Şimdiye kadar hiç kimse taklit yoluyla büyüklüğe ulaşamamıştır. -- samuel johnson
Tüya
Tüya

Ortak Nokta

Yorum

Ortak Nokta

8

Yorum

34

Beğeni

0,0

Puan

317

Okunma

Okuduğunuz yazı 25.3.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Ortak Nokta

Ortak Nokta

Kavranmamışlık nedir? Soyut ya da somut olan bir olgunun, bir nesnenin değeri ve anlamı, nasıl izah edilir? Her izah ya da tanımlama kabul edilir ve anlaşılır mıdır?

Ben NOKTA üzerinde durmak istiyorum. İstisnasız olarak, her cümlenin sonuna hoyratça iliştirilen, minyatür toptan söz ediyorum:

Noktaya ilişkin anlamadığım çok şey var. Ama asıl anlamadığım, onun konumunun, bana neden acı verdiğidir.
Kara kara düşünüyorum nicedir. Onu biraz da, bazı insanların konumuna benzetiyorum. Sebep her neyse artık, beynimi allak bullak eden çıkmazdan, sıyrılmayı deneyeceğım:

Her şeyden önce, noktayı nokta yapan nedir? Onun küçüklüğü müdür? Onun küçüklüğü onu hissiz, ruhsuz kılmaya yeter mi?
Peki... nokta büyümek isterse, ya da büyütülürse; kimliğini/tanımını yitirir mi? Birden bire konuşmaya başlasa, hislerini hiç sansürsüz beyan etse; nasıl karşılanır ve hala nokta olarak sürdürebilir mi varlığını? Dahi nokta olma rolünü, omuzlarında taşımayı - üstelik, karar verme hakkı olmadan - nasıl açıklar biz insanlara?
Ayrıca, onun muhatabı nedir; kime yönelebilir bir sorunu varsa?

Düşünüyorum, ama düşündüğümü izah edemiyorum. Çünkü beynimin içi, karınca yuvasını andırıyor, binbir yolu, binbir geçidi ve karıncasıyla.
Belki noktanın da, yılanın derisini soyunup, arkasında bırakması gibi, kendini temizlemek, kaslarını çalıştırmak, yenilikçi olmak gibi bir hayali vardır. Ancak, fazlasıyla küçük ve yuvarlak olmasından ötürü, bu düşüncenin yanından dahi geçme cesaretini gösterememiştir. Nede olsa, bir savunucusu, bir destekçisi de olmamıştır bu ana değin.

Ya da şu da çözüm olabilir onun için: biraz kafasını çalıştırırsa tabii.
Mesela o yusyuvarlak formundan dolayı, istediği yere yuvarlanabilir, tıpkı bir top gibi. Yeter ki, bir sözcük hafiften dokunuversin poposuna. Yeter ki, kötü bir niyet taşımasın arkasındaki. En azından, o "zavallı" paçavrasından, rahatlıkla kurtulabilir; cümlenin yükünü taşımaktan kurtarabilir kendisini. Ama belki de hiç aklına gelmemiştir bu fikir. (Bana kalırsa tembelliğinden. Neden mi? Çünkü, sözcüklerin arasında sıkışıp kalmaktan korkuyordur; çünkü, o minicik haliyle kedisini savunması, varlığını sürdürmasi güçleşebilir.)

Zavallı nokta! Nasıl da bikes bir durumda. Bu denli perişan ve cılız olması, duyduğu hüzünden de olabilir. Yoksa niye kendini olabildiğince görünmez kılsın, değil mi...
Üzülüyorum zavallıma. Onun bu hali, bazı insanların haline benziyor. Hani insan topluluğu arasında bulunmaktan korkanlar olur ya...

Mesela böylesine korkan biri, herhangi insan grubunun içine düşse kazara, eli ayağı birbirine dolaşır. Tir tir titrer. Bir cümle kurmakta zorlanır. Şapır şapır ter döker. Ya da olduğu yerde ya surat asar, ya da hep sırıtarak bakar etrafındakilere.
Ah hiç kolay değil insan olmak, tıpkı nokta olmak gibi. İşte bu da, hiç düşünülmemiş en vahim ortak nokta.

Düşünüyorum da; kim ister robot gibi olmayı, ya da heyecandan kıpır kıpır olmayı? Sahi kim ister, hiç elinde olmadan sus pus yaşamayı, ya da sürekli konuşup durmayı? Üstelik söz hakkı vermeden kimseye, ya da dinlemeyi bilmeden hiç.
Kısacası, asosyal bir varlık olmayı, çoğunluğun oluşturduğu kodlara ayak uydur(a)mamayı, kim ister? (Gerçi çoğunluk hep haklı değil, oraya hiç dokunmamalı şimdi!)

En kötüsü de; tıpkı sözcüklerin noktayı küçümsemesi, önemsememesi gibi, böyle insanların, diğer "akıllı"lar tarafından rencide edilmesi, hatta psikolojik baskıya maruz bırakılması. En vahim olanı ise, hiç fark edilmemeleri.

Kimi "akıllılar" anlamak bir yana, el kol hareketleriyle habire güler, yerlerde sürünür ayıla bayıla - tıpkı bir sirk seyircisi gibi.
Kimileri de, "kim bu salak ya hu, atın şunu dışarı? Hangi budala getirdi bunu aramıza? Ne işi var ya hu?" diyecek kadar ölçüsüzleşir, kabalaşır.

