0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
146
Okunma

Bir zamanlar, yemyeşil bir ormanın kalbinde, birbirinden farklı hayvanların yaşadığı huzurlu bir köy varmış. Bu köyde herkesin tek bir dileği varmış: Gerçek mutluluğun sırrını bulmak.
Bir sabah, ormanın bilgesi Baykuş, köy meydanında toplanan hayvanlara şöyle demiş:
“Mutluluğun sihrini arıyorsanız, onu ormanın derinliklerinde bulabilirsiniz. Ama dikkat edin, sihir sandığınız şey bazen gözünüzün önündedir.”
İlk yola çıkan Tavşan olmuş. Hızla koşmuş, dağları aşmış, nehirleri geçmiş. Fakat her gittiği yerde bir eksiklik hissetmiş. “Belki daha ileride,” demiş kendi kendine. Günler geçmiş, ama mutluluğu bulamamış.
Ardından Tilki yola çıkmış. Kurnazlığıyla herkesi kandırarak sihri bulacağını sanmış. Ancak ormanın sonunda yalnız kalmış. “Mutluluk bu olamaz,” diye mırıldanmış.
Sonra Sincap gitmiş. Küçük kalbiyle büyük bir umut taşımış. Yolda karşılaştığı hayvanlara yardım etmiş, yiyeceğini paylaşmış, düşen yaprakları toplamış. Günün sonunda yorgun ama huzurluymuş.
Birden, kalbinde sıcak bir ışık hissetmiş. “Bu da ne?” demiş şaşkınlıkla.
Baykuş’un sesi rüzgârla birlikte kulağına ulaşmış:
“İşte mutluluğun sihri, Sincap. O, paylaşmakta, iyilikte ve kalbinde saklı.”
O günden sonra ormandaki herkes, mutluluğu uzaklarda aramayı bırakmış. Çünkü anlamışlar ki, mutluluğun sihri bir büyüde değil, birbirlerine gösterdikleri sevgideymiş.
Kıssadan hisse: Gerçek mutluluk, sahip olduklarını paylaşmak ve başkalarının yüzündeki gülümsemeyi görebilmektir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.