İnsanları ikna edemezsen akıllarını karıştır. harry s. truman
AYDINK
AYDINK
VİP ÜYE

ANNE

Yorum

ANNE

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

19

Okunma

ANNE

ANNE


…..Orta Anadolu’nun şirin bir köyünde yaşıyorlardı.
…..Karı - koca ve İlk çocukları kız, sonra gelen dört çocukları erkek ve sonuncu yani altıncı çocukları kız olmak üzere çiftçilikle iaşesini temin etmeye çalışan sekiz kişilik bir aile.
…..Baba, doğmuş, büyümüş köyde. Anne de öyle ve aynı köyden insanlar.
…..Orta Anadolu’nun o çoğunlukla verimsiz taşı ve toprağında pehlivanlara yaraşır bir çaba ile toprağını işleyenler.
--------------x----------------
…..Toprak verimsiz, kısır. Ektiğini zor karşılıyor. Kışlık erzak çıkıp, biraz da diğer ihtiyaçları karşılayacak kadar mahsul alındığında bayram edilen yerler buralar.
…..Sabah saat 05,00 de başlar hayat. Ama ne hayat. Çalışmak, çalışmak, çalışmak. Ölesiye hem de.
…..Çocuklarının geleceği için, hane halkının elalemin eline bakmaması için benzersiz gayretlerin harcandığı öz vatan.
…..Bu anlayış ile Baba, toprağa bağlı. Kendi babasından kalma toprağı işlemek ve baba ocağının bacasını tüttürmek gayreti ile dolu.
…..Anne de öyle. Lakin bir fark var. Köy yerinde doğmuş büyümüş olmakla birlikte hayatın şartlarının günden güne ağırlaştığını, gelecekte çocuklarının bu toprağa bağlılıklarının kendilerine pahalıya mal olacağının farkında olan duyarlı bir insan.
…..Zira biliyor ki bugün evin babasının adına kayıtlı o verimsiz 120 dönüm toprak, yarın her çocuk başına 20 dönüme düşecek. Çocukları büyüyüp evlendiğinde, çoluk çocuk sahibi olduklarında, bugün kendine zar zor yeten nüfus başkasının eline bakar duruma gelecek.
…..İşte bu hali yediremiyor kendine. Hep bir şeyler yapmanın derdinde.
----------------x-----------------
...Çocuklar hızla büyümekte. Dağa taşa sığmaz olur yüreği. Bir an önce büyük şehre gitmenin hesaplarını yapmakta gece gündüz.
…..O’nun çocukları okumalı. Tahsil gibisi yok O’nun gözünde. Çocuklarının içinde yaşadığı toplumda bilinen, tanınan ve sevilip sayılan insan olmaları, tüm derdi, davası.
…..Nihayetinde çocukları bey, paşa olamasa da her biri, mümkün ise şehirde adama yaraşır şekilde bir iş sahibi olarak daha nitelikli yaşamanın yollarını bulmalı.
…..En büyük çocukları olan kızları, ilk okuldan sonra ev kızı olarak hayatına devam eder nihayetinde. Zira o zamanlar kızların öyle okumaları pek de caiz değildir. Kız izleyen yıllarda köyden bir delikanlı ile evlenir ve çoluk çocuğa karışır erkenden.
…..İlk okulu bitiren en büyük oğlunu eşinin bütün dayatma ve muhalefetine karşılık tahsiline devam etmesi için Ankara’ya gönderir.
…..Baba için köyde iş gücüne ihtiyaç vardır. Ne kadar çok çocuk o kadar kuvvet demektir. Pek tabi olarak da ırgat.
…..Ama anne buna razı değildir.
…..Bu anlayış ile ilk çocuğunu, kendi kanatları ile uçmasını öğrenmesi için Ankara’ya göndermeye muvaffak olur.
…..Fakat ne yazık ki kendisi çocuğunun yanı başında değildir. Amca yanında kalan çocuk ne derece yakınlık ve hassasiyet gördü ise ancak o kadar başarılı olur tahsil hayatında.
…..Okuma konusunda fazlaca bir hevesi olmayan ikinci büyük oğlu da köyde kalmanın neticesinde böyle bir hayale ortak olamamıştır ne yazık ki.
