Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır. goethe
Şadiye gürbüz(zaralıcan
Şadiye gürbüz(zaralıcan

Bir parça ben

Yorum

Bir parça ben

( 1 kişi )

1

Yorum

2

Beğeni

5,0

Puan

151

Okunma

Bir parça ben



Gecenin bir yarısında, dünyanın herhangi bir yerinde uykuya dalmış insanları düşündüm. Yorganların altında, bedenlerin farkında olmadan şekilden şekle girdiği o sessiz anlar… Bu düşünce beni, insanın kendine ve ilişkilere dair kurduğu “tamamlanma” fikrine götürdü.

Özellikle kadınların hayatı algılama biçiminde sıkça karşılaşılan bir düşünce vardır: Bir tamamlayıcıya ihtiyaç duyma hâli. Sanki insan yarım doğmuş gibi, eksik bir parçayla dünyaya gelmiş ve o parçayı başka bir insanda bulması gerekiyormuş gibi… Bu anlayış, bireyin bütünlüğünü doğuştan eksik kabul eden bir bakış açısına dayanır.

Bu noktada “parça” metaforu devreye girer. İnsan, bir başkasında kendisini tamamlayacak bir unsur arar. Ancak bu birleşmenin nasıl gerçekleşeceği sorusu oldukça problematiktir. Bir iğne ve iplikle iki ayrı parçanın dikilmesi gibi mi olmalıdır bu süreç? Eğer öyleyse, her birleşme aynı zamanda bir iz bırakır; bir yıpranma, bir uyumsuzluk ihtimali taşır. Renkler örtüşmeyebilir, dokular birbirini zedeleyebilir.

Daha sert bir örnekle düşünüldüğünde, bu ilişki bazen bir tahta parçasına çakılan çivi gibi de algılanabilir: dışarıdan birleştirici görünen şey, aslında bir baskı ve zorlanma yaratır. Bu nedenle insan ilişkilerini yalnızca “tamamlama” fikri üzerinden okumak, onları mekanik ve nesnel bir düzleme indirger.

Oysa insan, bir nesnenin eksik parçası değildir. İnsan, kendi başına var olabilen bir bütündür. Bu nedenle “insan insanı tamamlar” düşüncesi, ilk bakışta romantik görünse de mantıksal olarak sorunludur. Çünkü tamamlanma fikri, bireyin eksik olduğu varsayımını baştan kabul eder.

Kendi deneyimim üzerinden bakıldığında, bu “parça arayışı” düşüncesini zamanla terk ettiğimi söyleyebilirim. Kendimi bir başkasının tamamlayacağı bir eksiklik olarak görmeyi bırakmak, bireysel bütünlük fikrini daha net anlamamı sağladı. Bu, başkalarının bu düşünceyi benimsediği gerçeğini değiştirmez; ancak benim için artık geçerli bir model değildir.

Burada önemli bir ayrım ortaya çıkar: “eş olmak” kavramı, çoğu zaman “eşit olmak” ile karıştırılır. Oysa her ilişki, bireylerin birbirini tamamlamasından ziyade, var olan iki bütünün yan yana durabilmesiyle anlam kazanır.

Bu düşünceyi destekleyen bir örnek, gündelik hayattan da görülebilir. Bir arkadaşımın sorduğu bir soru bunu açıklar niteliktedir: “En kirli şey nedir?” İlk bakışta verilen yanıtlar yüzeysel kalır. Örneğin, sevilen bir kişinin saçına dokunmak doğaldır; ancak aynı saç bir yemeğin içine düştüğünde tiksinti uyandırabilir. Bu durum, nesnenin kendisinin değil, bağlamın algıyı belirlediğini gösterir.

Dolayısıyla mesele, şeylerin özünde “kirli” ya da “temiz” olması değil, nerede ve nasıl konumlandıklarıdır. Benzer şekilde sevgi ve ilişkiler de bağlamdan bağımsız değerlendirilemez.

Sonuç olarak, insanın “parça” arayışı çoğu zaman dışsal bir eksiklikten değil, içsel bir anlamlandırma biçiminden kaynaklanır. Ancak bu arayış, bireyi sürekli bir yarımlık hissine sürükleyebilir. Bunun yerine, insanın kendi bütünlüğünü kabul etmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olarak görülebilir.


24--04-2026

İST

ZARALICAN

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Bir parça ben Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bir parça ben yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Bir parça ben yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
24.4.2026 10:55:54
5 puan verdi
İlişkileri bir "dikiş" veya "çivi" üzerinden tanımlaman muazzam bir tespit. Birleşmek adına birbirine dikilen ruhların, o dikiş yerlerindeki yıpranmayı ve doku uyuşmazlığını görmezden gelmesi ne acı... Hele o çivi örneği; dışarıdan "bütünleşik" görünen bir yapının, aslında bir tarafın diğerine uyguladığı bir baskı ve hasar üzerinde yükseldiğini ne kadar net anlatıyor.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL