1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
174
Okunma

Halk edebiyatı ürünleri, bir toplumun geçmişten günümüze taşıdığı kültürel değerlerin en önemli yansımalarından biridir.
Masallar, türküler, atasözleri, deyimler ve bilmeceler; toplumların düşünce yapısını, yaşam tarzını ve dünya görüşünü ortaya koyan sözlü kültür unsurları arasında yer alır.
Özellikle yöresel bilmeceler, ait oldukları bölgenin kültürel kimliğini taşıyan önemli halk edebiyatı ürünleridir. Bu bilmeceler yalnızca eğlence amacıyla söylenen söz oyunları değil; aynı zamanda kültürel belleği koruyan, eğiten, düşündüren ve sosyal bağları güçlendiren önemli değerlerdir.
Ahlat’ta uzun kış gecelerinde gaz lambası eşliğinde, sobanın ateşinin gölgesi tavana vurduğunda; bazen türküler, oyunlar, ninniler, bazen de bilmeceler kalabalık ailelerimizin en güzel eğlenceleriydi.
Annemin, ninemin anlattığı hikayeler (haket) sözlü kültürü kazanmamda büyük emekleri olmuştur.
Ahlat sözlü kültürün en güzel örneği kıymetli Ahlatlı büyüklerimizin, her sohbete bİr sözleri hep var.
Ahlat’ta bilmeceler, toplumun geleneklerini, göreneklerini, yaşam biçimini ve değer yargılarını içinde barındırdığı, geçmiş kuşakların deneyimlerini, doğa gözlemlerini yaşam anlayışlarını, bilmeceler aracılığıyla yeni nesillere aktardığı görülmektedir.
Bilmeceler tıpkı hikaye, masal, ninniler gibi, geçmiş ile bugün arasında kültürel bir köprü kurmuştur. Özellikle sözlü kültürün hâkim olduğu toplumlarda bilmeceler, kültürel hafızanın korunmasında etkili bir araç olmuştur.
Yöresel bilmeceler ile ilgili yaptığım araştırma ve derleme çalışmalarımda aynı zamanda yaşanılan coğrafyanın ve günlük hayatın da bir aynasıdır. Tarımın ve hayvancılığın yaygın olduğu Ahlat’ta, ekin, harman, saban veya hasatla ilgili bilmeceler sıkça görülürken; hayvancılığın ön planda olduğu yerlerde hayvanlar ve hayvansal ürünler bilmecelerin temel konuları arasında yer alır. Bunun yanında ev eşyaları, yemek kültürü, geleneksel araç gereçler ve günlük yaşamda kullanılan nesneler de bilmecelerde sıkça karşımıza çıkar. Böylece bilmeceler, bir yörenin sosyal ve ekonomik yaşamı hakkında önemli bilgiler sunmuştur.
Bilmecelerin önemli yönlerinden biri de dil ve anlatım özelliklerini korumasıdır. Ahlat ağız özellikleri, yerel kelimeler, deyimler ve atasözleri bilmeceler aracılığıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Özellikle unutulmaya yüz tutmuş bazı sözcüklerin halk arasında yaşamaya devam etmesinde bilmecelerin büyük katkısı olmuştur. Ayrıca bilmecelerde kullanılan mecazlı anlatım, benzetmeler ve uyaklı ifadeler halkın söz söyleme becerisini ve dil estetiğini ortaya koyar. Bu nedenle bilmeceler, halk dili ve ağız araştırmaları açısından da önemli kaynaklar arasında kabul edilir.
Bilmeceler, eğitici ve eğlendirici yönleriyle de dikkat çeker. Özellikle çocukların zihinsel gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Bilmeceler sayesinde çocuklar düşünme, yorum yapma, bağlantı kurma ve problem çözme becerilerini geliştirir. Aynı zamanda hayal gücünü harekete geçirerek yaratıcı düşünmeyi destekler.
Eğlenceli bir öğrenme yöntemi sunan bilmeceler, geçmişte köy odalarında, uzun kış gecelerinde ve imece ortamlarında insanların keyifli vakit geçirmesine yardımcı olmuştur. Bu yönüyle bilmeceler, toplumsal eğlence kültürünün de önemli parçalarından biridir.