…..İşte bu sonuçlar üzerine adamakıllı çileden çıkar anne. Diğer bütün çocukları Ankara’ya gitmeli ve kendileri de çocuklarının başında olmalıdır.
…..İki çocuğunun yaşadıkları annenin köy ile ilgili düşüncelerinin tamamen sonlanması ve artık köyde yaşamanın bir anlamı olmayacağı hususundaki düşüncelerinin kemikleşmesine yol açmıştır.
…..Bu defa her zamankinden daha farklı bir tavır ve tondan konuşarak çıkacaktır kocasının karşısına.
…..-“Artık tahammülüm yok, çocuklarımın burada bir gün daha fazladan kalmalarına. Şunun şurasında iki ay kaldı okulların bitmesine. Bu çocuğun ilkokulu bitirmesi ile birlikte ailece Ankara’ya gideceğiz. Zaten birisini koca şehirde tek başına bırakarak, diğerine de bir hedef göstermeyerek geleceklerini harcadık. Bunlara, bu geride kalanlara aynı kötülüğü yapmayacağız. Yapılmasına da izin vermeyeceğim.”
…..-“Bu toprakları terk edersek millet bize ne der. Nasıl terk ederim baba ocağını. Biz buraya aitiz, çocuklar da”, diyerek karşılık verir kocası.
…..Bu sözler üzerine daha bir diklenir kocasının karşısında.
…Oysaki altmış yıl öncesinde, buralarda kadının, eşinin karşısında öyle yüksek tondan konuşması, karşılık vermesi veya aksi tavırlar göstermesi asla kabul görmez. Böyle bir tutum çevre tarafından çok yadırganacağı gibi, önce eşi cezalandırır bu anlayıştaki kadını hoyratça.
…..Şu var ki anne, haklıdır sonuna kadar. Çocukları vardır, onların geleceği ve onlardan mütevellit olacaklar vardır telaş ve hassasiyetinin temelinde. O sebepledir ki her türlü cezayı göze alarak cengaverce dikilmiştir kocasının karşısına. Asla geri adım da atmayacaktır.
…..-“Eğer” der “sen gelemeyeceksen, yani gelecekte bizi namerde muhtaç etmesi kaçınılmaz olan baba ocağını terk edemeyeceksen, ben çocuklarımı alır ve giderim. Nasıl olsa açlıktan ölmeyiz. Bu son kararımdır. Bir daha ne söylerim ne de tartışırım çocuklarımın istikbalini.”
-----------------x-------------------
…..Baba adeta şoka uğramıştır. Bu kararlılık karşısında donup kalmıştır. Bin bir emekle edinilen bu toprakları terk etmek, muhtemelen o dünya iyisi babasının ruhuna ağır gelecektir. Zaten kendisi de gitmeyi istememektedir.
…..Günlerce düşünür. Uykuları kaçar. Huzursuz hisseder kendisini. Bu hali başkaları ile de paylaşamaz. Zira karı sözüne gitti diyerek çevresi tarafından kınanmaktan endişe etmektedir.
…..Fakat biraz derinine düşününce karısının düşüncelerindeki haklılık payını görmekten aciz de değildir.
…..Şöyle de bir gerçek vardır yanı sıra. Kendisi elli yaşındadır artık. Bu yaştan sonra şehirde ne iş yapabilecektir. Hadi diyelim iyi kötü bir iş edindi. Büyük oğlu da çalışmaktadır. Etti iki maaş. Köyde kalan ergen yaştaki oğluna da bir iş bulunduğunda üç kişi çalışacak yedi kişi yiyecektir. Kardeşinden kendisine bırakılacak bir gecekondu da vardır başlarını sokacak.
…..Sonuçta;
…..-“Herhalde” der, “köydekinden biraz daha ehven olsa da katlanmalıyız galiba bu duruma” diyerek kendi kendisini alıştırmaya çalışır Ankara’ ya gitme fikrine.
------------------x---------------
