9
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
114
Okunma
Bir rüzgâr eser kimi zaman; sert, keskin ve uykusuz… Kimi zaman da bir annenin ninnisi gibi yumuşak, ince, dokunaklı. O rüzgârın sesinde bir yer vardır ki hem çağırır hem anlatır. İşte ben, o sesin içinden konuşuyorum.
Evet, benim…
Ben; doğunun serhat kapısında dimdik duran, sınırın hem bekçisi hem de hikâyesiyim. Kimi zaman sessiz bir sabahın buğusunda, kimi zaman karla örtülmüş bir gecenin derinliğinde saklıyım. Yolumdan geçen bilir; ben sadece bir yer değilim, bir hissin, bir hafızanın, bir yüreğin adıyım.
Benim kışım uzun, sert ve öğreticidir. Kar, sadece yağmaz üzerime; beni yoğurur, sabrı öğretir, direnci kazır insanımın ruhuna. Sobanın başında toplanan aileler, dışarıda tipinin uğultusu… İçeride bir çayın buharı, bir ekmeğin kokusu… İşte benim kışım, insanı insana daha çok yaklaştırır.
Yazım mı? Kısa ama bereketlidir. Toprağım nefes alır, yeşil bir dua gibi yayılır ovama. Tarlalarda alın teri vardır, sabah ezanıyla başlayan bir hayat… Çiftçinin toprağa değen eli, bir ibadet gibi temizdir. Çünkü ben bilirim: emek, en büyük duadır.
Benim gölüm var… Sessiz ama derin. Buz tuttuğunda üstünde yürünür, delinir ve sabırla beklenir. Eskimo usulü balıkçılık derler adına. Oysa ben bilirim, o sabırdır aslında, o inançtır. Soğukla inatlaşan insanın azmi… Ve sudan çıkan her balık, sadece bir rızık değil; bir mücadelenin hediyesidir. Tadında doğa vardır, emeğin tuzu, sabrın lezzeti…
Benim kalelerim var. Taşın dile geldiği yerler… Şeytan Kalesi gibi, hikâyelerle yoğrulmuş, zamanın içinden süzülüp gelen bir sessiz tanık. Her taşında bir sır, her gölgesinde bir geçmiş saklıdır.
Benim köylerim var. Dumanı tüten bacalar, avluda koşan çocuklar, kapısı kilitsiz evler… Çünkü bizde güven, duvarlardan daha sağlamdır. İnsan insana emanettir burada. Selam eksik olmaz, hal hatır sorulmadan geçilmez.
Benim insanım var… Terekeme’si, Karapapak’ı… Sözünde durur, gönlünde yer açar. Düğününde coşku, cenazesinde hüzün ortaktır. Çünkü bizde hayat birlikte yaşanır. Bizde yalnızlık bile paylaşılır.
Benim inancım var… Göğe açılan eller, dudakta bir dua… Tabiatla iç içe, Yaradan’la yan yana. Dağımda, taşımda, suyumda bir teslimiyet, bir huzur saklıdır.
Ben sınırım. Sadece bir çizgi değil; bir duruşum. Beklerim, korurum, gözetirim. Hudut kapılarım vardır; Aktaş gibi… Gidenin ardından bakarım, geleni umutla karşılarım. Çünkü ben ayrılığın da kavuşmanın da yeriyim.
Ama ben sadece bunlardan ibaret değilim…
Ben biraz hüzünüm. Gurbete gidenin arkasından kalan sessizlik… Bir annenin gözünde biriken yaş, bir babanın iç çekişi… Ben özlemim, bekleyişim. Ama aynı zamanda umutum. Çünkü bilirim; giden döner, kopan bağ yeniden kurulur.
Ben hatırayım. “Ben de oradaydım” dedirten bir anı, bir çocukluk, bir iz… Okuyan herkesin içinde bir kapı açarım. “Ben de yaşadım bunu” dedirtirim. Çünkü ben sadece bana ait değilim; beni hisseden herkesinim.
Ben doğayım, kültürüm, emek ve inancım. Ben geçmişle geleceğin arasında kurulan köprüyüm. Benim sokaklarımda insanlık yürür hâlâ. Saygı, sevgi ve anlayış hâlâ nefes alır burada.
Ve şimdi, tüm bu seslerin, tüm bu hikâyelerin içinden bir kez daha söylüyorum:
Evet…
Benim.
Evet…
Ben Çıldır’ım.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.