0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
232
Okunma
Bugün mart’ın ondördü, yer Frankfurt ana garı, oğlumun semineri bitince telefonla haberleşerek buluştuk. Bizim klasik sarılma uslübüne uygun olarak Alman – Türk karması sarılma faslıyla kent merkezine doğru yaya olarak yürümek istediysekte; „açlığım ağır basıyor baba, derhal bir şeyler yemeliyim“ komutuyla en yakın balıkçıya davet etmenin sevincini yaşadım. Oğullarımla her buluşmamda bazı konularda hemfikir olmasak bile sevincim her zamankinden daha fazla dozunu artırıyor. Yemeğimizi yeyip, Türk krathanesinde çay keyifi fasılıyla yeniden gara doğru gitmenin tedirginliğini ilk kez değilde defalarca hissetmiştim, ama bu günkü kadar değil.
Onbirinci peron bir anlığına da olsa kırdı beni, oğlumun boynuna sarılırken. Sevginin, saygının, içtenliğin, samimiyetin, özverinin en saf, en sözülmüş, yorumlanmamış, doğal ilkel hali.
Sonra diyorum ki, hangi hali? İlk elden örülmüş saf yün sıcaklığı az kullanılmış hali veya tazeliği, doğallığın doğallığı … Belki de istiridye içlerinden çıkan inciler mi?
Ya da aklımda olupda dilimin ucuna gelmeyen o sözcük mü? Boğazıma düğümlenen yutkunma mı? Ya da sihirbazın şapkasından çıkardığı tavşan mı?
Bilmiyorum, bir süpriz kargaşası da yaşamıyorum.
Sevgi, birimiz için inci, mercan, altın, pırlanta, mücehver olarak mükafat
Kimisine içi morarmış kırmızı cerahat,
Kimisi için ondan kaçan bir bedbaht
Çok tanımı olan; romanlara, hikayelere, şiirlere, şarkılara dökülerek kendini ifade etmeye çalışmış, kimi zaman sahnelerde anlatılmış ama yine de bir çerçeveye oturtulamamış kapsamı sınır tanımayan evrensel bir dilin ifadesidir.
Ama hiçbir tanım onu insanın özünde yarattığı, kalbinde büyütüp beslediği sevgi onu betimleyen bütün tanımların ötesindedir. Bu gerçek olan sevgidir çünkü. Gerçek sevgi her şey yolundayken ve güllü gülüstanlık değilken, yaralar açıldığında, insan zor durumda kaldığında, sırlarını paylaşınca bir üçüncüye taşımayan zamanlarda kendini gösteren bir yürek samimiyetidir.
Bu ne zaman başlar ne zaman biter? Bilmiyorum, bilmiyorsun. Biter mi? Hayır bitmez! Eksilir mi? Bu bir ihtimaldir, muhtemelen konum değiştirir.
Ama o çoğalmasını da, çağlamasını da bilir bir şelale gibi, hep akar … Kendini yeniden yaratmasını da bilir, çünkü o bir Anka’dır. Şimdi ki ihtimaller gözönünde bulundurulursa
coğrafyası bellidir
yer değiştirir
şekil değiştirir
elbise değiştirir
kabuk değiştirir
tende renktir
gözde fer
rüzgarda yön
hakikatte gerçek
fen’de ilim
üzerinde hicran çıbanları
aralarında kesilmiş yaralar
yaralarda izleriyle ağlarlar
Ama yine de kalbin ve ruhun kendi kendini toparlayarak yön vermeye çalıştığı bir duygudur sevgi. Nasıl ki beden kendi yarasını iyileştirmenin bir yolunu bularak temiz bir kalp ve sağlam stabil bir sevgide kökünü ruhundan kolay kalay atamaz, çünkü o’nun coğrafyası bedenin ve ruhun aynasıdır.
İncelebilir iplik iplik, hatta kıl kadar incelebilir … ama kopmaz.
Yaraları ağır olabilir … ama patolojik bir kangrene asla dönüşmez.
Yeter ki arada, insanın kendi yaptığı ve geriye dönüp baktığı zaman utanarak bakamayacağı kadar kötülükler olmasın. Çünkü hayatın şartları, zamanın darbeleri bazen insanı istemeyerek de olsa hatalara sürükleyebilir. Yanlışlar yapılır, yollar uzaklaşır, sözler incitir kırar, yüreği burkar …
Bütün bunlara rağmen gerçek sevgi, verilen emeğin ve kurulan bağın hatıralarını kolay kalay silmeye gücü yetmez zamanın. Belki de bu yüzden öfkemiz geçiyor, kırgınlığımız diniyor, bulanıklığımız duruluyor, dumanlı kafamız berraklaşıyor. Sevgi yine de bir yerlerde rüzgarın, fırtınanın geçişinden sonraki sessizliğe dönüş gibi bekliyor o‘na sahip olmak isteyenleri.
Sevgi, bahar çiçeğine konan bir kelebek, dilde romantik bir cümle, Kafka’da acıyla bütünleşen bir duygu, Rilke’de sakinleşmektir. Yazılardan yazılara aktardık. Kalemden kemale, kemalden cemale giden yoldur. Mürekkepten yazıya, yazıdan cümleye …
Saçlara gelince … gönüle dokunan bir sıcaklık. Alıştım gibi, sabırlıdır kendisi, çünkü sabır sevgidir. Oğlum gidince hüzünlendim, ama baba oğul sevgisinin değerini. Tüm değerlerin sevgiyle ölçüleceği bir evren olsun dünyamız.
Saygılar sevenlere …
Sosyolog Hasan Hüseyin Arslan - FRankfurt am Main - 14.03.2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.