Kapitalistler öylesine para delisidirler ki, bize bir gün onları asacağımız urganı bile satarlar. (mao)
Tu
Turan Yalçın

Uzun Hikaye

Yorum

Uzun Hikaye

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

3095

Okunma

Uzun Hikaye

Uzun Hikaye

UZUN HİKAYE
Sevgili dostum,
Hep baba ve anneler değil, bazen de çocuklar anne ve babalarını güzel eserler ve güzel insanlar ile tanıştırırlar. Bu tanışma bazen ömür boyu dostluklara dönüşür.Bu tanışma bir kitap, bir insan, bir filim de olabilir. Mektupta bunu anlatacağım sana zaten.
Sevgili dostum,
Bundan yıllar önce “uzun hikaye” diye bir film gösterime girmişti. Tabii benim haberim yok. Lisede okuyan oğlum bir gün “ baba Uzun hikaye filmi gösterimde, bu bir kitap uyarlaması, sen kitabı al önce kitabı okuyalım da, sonra filmi izlemeye gideyim” dedi. Hemen kitabı aldım. 112 sayfalık bir kitaptı. İçimden ”Bu kitaptan bir filim mi çıkarmışlar yani” diye geçirdim. Filmi izleyemedim ama kitabı okudum . Etkilendim ve Mustafa Kutlu hikayelerini teker teker alıp okumaya başladım. Hikayeler o kadar beni sardı ki, kitapları kısa tanıtan yazılar, karakter analizleri işleyen yazılar yazdım. Sosya medyada ve gazetelerde oldukça okunan yazılar oldular. Uzun hikaye hakkında yazı yazdığımı sanıyordum ama arşivimde aradım. Bulamadım. Bunun üzerine sana bu mektubu yazayım dedim.
Sevgii dostum,
Bu kitabı kitaplığımda da aradım ama bulamadım. Yeniden alarak yeniden okudum geçtiğimiz hafta. Bu kitabı sana anlatmaya karar verdim.
Sevgili dostum,
Mustafa Kutlu eskiden kısa hikayeler yazıp bunları bir kitapta toplamaya başlamış. Bir edebiyatçı olması hesabı ile hikayeler gittikçe uzamış ve 112 sayfaya ulaşan hikayelere dönüşmüş. Öyle ki hikayeler içinde hikayeler çıkıyor ortaya. Maşruka bebekler gibi hikayeyi okudukça, kahramanların ayrı ayrı hikayelerini de okuyoruz.
Sevgli dostum,
Bulgar Göçmeni olan Pehlivan süleyman’ın İstanbul Eyüp ‘e yerleşerek kendine bahçeli ev kiralayıp hayvan beslemesi geçim savaşını okuyoruz. Sonra oğlu Ali’nin hikayesi ve Ali’nin orada sinema işleten bir ailenin kızına aşık olması ve beraber kaçarak evlenmeleri izini kaybettirmek için de Anadolu kasabalarında fazla kalmayarak diyar diyar gezmeleri, sonra oğulları Mustafa’nın doğması bir anadolu kasabasında battal bir tren vagonuna yerleşmelerini anlatıyor. Orada gar müdürü, eşi onların çocukları ile dostluklar, sonrasında eşinin ölümü ile Mustafa babası ile başbaşa kalıyor. Oradan başka şehre gidiyorlar. Tren ile seyahat ediyorlar hep. Romanı okurken trenlerin hem ucuz hem seyahata elverişli olmasını görüyoruz. Günümüzde hızlı trenler ile ulaşımın ne kadar rahat ve konforlu olduğunu görünce Osmanlının son yıllarında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında trenin önemini anlıyor ve “ zamanında tren ülkemizde her ile ulaşmış olsaydı trafik kazaları hem azalır, hemde vatandaş ucuz konforlu seyahata kavuşurdu” düşüncesi geçiyor.
Sevgili dostum,
Yerleştikleri ve adı kitapta geçmeyen kasabada yaşanan olaylar sonrası Ali oğlu Mustafa ile Hanyeri Kasabasına gelip yerleşir. Hanyeri kasabasının ahalisini kaymakamı belediye başkanı, sarhoşu, esnafı, aşığı, hamam külhanbeyi, kısaca kasabayı kısa kısa uzun hikayede tanıyor yazar ve seviyor okur. Hanyeri küçük kasaba ama yerel gazetesi bile var. Hanyeri kasabasını sanki kendi kasabası gibi seviyor insan. Oradaki insanlar üç aşağı beş yukarı senin doğduğun kasabada bile var olduğunu görüyor. Günümüzde kasaba dizilerinin ve filimlerin halk tarafından sevildğini daha iyi