı. Film izlerken tarafsız kaldığı dramanın deneyimine kendi hayatında şahit olurken yorumsuz seyredemedi olanları. Çünkü herkes başroldeki kazananla özdeşleşmek isterdi,ama bu sefer kaybedendi o, tercih dışı kalan diğer seçenek…
Asıl hazmedemediği Engin’i kaybetmek miydi, evliliğin sağladığı güvenceyi kaybetmek miydi, yoksa sadece” kaybeden olmak” mıydı, bilemedi.Öylece oturdu kapanmış ekranın siyah boşluğuna dalgın dalgın bakarken. Orada, sarı saçları ve öz güveni dağılmış bir kadın yansıması gördü ve onu tanıyamadı.
Kızların okul saati geldiğini fark etti birden. Hemen kalkıp onları uyandırması, kahvaltı hazırlaması ve giyinip kendi işine gitmesi gerekiyordu. Ama hiçbirini yapacak enerjisi yoktu. Engin’in böyle extra acılara katlanmak zorunda olmayışına sinir oldu. Bedenini adeta sürükleyerek kızları uyandırmaya gitti.
İş çıkışı psikolog randevusu vardı, bazen taşıyamadıklarını paylaşmak için giderdi oraya Derya. Oysa göremediklerini görmek için gitseydi , daha iyi sonuç alabilirdi. Çünkü acı; bir paket gibi yükü paylaşılabilecek bir şey değil, kalbinde taşıdığı bir tekamül ihtimaliydi aslında. Ama Derya gibi kendinden kaçan biri için, bu ihtimal zor görünüyordu.
Elmira, odasına girer girmez Derya’nın beden dilinden anladı bunları ve daha fazlasını…
Engin’i zaten tanıyordu ama Derya’yı daha yakından tanımak istiyordu bugün. Saçları aceleyle toplanmış, özensiz giyimiyle ,solgun haliyle, kırkına değil de ellisine merdiven dayamış gibi görünüyordu. Elmira, düşüncelerini belli etmemeye çalışarak, Engin’le geçirdiği sıradan bir günü anlatmasını istedi. Buradan birçok ilişki sorununu ve karakter erilerini yakaladığı olmuştu. Derya, önce Elmira’ya , sonra da ikindi güneşini ve hafif bir rüzgarı içeriye davet eden açık pencereye baktı ,durgun ve yorgun.
-"Her zaman aynı rutinler işte", dedi böyle sıradan bir soruyu gereksiz bularak. Oysa, en büyük kopuşlar veya bağlanmalar, en sıradan anların içinde boy verir, hissettirmeden beslenir, kesin ve keskin bir gerçeklik olarak karşımıza dikilirdi.
Elmira dirseklerini masaya dayamış dikkatle dinliyordu Derya’yı:
-Yani mesela nasıl karşılarsın onu, ne yaparsınız günün geri kalanında? diye sormak zorunda kaldı. Böyle direkt bilgi isteyen sorular sormazdı aslında. Derya konuşmaya gönülsüzdü. Sanki acılarını kısa yoldan dindirecek bir reçete arıyor gibiydi.Bezgin bezgin konuştu Derya:
-Genelde geç gelirdi Engin. Yorgun olurdu, bazen de alkollü.Tabii ki teşekkür edecek halim yok, ben de duruma göre,sitem, surat yapmak,kanepeye yollamak gibi cezalar kesip durdum.Daha fazlasını hak ediyodu ya ,neyse…dedi iç geçirerek.Yine susmaya devam etti. Elmira,kaçış imkanı vermeyen bir soru sordu bu kez:
-Başka bir kadının varlığını nasıl fark ettin?
Derya birden bire canlandı, sesi ve bedeni titrerken anlattığı olayın içine düştü aniden:
-Cep telefonunu karıştırıyordum her gün. Bi keresinde de, bilgisayardaki mesaj hesabına girdim kapatmadan çıkmıştı, yazışmalarını gördüm.
Kontrolcü ve öz güvensizdi Derya, tüm kibirli görüntüsünün altında kaygılı ve dünyadan korkan bir çocuk vardı.
-Buna neden gerek duydun?
-İlgisizdi eve, bana...Uzaktı. Her akşam soruyordum "nerdeydin?"diye, tutarsız ,geçiştirme cevapları vardı.Üsteleyince de sinirlenip kaçıyordu işte. Haksız mıyım yani araştırmakta?
