0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
104
Okunma
Siz hiç, herhangi bir zaman dilimi içinde kendinize acıdığınızın farkına vardınız mı? Yolda yürürken, kitap okurken, sevdiğiniz bir tatlıyı yerken ya da sadece öylece oturup kaldığınız herhangi bir anda... Eğer evabınız hayırsa, hayat size gerçek gün ışığını göstermiş ve sizde hatalarınızı kabullenmeyi öğrenmişsiniz demektir. Çünkü ben, kendime acıma duygusunu hissettiğim ilk andan beri hiçbir şeyin, istesem de eskisi gibi olamayacağı hissine kapıldım ve bir kurtuluş yolu bulamadım.
Peki niçin acır insan kendine? Bu acıma duygusu, sokaktaki bir dilenci çocuğa bakarken veyahut aç bir yavru kedi görmüşkenki gibi hissedilen bir iç yanması vermez. Duygu aynıdır, lakin hissettirdiği azap farklıdır. İnsan kendine acıdığı zaman, merhametten gelen bir iç yanması hissetmektense suçluluk duygusu sarar boğazını. Bir öfkedir ki kaplar bütün azalarını ve çırpındıkça daha çok içe gömülür, bir bataklık misali.
Geri dönülmez hatalar, tarifi zor kırgınlıklar alır getirir bu raddeye ve siz içinden çıkamazsınız. Geceleri güneş doğar üzerinize, gündüzleri hilali arayacak kadar yalnızlık çöker içinize. Sizse sadece seyri âlem eder durursunuz. Çıkış yolu aramaktansa acıyı içselleştirir,kabullenişinizi bir güç var edersiniz kendinize.
Hayatında hata kelimesinin büyüğünü görmemiş insanlardan nasihat dinler,aynaya bakıp gülersiniz kendinize. İşte budur kendine acımak: sarsılmaz bir gücün, darmaduman bir enkazdan gelişidir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.