…..Bir akşam karısını ve çocuklarını toplar başına. Herkes bir şeyler olacağını hisseder nedense. Merakla beklerler ne diyeceğini. Derin derin nefes aldıktan sonra ağır ağır konuşmaya başlar;
…..-“Ben” der, “Çok düşündüm. Annenizle tartışmalarımızı biliyorsunuz. Anneniz çok haklı. Artık köyden gitmemizin zamanı gelmiş de geçmiş. Ben galiba bunu hissetmekte biraz geç kaldım. Bu bakımdan annenize teşekkür ediyorum bu hali görmeme yardım ettiği için. Hazırlanın. Bir ay sonra, okullar bittiğinde ailece Ankara’ya gidiyoruz.” der demez bir bayram havası doldurur evin içini. Öyle ki bu sevinç dalgası sadece yan duvarlara komşu olan akrabalar tarafından değil, mahalleli tarafından dahi duyulur.
…..Baba sonra kalkıp yerinden, her zaman en kıymetli bildiği kişilere yaptığı gibi karısının gözlerinden öper bir büyük sevecenlikle. Sonra çocuklarını kucaklar kollarının yettiği kadar, yüreğinin olanca sıcaklık ve şefkati ile.
…..Çocuklar önce minnettar bakışlarla babalarının ellerini öperler sıra ile. Sonra o vazgeçilmez kadın, o yalnız çocuklarının değil, ilgiye muhtaç her garibin annesi, çocuklarının yılmaz koruyucusu, sığınılacak en emin liman ve iyiye dair söylenilebilecek daha hangi nitelik varsa hepsinin sahibi annelerinin başında birikirler.
…..Sarılırlar sımsıkı
…..Öperler doyasıya
…..Yanaklarından süzülen yaşlara karışır her birinin gözlerinden akanlar
…..Anneleri yüreği ile sarılırken çocuklarının hepsine
…..-“Hadi göreyim sizi. Ömrüm armağan size. Mahcup etmeyin beni. Olur mu?” diye fısıldar çocuklarının kulağına.
…..Çocuklar “”anammmm”” diye tekrar sarılırken cennetlerine, hep birlikte ağlaşmaktadırlar doyasıya.
…..Şu satırların yazarının hüznüne katık ederek, o anların heyecan ve mutluluğunu yeniden yaşamakta olduğu gibi.
------------x------------
…..Karınca kararınca başardılar el ele vererek.
…..Ezilmediler büyük şehrin ihtişamının altında.
…..Kendilerince başardıklarının bir büyük çoğunluğunu görebilme mutluluğuna erişti anneleri.
…..Neticede O’nu mahcup etmediler.
…..Dahasını da görebilmesini isterlerdi elbette
…..Ancak, O, gerçek dünyaya intikal etti, Ankara’ya geldiklerinin yirmidokuzuncu yılında
-----------------x----------------
…..O, benim annemdi
…..Bir anaç kadın
…..Ailesi, bunun koşutunda çocukları söz konusu olduğunda hiç bir engel tanımayan yılmaz bir cengaver
…..Kimseden yardımını, ilgisini esirgemeyen bir iyilik meleği
…..Yeri asla doldurulamayan tek sevgili
…..Hep özlenen
…..Can ağacım
…..Baş tacım
…..Mekanın cennet olsun günün kutlu olsun anacığım
---------------x---------------
…..Bu anlamda tüm annelerimizin anneler gününü kutluyorum
…..Ebediyete intikal edenlere rahmet, hayatta olanlara sağlık ve selamet diliyorum
…..Ve hayatta olan annelerimizin çocuklarına nacizane bir tavsiyem
…..Hayat bir var bir yok misali ince, keskin bir çizgi üzerinde sürüp gitmekte
…..Annelerinizi sevin doyasıya
…..Bıkmadan, yorulmadan
…..Nasıl ki sizi sevmekten yorulup bıkmadılarsa
…..Yine yorulup bıkmayacaklardır doyasıya sevilmekten

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Anne Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Anne yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ANNE yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL