1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
148
Okunma
Bir zamanlar, Uzaktepeler Krallığı adında küçük ama huzurlu bir ülke varmış.
Bu ülkenin halkı çalışkan, doğası bereketliymiş.
Ancak bir sorunları varmış:
Krallıkta alınan kararlara kimse karışmaz, herkes “Kral bilir” dermiş.
Bir gün,
krallığın ortasındaki büyük göl kurumaya başlamış. Balıklar ölmüş, tarlalar susuz kalmış.
Halk şikâyet etmiş ama kimse saraya gidip konuşmaya cesaret edememiş.
“Kral zaten ne yapacağını bilir,” demişler.
Köyün en gençlerinden biri olan Navle, bu duruma dayanamamış.
“Eğer hepimiz susarsak, göl de, umut da kurur,” demiş.
Cesaretini toplayıp saraya gitmiş.
Kralın huzuruna çıkmış ve eğilmeden konuşmuş:
“Majesteleri, göl kuruyor.
Halk susuz.
Ama biz sadece bekliyoruz.
Belki de birlikte çözüm aramalıyız.”
Kral önce şaşırmış.
“Sen kimsin ki bana akıl veriyorsun?” demiş.
Navle korkmamış.
“Ben bu ülkenin bir vatandaşıyım.
Bu topraklar hepimizin.
Kararlar da hepimizin olmalı.”
Kral uzun süre düşünmüş.
Sonra halkı saraya çağırmış.
Herkes fikirlerini söylemiş:
kimisi yeni kanallar önermiş,
kimisi ağaç dikmeyi.
Günler süren tartışmalardan sonra gölü kurtaracak bir plan yapılmış.
Aylar geçmiş, göl yeniden dolmuş. Balıklar geri dönmüş, tarlalar yeşermiş.
Kral, Navle’ ı yanına çağırmış:
“Sen bana en büyük dersi verdin,” demiş.
“Bir ülke, halkı konuşmadıkça susar.
Gerçek güç, birlikte düşünmektir.”
O günden sonra Uzaktepeler Krallığı’nda her karar halk meclisinde alınmış.
Çocuklara küçük yaşta öğretilmiş:
“Siyaset, sadece sarayda değil, her kalpte başlar.”
Ve böylece, konuşmayı öğrenen bir halk, sessizliğin gölgesinden kurtulmuş.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.