Yöresel bilmeceler, toplumsal dayanışma ve kuşaklar arası iletişim açısından da büyük önem taşır. Büyüklerin küçüklere bilmece sorması, hem bilgi aktarımını sağlamış hem de aile içi iletişimi güçlendirmiştir. İnsanların birlikte düşünmesini, konuşmasını ve paylaşım içinde olmasını sağlayan bilmeceler, toplumsal birlik duygusunu da artırmıştır. Böylece sözlü kültür ortamlarında sosyal bağların güçlenmesine katkıda bulunmuştur.
Ahlat Yöresel Bilmecelerden Bazı Örnekler
-Allah yapar yapısını, bıçak keser kapısını (karpuz)
- Abdest alır namaz kılmaz, cenazeden geri kalmaz (ölü)
- Attım atana, değdi kotana, düzde çaya derede balığa (yıldırım - şimşek)
- Ay elemez elemez, tendirin başına gelemez gelse de geri dönemez (Tereyağı)
-Altı mermer, üstü mermer içinde bir gelin oynar (Dil)
-Ağzı açık alemet , rengi kızıl kıymet (Fırın)
-Altın tas, gümüş taç, birini kaldır birini bas (Güneş - Ay)
-Ateşe girer yanmaz, suya girer ıslanmaz (Güneş)
-Ben giderim o gider, yanımda tık tık eder (Baston)
- Benim bir gelinim var, gelinin elini öper, gidenin elini öper
( Kapı tokmağı)
- Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca (Sabun)
- Bir küçük mil taşı, Dolanır dağı, taşı (Göz)
- Biz biz idik biz idik, yüz bin kere kız idik (Yıldız)
- Bizim evde kuyu var, kuyunun içinde suyu var, suyunun içinde dili var (İdare - gaz lambası)
-Benim bir kalbur cucam (civciv) var akşam yatar, sabah toplar (Yıldız)
-Benim iki kızım var, biri oturur biri kalkar (Terazi)
-Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane (Nar)
- Çarşıdan alınmaz, mendile konulmaz, ondan tatlı hiçbir şey olmaz (Uyku)
-Çık çıklı hamam, kubbesi tamam, bir gelin aldım babası imam (Saat)
-Dağdan gelir dağ gibi, kolları budak gibi, eğilir su içmeye, bağırır oğlak gibi. ( Öküz arabası)
-Dağdan gelir, takla makla, aman abla beni sakla (Sel)
Dağdan gelir sekerek, kuru üzüm dökerek (Keçi)
-Dedem deve girmez eve, kes başını girsin eve (Şemsiye)
-El kadar mezar, dünyayı gezer (Ayakkabı)
- Ey bulutlar bulutlar, Yusufu yedi kurtlar. Ben bir şekil kuş gördüm. Tepesinden yumurtlar(Buğday)
-Gider leylam, gelir leylam, tek ayak üstünde durur leylam (kapı)
-Hanım içeride, saçı dışarıda (Mısır)
- Hanım uyandı, Cama dayandı, cam kırıldı, kana boyandı (Nar)
-Havaya bakar, sümüğü akar (Mum)
-Hırsız eve girerken neyi çalmaz (Kapıyı)
- ( İki marak, bir direk (Gözler Burun)
-İçi taş, dışı taş ha dolaş, ha dolaş (Minare)
-Karşıdan baktım bir taş, yanına gittim dört ayak bir baş (Kaplumbağa)
-Kat kat döşek, bunu bilmeyen eşek (Lahana)
-Kalburda durmaz, onsuzda olmaz (Su)
-Küçücük kuşlar, kendisi yemez, ele bağışlar (Arı)
-Mini mini kuşlar, her yeri taşlar (Dolu)
-Otuz iki hacılar, birbirini gıcılar (Diş)
-Sarı öküz gitti gelmez, kara öküz yattı kalkmaz (Yaz - Kış)
-Sarıdır özü, güldürür yüzü Altın)
- Uzun uzun odalar, birbirini kovalar (Tren)
-Üstü çayır biçilir, altı çeşme içilir (Koyun)
-Yarım kaşık, duvara yapışık Kulak)
- Yazın kurur, kışın erir (Kurut)
- Yer altında beyaz bakır (Turp)
Birgül Otlu 12 Mayıs 2026 Ahlat
(Ahlat Halk Kültürü Araştırma ve Derleme Çalışmamdan)
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.