2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
155
Okunma

Çocukken sevmeyi öğrenmiş olmamın ne kadar büyük bir nimet olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Ben sevgiyi büyük insanlardan değil, çocuklardan öğrendim. İlkokul sıralarında, ilk göz göze gelişimizde tanıdım sevgiyi. O zamanlar her şey ne kadar saf, ne kadar temizdi… İçinde hesap yoktu, çıkar yoktu, menfaat yoktu.
İnsan büyüdükçe sevgiyi de değiştiriyor sanki. Oysa çocuklar öyle değildir. Hep derler ya; “Çocuklar kin tutmaz, nefret bilmez.” Gerçekten de doğrudur bu. Çünkü çocuk gibi sevmeyi öğrenen insanların içinde kötülük barınmaz. Onlar insanların yüzüne değil, içlerine bakarlar.
Bazen karşındaki insanın sana zarar vereceğini bile bile ona sevgiyle yaklaşır insan. Belki bir merhamet, bir şefkat, bir içtenlik onu değiştirir diye düşünür. Çünkü içinde sevgiden başka bir şey yoktur. Ne kin vardır ne nefret ne de bencillik… En önemlisi ise menfaat yoktur.
Günümüzde ise insanların çoğu sevgiyi bile çıkarlarına göre yaşamaya başladı. İnsanlar artık kalpleriyle değil, menfaatleriyle seviyor birbirini. Bu yüzden samimiyet azaldı, güven kayboldu. O eski saf duygular yerini hesaplara bıraktı.
Bazen düşünüyorum da, insan büyüdükçe aslında kalabalıklaşıyor ama içi boşalıyor. Çocukken tek bir bakış yeterken, büyüyünce bin tane kelime bile yetmiyor anlaşılmaya. Belki de bu yüzden çocuk kalbiyle sevmek bu kadar kıymetli; çünkü orada gösteriş yok, süs yok, sadece gerçek sevgi var.
Ama hayat insana yavaş yavaş başka şeyler öğretiyor. Kimi insanlar seni kırıyor, kimi insanlar güveni öğretiyor gibi yapıp aslında senden bir şeyler eksiltiyor. Ve sen yine de vazgeçmiyorsun sevmekten… çünkü başka türlüsünü bilmiyorsun. İçinde sevgi varsa, onu söküp atmak kolay değil.
İnsan en çok da şunu öğreniyor zamanla: Her sevgi hak edilmez. Ama buna rağmen kalbin yine de herkese açık kalıyor. Belki de en büyük yorgunluk bu; kapatmayı bilmediğin bir kalple yaşamaya çalışmak.
Yine de içimde küçük bir yer hep aynı kalıyor. Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, o çocuk hâlâ orada duruyor. Sessizce bakıyor dünyaya… “Yine de güzel şeyler olacak” der gibi. Belki de insanı ayakta tutan tek şey o küçük umut.
Ve ben… o çocuğun elini hiç bırakmadım. Çünkü biliyorum; insanı insan yapan şey, kırılmasına rağmen hâlâ sevebilmesidir.
Belki de en çok ihtiyacımız olan şu an çocukça sevmek çocukça güvenmek çocukça her şeyi hissetmek çocukları gibi küçük şeylerde mutlu olabilmik.
Özkan Değirmenci
14.05.2026
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.