Haksızdı, ama fikrini söylemedi tabii ki Elmira.
-Derya…dedi sakin bir tonda.
-Sence bu anlattıkların sonuç değil de, sebep olabilir mi geldiğiniz durumla ilgili?
Derya ,bunu bir soru gibi değil de ,suçlama gibi algıladı, çünkü kendi davranışlarıyla ilgili sorumluluk almak acı vericiydi ve savunmaya geçti:
-Ne yani, ben mi sebep oldum bütün bunlara?Elini göğsüne tutmuş ,gözlerini açmış cevap bekliyordu.
Elmira:
-Hayır, öyle demiyorum.İlişkiler iki taraflıdır ve durum analizini doğru yapabilmek için bütün verileri ortaya koymak gerekir, diyorum.
Derya:
-Sizi bilmem ama... Ben silik bir karakter değilim,yuvasını korumak için her şeyi yapan, sevdiği adam için mücadele eden güçlü bir kadınım, benim de hakkım değil mi ilgi görmek? dedi sinirli ve seri bir konuşmayla.
Hakkıydı elbette, ama hakkını zorla talep etmek duygusal ilişkilerde geri tepen bir manevraydı.İlişkide jandarmalık işe yaramadığı gibi, kesin aldatmayla sonuçlanan sınır ihlaliydi. Elmira bunu birçok vakada gözlemlemişti, kendi evliliğini düşündü Derya’nın hatırlatmasıyla. O ,hiç böyle biri değildi, silik miydi ki? Eve geldiğinde Sinan’ın içi daralmazdı, Elmira yorgun da olsa, onu gülümseyerek karşılar, paketleri alır,sofrayı hazırlar, o uyanık olduğu sürece bireysel başka şeylerle uğraşmazdı. Sinan başka bir ortamda evdeki huzuru bulmazdı.
Birden ,okuduğu polisiye romandaki" Evgenia "karakteri geldi aklına. O uyumlu, koşulsuz sevgi sunan, kaprissiz, problemsiz kadın…Pasif olmak mıydı bu,ilişkide yok olmak mı? Birine huzur vermek, özgürlük alanı oluşturmak, eziklik miydi? Yoksa kendine ve ilişkisine değer katmak mı? Kullanılmak mıydı? Neydi?
Elmra düşündü : Sinan da Engin’den daha kolay biri değildi. O da genelde yorgun eve gelirdi ama gerginliğini Elmira’ya yansıtıp yöneltmediği sürece, bunu sorun etmezdi. Ondan ilgi,zaman ve güleryüz talep etmezdi Elmira. Çünkü daha yoğun çalışan ,yük taşıyan oydu ve talep edilen ilginin de anlamı yoktu.
Ama bazen ne yaparsanız yapın, kıymetiniz bilinmeyebiliyordu.Öyle zamanlarda değerinizi hatırlatmanız gerekiyordu. Tabii ki, Sinan da, bilumum cezai müeyyideyi hak ederek kanepeyi boyluyordu günün sonunda.
Elmira:
"Aslında bazen, Sinan bundan daha fazlasını hak ediyor ama neyse..."diye düşünürken yakaladı kendini.Tıpkı Derya gibi...
Sonra, kendi olumsuz yönlerini fark etmediği gibi olumlu yönlerini de fark edemediğini anladı Elmira. Derya ona ayna olmuştu.Aynalar önemliydi, ama Derya ayna falan istemiyordu o gün. Acısı dinsin istiyordu sadece, sabırsızdı.
Ağlamaya başladı ,suskun ve bütün çözümlere kapalıydı, konuşmaya gönülsüz…
Acılar iyi bir dönüştürücü olabilirdi ama Derya esnek bir kişiliğe sahip değildi. Fırtınaya diklenen dal gibi kolayca kırılıyordu her yerinden.
Elmira,onun yüzleşmeye hazır olmadığını anladı.Zorlamak anlamsızdı.Hayatın akışı ve olay örgüsü müdahale kabul etmiyordu.O anda yapabileceği en doğru şeyi yaparak, kendini aşan bu durum için ilaç tedavisi gerekebileceğini düşündü.Danışanı, hasta kimliğini uygun görmüştü kendine anlaşılan, o da gereğini yapıp psikiyatr arkadaşına yönlendirdi…
Sonuçta oynadığı bütün rolleri insan kendine yine kendisi biçerdi. Bize düşen, incelikli bir "olanı kabul"dü…
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.