0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
74
Okunma

Bir zamanlar değil, tam da bu zamanlarda, şehir ışıklarının hiç sönmediği, herkesin elinde telefonla yaşadığı bir ülkede Esil adında bir genç kadın yaşarmış. Esil’in parmakları klavyede hızlı, aklı parlak, gönlü ise sessizmiş.
Bir gün sosyal medyada bir paylaşım görmüş:
“Hayatını düzene sokmak için iki liste yap: kariyer hedefleri ve evlilik planları.”
Esil de herkes gibi iki dosya açmış bilgisayarında. Birine “Startup Planı”, ötekine “Düğün Hazırlıkları” yazmış.
İlkine yazmış: yatırımcı bul, marka oluştur, web sitesi aç.
İkincisine yazmış: mekân seç, davetiye bastır, balayını planla.
Ama her satırda içi biraz daha daralmış.
Bir akşam, ekranın yansımasında kendi yüzünü görmüş. Yanakları filtreli bir fotoğraftaki gibi al al, ama gözlerinin içi sönükmüş. “Benim listem nerede?” diye fısıldamış.
O gece rüyasında yaşlı bir kadın belirmiş; başında yazması, elinde akıllı telefon varmış.
“Evladım,” demiş, “başkalarının listelerini doldurmakla ömür geçmez. Kendi listenin başına adını yaz.”
Sabah olunca Esil, iki dosyayı da kapatmış. Yeni bir not açmış telefonda. Başlığı: “Kendime Ait Olanlar.”
Altına yazmış:
Sabah kahvemi acele etmeden içmek
Sosyal medyada değil, sokakta yürümek
Başarının tanımını kendim yapmak
Sevilmek için değil, yaşamak için gülmek
O günden sonra Esil’in adı çevrimiçi dünyada başka türlü anılır olmuş. “Liste Esil” derlermiş ona, ama bu kez alayla değil, saygıyla. Çünkü herkes bilirmiş ki, Esil kendi listesini yazmış, kendi hayatını kurmuş.
Ve derler ki, hâlâ bir bulut dosyasında bir not durur: “Kendime Ait Olanlar.”
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.