anlıyoruz.Ali bey bu gazetede yazı yazarak kırtasiye dükkanı açarak ergenlik yaşayan oğlu Mustafa ile hayat sürer. Ama burada da sivri dilli yazıları, göze batar ve şikayet konusu olarak hapse düşer, kısa zamanda çıkacağını düşünür ama çıkamaz. Mustafa tek başına hayat mücadelesi verirken kasabanın namlı ailelerinden birinin kızına aşık olur. Tarih tekerrürden ibadettir ya. Babası da kızı alıp kaçmıştı. Mustafa da kıza kaçma teklif eder ama o kabul etmez. Tek çare kasabadan tek başına kaçmayı daha doğrusu uzaklaşmayı bulan Mustafa İstanbul’a gitmek üzere trene biner ama yolda aniden bir kasabada iner ve burada yaşamaya karar verir. Burada uzun hikaye de sona erer.Ama kitaptan edindiğimiz bizim uzun düşüncelerimiz devam eder ve burada sana yazılan mektup olur. Gel sana düşüncelerimi anlatayım buna da uzun hikaye vesile olsun.
Sevgili dostum,
Her hikayede olduğu gbi okur “ acaba Mustafa bundan sonra ne yaptı? Kime aşık oldu? Hangi kasaba idi trenden indiği yer, Mustafa’nın bundan sonraki hayatı da bir uzun hikaye olmaz mı ? “ diye sorular üşüşüyor insanın başına. Okur yazardan bunu bekliyor ama Uzun hikayenin devamı yazılmadı sanırm. Bugünlerde yazılsa sanırım oldukça ilgi görür ve filme bile alınır hatta dizi olur. Hikaye o kadar sarıyor okuru yani. Bence Mustafa Kutlu bu hikayenin devamını da yazmalı. Ben başta olmak üzere Uzun Hikaye okurları bu kitabı da çok sever sanırım.
Sevgili dostum,
“Uzun hikaye” filme alınınca ünlü oyuncuların oynaması onu popüler yapmış. Zaten kapakta da film fotoğrafı var. 83 baskı yapmış bugüne kadar. Demek ki zamanla okunmuş kitapta filmin izlendiği gibi . Kısa kelimeler, anlaşılır dil, yazarın zaman zaman kendine gönderiler yapan esprili dili hikayelerini okunur yapıyor. Okuduğumuz hikayelerini zamanla yeniden okumak geliyor insanın içinden. Ben de öyle yapıyorum. Böylece hikayeyi yeniden okuyup düşünmek ve aklıma gelenleri böyle mektuplar ile paylaşmak sanki hikaye kitabını sana hediye etmiş gibi bana mutluluk veriyor ha.
Sevgili dostum,
Bu kitabı ben oğlumun talebi ile almıştım. Anne ve babalarda çocukları istemeden yaş günü, karne günü, özel günlerde böyle güzel hikayeler ile çocuklarına yeğenlerine alarak hediye etseler hem okumayı seven çocuk sevinir hem de hediye alan mutlu olur. Ömür boyu kendine kitap hediye edeni unutmaz. Tokat valisi Recep Yazıcıoğlu 1987 yıllarında bana Tokat’ı tanıtan kitapları hediye etmişti de “Yarının büyük gazetecisine, yazarına” diye imzalayarak halen zaman zaman çevreme göstermekten zevk alırım o kitapları. Bence unutulmak istemeyen insanlar çocuklara kitap hediye etsin , hatta fazla alarak o kitapları onlarında arkadaşlarına hediye etmesi için çaba harcasın. Okuma seviyesi belki de artar. Sence artmaz mı ? Kitap hediye etmeyi çocuklarımıza sevdirmemiz lazım. Bu sevgi yayılırsa okuma okuyan çocuk sayısı da artar sanırım.
Sevgili dostum,
112 sayfalık samimi dille yazılmış bir hikaye işte adı gibi beni “Uzun düşünceler” e sevk etti. Bende sana uzun uzun yazdım. Uzun ama sevdiğim okumak, yazmak olunca insana kısa geliyor işte zaman. .
Sevgili dostum,
Zaman zaman Mustafa Kutlu hikayeleri okutarak düşündüklerim sana yazmaya devam edeceğim . Uzun hikayeler samimi dili ile bizim uzun ve samimi dostluğumuza katkı sağlasın.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Uzun hikaye Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Uzun hikaye yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Uzun Hikaye yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL