1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
52
Okunma

"Düşünceler sadece kafamızın içinde değil ,,herkesi birbirine bağlayan bi alanın parçası..."
Ya Rabbi,
Her zaman üzerimde hissettiğim şefkat eline hayranım,
Etrafımdaki insanların gözlerinden gönderdiğin sevgine hayranım.Ben herkesin gözlerinden yansıyan merhametin tek kaynaktan çıktığını anladım.Anladım ki;anam da sensin babam da..Dünya sahnesinde geçici gölgelerin sergilediği bu oyunda, değişip duran görüntüler... Duygu,düşünce,beden olarak sürekli değişen devinen ben...Hızını yakalayamadığım tüm bi oluş yani...Bunlar ben olabilir miyim?
Değişip duran hiçbir şey ben değilim.
Kalıcı olanın bir parçası olmasam, kayıp duran bu alemi nasıl fark edecektim?
Dedim ki kendime;
Gözlemle içinde ve dışında savrulan dünyayı...Hiçbiri sen değilsin unutma ...Sabitlen merkezindeki o mutlak şekilsiz güçle.
Orası senin evin işte unutma.Asıl yuvandan hiç ayrılmadın aslında.Hatırlamalısın koptuğun bütünün içindeki adresini...
Ve ilahi olanın ,dışında yaşayan umutsuz düşteki gölgesini fark etmelisin. Oyuna aldanma...Geçip gidecek nasılsa.Uyan ve hatırla...
Bütün sanatçılar, dehalar biraz delidir,yürek işçisidir,yorgundur.
Onlar acının bağrından söküp çıkarırlar hakikati çünkü...
Dünyayı yaşanır kılan ne varsa ,öze yaklaştığımda dokundum onlara.
İnsanların seslerinden, sözlerinden arındırıp kalanı öz diye yudumladım.Onların bakışlarından topladım sevgini .Şefkati bakışlarına bölüştürdüğün tüm varlıktan algıladım.
Deryanın içşnde susuzluktan boğulduğumu anladım.
Bir ömür önünde beklediğim kapıyı içerden çaldığımı anladım. Varlığını içimizde ve dışımızda icra edeni fark ettim.Ben yoktum o vardı...Tasavvuf,alimler aşkı neden böyle yüceltmişti,anladım. Başkasında kendini böylesine güçlü seyredince,sen-ben ikiliği hiçlikte eriyordu.Tıpkı fenafillahta olduğu gibi .Beşeri aşk ilahi olanın küçük bir prototipiydi.Numune,aslının tadımlık versiyonuydu,ve bu yüzden kıymetliydi.
Bu satırlar neden bu saatte gelmişti,bu dinginlik saatinde ve kendi başına buyruk öylece...
Gündüzün hengamesinde neden gelmiyordu mesela?
Çabayla gelen zihinden, kendi gelen cümleler ise özdendi. Kontrol edilemez bir akışla uyumlandığımdan kolayca akıp geldi.
Evet ,ben bir gölge alemdeyim.Ama gölgeler önemlidir yine de ,çünkü asıl olanın varlığını mümkün ve görünür kılar.Karanlık olmadan ışık var olamaz. Zıtlıklar oluşturur varlığı.
Bunları şimdi yazmalıyım ,çünkü diğer her şey gibi bununda kontrolü bende değil.Ben istediğimde gelmiyor cümleler.Akışa bağlandığımda geliyorlar.
Şimdi anladın mı, sokak kedisine neden hipnotize olmuş gibi çekildiğini?Ve beni böyle nedensizce sevişini?Ruhun bendeki parçasını tanıdı.Çünkü üstü egonun tozuyla bulanmamıştı.
Ruhumuzun diğer parçaları da her varlığın içinde saklı.Ama onları neden tanıyamıyoruz?
Çünkü kalın ego katmanlarıyla örtülmüşler,soyamıyoruz.
Egosu ince olanların şeffaf varlığından daha kolay sızıyor içlerindeki nur.Ve o nura çekiliyoruz pervaneler gibi...
Geçici ,arızi ve değişken olanın kaderi ait olduğu yokluğa dönmektir.
Pervanenin yazgısı gibi...
Öyle çoğalsın ki mayamdaki nur ,başka her şeyi yaksın ,yok etsin isterim.Sonunda zaten olacak olanı,şimdi isterim.
Öylesine gelen bu satırları düzeltmeyeceğim.Kalsın böyle...Kusurlu, kaotik ve eksik...Ait olduğu dünya gibi...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.