Şimdiye kadar hiç kimse taklit yoluyla büyüklüğe ulaşamamıştır. -- samuel johnson
Zeynep Perçin
Zeynep Perçin
VİP ÜYE

Göçük

Yorum

Göçük

( 3 kişi )

1

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

150

Okunma

Göçük




Issız bir kaldırımın yüzü olmak isterdim. Ama utanıyorum. Nasıl itiraf ederim, yüzümün tam ortasına basıp basıp geçtiklerini, arkalarına bile bakmadan?

Bunca kuşkulu ayağı, bunca altı yarılmış ayakkabıyı…

Gözümün ucuyla görebileceğim bir yanılgı değil bu. Anlatınca anlaşılacak, gösterince görülecek… Bildiğiniz gibi değil bu yanılgı tarifi; bu utanç ve kendime kendimi kanıtlama çabam.

Bazen yanlış olduğumu düşünüyorum. Beni yaparken bir uçurumdan düşme korkusu yaşamış gibi annem. Tanrı biraz kararsız kalmış. Doğa muhakkak birkaç elementle anlaşmazlık yaşamış. Var bu işte bir yanlış. Yanlış dediğim şey, durduğum yerin kendisidir belki. Baktığım yüksekliğin, çakılıp kaldığım alçakların ya da alçaklığı insanların…

Yeryüzünde kaç yanlış var, say deseler, kendimden mi başlardım bilemiyorum. Kendim derken insan mı demek istedim acaba?

Kesik kesik cümleler biriktiriyorum kafamda. Kitapların çoğunu yarım bırakıyor, yaşadığım onca zamanı niteliksiz hayatıma fazla görüyorum.

Bu çağ insanı koparıyor. Bunu anlıyorum artık. Andan, zamandan… Kendinden en çok. Uzaklaştırıyor tinden. Uzaklaşmak da lazım gibi esasında. Hangi tin kaldırabilir bu korkunç, bu şiddetli, bu çılgın teknoloji çağını? Kendiyle çelişir insan.

Benim olmayan konuşmalar yapmam, benim olmayan kahkahalar atmam, benim olmayan insanları düşünmem bundan olsa gerek.

Benim derken, bir ejderhayla karşılaştım aynı şeritte. Ne çok var olmak istiyor, onca şeyi kendisine isterken. Hep bana, hep bana!

Öyle olmuyor sevgili ejderha. Duracaksın. Beklemeden duracaksın. Geçene şapka çıkarıp, soran olursa yol gösterecek, gerekirse el sallayacaksın ama asla “benim” demeyeceksin.

Sen kimsin de yolcusuyken aynı yolun sahibi gibi davranacaksın?

Gözlerimdeki karartı, içimdeki karanlığa kayıyor zaman zaman. Geniş zamanlar yaşadım mı hiç bilmiyorum. Sanki ne yaşadıysam kolu kısaydı bedenime. Ne yaşadıysam paçası kısa. Dardı daha çok, kısa.

O kadar büyük de değildi üstelik cüssemdeki delikler. Bir de ne zaman başladılar görünmeye, hiçbir fikrim yok.

Yaşamam gerektiği gibi yaşayamıyorum. Ayırdındayım kendimin. Durup durup kafamın içindeki göçüklere takılıyorum. Sendeleyerek düşmelerim bundan sebep olmalı. Belediyesi istifa eder insanın aklının, bunca kara delikten sonra.

Hiçbir siyasinin kaldıramayacağı bir ahlak var zira kafamda. Kendim de zorlanıyorum anlamlandırmakta. İtiraf etmem gerekirse en çok kendim zorlanıyorum bu ittirmeli yaşamdan.

Yalnızlık getiriyor bu yamalı, kırık dökük asfaltlar. Anlaşmazlık, insansızlık…

Lazım mı diye düşünüyorum aynı yolda yürürken bir insan, bir yoldaş, arkadaş…

Anlaşılmadığım bir yerde neden lazım olsun, beni anlamadığı hâlde anlıyormuş gibi yapan insanlar? Lazım değil. İşte bu cevaplar hep o kara deliklerden, ayak bileklerime takılarak çıkıveriyorlar yüzeye. Sonra aklımın işgalinde kalıp, alakasız bir şekilde ben oluyorlar.

Acımıyorlar.

Ben o kaldırımda yürürken sendeleyen insanım işte. Ne hissediyor, bilmek isterdim çukuruna düşen kurbanlar üzerinden.

Kimsenin de ders aldığı yok. Ben mesela. Düşüp düşüp devam ediyorum yürümeye.

Konu ne zaman buraya geldi, bilmiyorum.

Cümleler uzun geliyor bana. Yukarılar yüksek, aşağılar engin.

Bir şeyler var kayıp. Eksik bir şeyler var bu yolda. Ne olduğunu bana da sormayın. Kendime bile yokken bir yanıtım, bir şeymişim gibi, sanki bir şeymişim gibi nasıl dik tutarım omuzlarımı, cevaplarım sorularınızı?

Vardır sizin de içeride bir yerde karanlık bir merdiven altınız ya da çatı katınız. Eğilin, bakın. Işıkları yakın. Çukurlara düşmekten kaçınmayın. Korkmayın ışığın aydınlığından. Hiç mi bir şey bulamayacaksınız? Olsun! Kim demiş her zaman bir şey bulmalı diye?

Ben de bulamıyorum ki zaten. Bundan, devam ediyorum adımlayıp adımlayıp sendelemeye.

Dizlerim yara dolu. Göremezsiniz. Ben bile göremiyorum. Siz görseniz ne!

Saçımı taramalıydım. Doğru ya! Sıcak bir duş almalıydım. Soğuk ayık tutar deseler de hiçbir şeye değişmem sıcak bir durulanmayı.

Bu yanlışta bir hata var. Farkındayım. Ama tam olarak hangi yarıkla alakalı, bilmiyorum.

Neyse… Nitelik kazandırmalı aldığım soluğa. Belki iyi gelir karnımdaki şu anlamsız sancıya. Çekip gidiyorum noktadan sonra. Sen de takılıp kalma bu yazıya.



Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Göçük Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Göçük yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Göçük yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tüya
Tüya, @tuya
18.3.2026 13:56:55
Merdiven altı hikayeler, içsel boğuşmalar vs vs... olmaz olur mu hiç, teselli olacaksa eğer... :)

Şiirsel ve güzel betimlemeler...

Tebrikler, sevgili Zeynep, hep güzsin.

Sevgiyle
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL