0
Yorum
9
Beğeni
0,0
Puan
205
Okunma

sırtımda kırılan kapının eşiğinde, tutunup bir takvime hicri, bekleyiş arifesine uyandım. kapıdan çıkıp sokağın iki tarafına, gökyüzüne ve eğip aklımı ayaklarıma bakıyorum. gitmek...ve gelmek... arasında bir yerde durdum. ve sen kirpiklerimin ucundan geçtin. bir damla diyemem gözümün karası belki kıvılcım ama ne vakit durup beklesem elimde zehir zıkkım bir dumanla... gök çatlıyor tepemde. diyor içimden biri; göze aldığın kendi matemindir. geliyorsun demek üstüme diyorum. kaybolup oda gidiyor. sanki kolumdan bir rüzgar esip savruluyor..
sapanıma taş dolduruyorum, gerip bırakacağım belki de hiç bir zaman.. parkların ortasındaki kum yığınlarıyla bir oluyorum o an samanyolu benimle oluyor oyun oynuyoruz o mırıltılar içinde bir kedi ben kanatlarını gagasıyla yolan bir karga. bekliyoruz artık hiç bir kimsenin kalmayacağı günü. herşeyin üzerini toprağın kaplayacağı günü o zaman dönüp durmanın bir anlamı varmıdır diye aşka. sana varmış olacağım. şimdi değil. sonra... artık kaldırımlarda denge oyunu oynamaktan vazgeçtiğimde artık kuruyan bir ırmağa dilimi sürtmekten vazgeçtiğimde tutacağım sözümü. susacağım.
şimdi kalbimin
ortasında
tırnaklarıyla
bekleyen kadına.
değil misin ki gölgem gibi peşimde. bir ruh bıraktım Atlasına dünyanın ve seni çekiyorum..içime. zor değil... kapıları tırmalayan birkör ebenin sobesiyim. içerdeyim. biliyorsun.pencerenin arkasında. sana saklanıp tüm evrene açıyorum gözlerimi... nebulalar geçiyor bulut bulut. adım atsam atmosfer olayları. durup baksam yerin derinliklerinde depremleri uyandıran bir titreme. uyuyorum sana... uyanıp şömünenin önündeki çorabımın içinde buluyorum hediyeni işte yeni bir afyon daha kandırabilmek için çocukluğumu...
seslerle yükseliyor
sular...
ben bu otoyoldan karşıya geçip ne yapacaktım? hangi yön... hangi cevap, hangi soru, sırtımda taşıdığım bu kapıyı nereye bırkacaktım. kökleri ne biriktirir çiceklerin. anladım artık saksının kuruyan toprağı yetmiyor dallarına. bazen sökmek gerekiyor. dikmesini bildiğin tüm rüyaları gözlerinde. demek göğsümde bir düştaşı..darası yüreğimdeki ağırlık ki aşık olanlar bilir akrep’in, yelkovanı sırtladığı bu yolculukta, dağılmaz mühür, yarılmaz deniz ve yükselmez bir taş göğün katlarına.. kalp kırılmaz Aşk olmayınca..
(...)