Anlaşıldığı üzre, noktanın ahvalini anlayayım, anladığımı da anlatayım derken, insanlara sataşmaya başladım. Bu benim yaptığıma ne demeli peki?

Muhtemelen nokta, kendisini yeterince ciddiye almadığımı düşünecek. Oysa ben deniz, bu kompleks soruna, naif bir giriş yapmak ve etkili bir sonla da bitirmek istiyordum sadece.

Anlıyorum ki, noktayı anlatmak da, tartışmak da, savunmak da hiç kolay değilmiş.

Hakkını vermeyi beceremediysem eğer; affet beni.
Affet, sevgili NOKTA.



H. Korkmaz
(!) Sthlm

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ortak nokta Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ortak nokta yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ortak Nokta yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
/ yüRekTen
/ yüRekTen, @-yurekten
26.3.2026 07:32:55

Tüya canım

benim de virgüllerle aram hiç iyi değil "farkındayım."

nokta ise bambaşka bir karakter ağırbaşlı kararlı sessiz ve istikrarlı. bir cümleyi usulca durdurur bitirir ve yepyeni bir başlangıca kapı aralar. tek başına var olabilir atom gibi kalbin derinliğinde bir süveyda gibi hem içten hem fıtrî.

virgülse tam tersi kararsız. öncesinin ve sonrasının rüzgârıyla savrulan her kelimeyi askıda bırakan ne oralı ne buralı bir ruh. iki cümle arasında sıkışıp kalır insanı bazen odaklanamaz hâle getirir güvenilemez bir mizaçtır tıpkı güvenilmez insanlar misali.

bugün de ortak olmayan noktamızın nokta değil de virgül olduğu çıktı ortaya iyi mi:) ben şimdi o paytak virgülün sırtına hafifçe bir dürtük atıp onu sahanın dışına itmek isterdim ve yaptım da:) (şiirde olabildiğince uzak duruyorum valla)

demem o ki nokta bana acıdan çok huzur veriyor. belirsizlikten çok daha güvenli çok daha huzurlu bir duraktır o.

klem så mye♡

C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
26.3.2026 00:14:21
Boşver be dostum,
bir şairin dediği gibi ;
“Nokta nokta çoğalmak gül yüzlü bir avuçta”
Sonu iyi cümlelerde daha şık duruyor NOKTA:)

Kalemin ve yüreğine saygıyla🌺
Jüli d.
Jüli d., @efemera
26.3.2026 00:14:21
Ahhhhhhhh!

Bu yazıyı okuyan nokta olsam.

" Beni anlamadın ya ben ona yanıyorum. "

Derdim kesin.
Bitti dedim, son dedim, sus dedim, derdim.
Cürmüm küçük olsa da oldukça cür'etkâr bir noktadayım.

Sevgili Tüya hoş ve düşündürücü yazıydı. Güne de gelmiş.

Selam ve sevgi bıraktım.

Etkili Yorum
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
25.3.2026 14:34:47
Merhaba sevgili Tüya. Yazarın işidir, bazen hayvanları konuşturmak, bazen de doğayı. Ve sen bugün sinek öykünden sonra noktayı konuşturmuşsun. Ki içinde sinek geçen öykünü çok sevmiştim. Aslında eşya diye bize öğretilen şeyler dairesinde hiçbir şeyin adının olmaması ve onlara isimler verişimiz de ayrı bir nokta diye düşündüm. En nihayetinde nokta da bu isimden payını almıştır. Kendisine hiç sorulmamıştır bu adı beğenmiş mi beğenmemiş mi diye? Neyse işte isimler koymak ve düşünce alanını bu isimler üzerinden şekillendirmek bazen düşüncemizi sınırlasa da ben noktanın üç noktaya evirilişini çok seviyorum. Güzeldi yine. Tebrik ediyorum. Selamlar, sevgiler, sağlıkla hep.:)
Etkili Yorum
deniz_tayanç1
deniz_tayanç1, @deniz-tayanc1
25.3.2026 07:11:04
Aşmışsın Dostum.
Kim tutar seni?
Gogol'un böylesi bir öyküsü var...
Adı galiba "burun" olacak.

Çok saygımla Üstadım.
Ünsüz Şair Turaboğlu
Ünsüz Şair Turaboğlu, @yavuzsultanozturk
25.3.2026 01:50:29
"kalabalıklar içindeki yanlızlık.. düşündür dü bana
birde çok sevdiğim bir sözü hatırlattı bana ( Tüya ) H. Korkmaz Hocam.

"Çölde bir kum tanesiyim ama, Çölün derdini taşıyorum" sözü

hafzalam bu kadarına yetkinlik düşürdü düşünceme
Yüreğinize sağlık Hocam
Nokta deriz ya;
Görünüşe aldanma,dercesine bazan o küçücük gövdenin altında koskoca bir hayatın ve hayal kırıklığının yükü var olduğunu anlatabilir bize
bazanda kalabalıklar içindeki yanlızlığı..

selam ve saygılarımla

Ünsüz Şair Turaboğlu tarafından 25.3.2026 14:20:46 zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL