0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
131
Okunma
ZINDIK
Bir adam sahilde, sandalyesine oturmuştu.
Gözleri dalgalardaydı.
Dalgalar…
Çırpına çırpına kıyıya ulaşıyor, kıyıda ölüyordu.
Ardından yenileri geliyordu.
Adam içinden geçirdi:
“İnsanlar gibi…”
Bir süre sonra düşünceleri kendine döndü.
“Ben de,” dedi,
“hayatın bazen düzlüklerinde, bazen engebelerinde çırpınıp duruyorum.”
Zamanın ne kadar geçtiğini fark etmedi.
Bir havlama sesiyle irkildi.
Koşarak gelen bir kedi, korkuyla bacaklarının arasına sığındı. Tüyleri kabarmış, gözleri büyümüş, kuyruğu sırtına kıvrılmıştı.
Adamla göz göze geldiler.
Kedi yavaşça arka ayaklarının üzerine oturdu, ön patilerini yere bastı. Kuyruğunu etrafına doladı.
Bekledi.
Köpek uzaklaşıp gitti.
Kedi, adamın gölgesine kıvrıldı. Gözlerini kapadı.
Adam ise yerinden kıpırdamadan yine dalgalara döndü.
Güneş yavaş yavaş alçalmaya başlamıştı.
Adam, kedinin ani bir hareketle doğrulduğunu fark etti.
Biraz ileride, kumların üzerinde ekmek kırıntılarıyla oyalanan serçeler vardı.
Kedi ağır ağır ilerliyordu.
Sessiz… Sabırlı… Hesaplı…
Adam artık dalgaları değil, kediyi izliyordu.
Bir an…
Bir sıçrayış…
Ve bir çırpınış…
Kedi serçeyi yakalamıştı.
Kuş çırpındı, kurtulmaya çalıştı ama nafile…
Sonra sustu.
Kedi, avını ağzına alıp hızla çalılıkların arasına karıştı.
Adam başını salladı.
Alçak bir sesle mırıldandı:
“Vay zındık vay…”
Bir süre sustu.
“Az önce köpekten korkup bana sığınmıştın…
Şimdi gafil avladın serçeyi.”
Gözlerini yeniden denize çevirdi.
Dalgalar hâlâ geliyordu.
Hâlâ kıyıda ölüyordu.
Adam derin bir nefes aldı.
“Serçe sana yem oldu…” dedi.
“Dalga kıyıya kadar geldi… orada bitti…”
Bir an durdu.
Sesi neredeyse fısıltıya dönüştü:
“Ya ben…”
Gözleri ufka takıldı.
“Ben nerede, nasıl biteceğim acaba ?”
Eyüp Uysal
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.