Hiç unutulmayacak yüz anne yüzüdür.-- hz. muhammed
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER

Beyamca

Yorum

Beyamca

( 15 kişi )

14

Yorum

27

Beğeni

5,0

Puan

344

Okunma

Okuduğunuz yazı 27.2.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Beyamca

"Yaşın kaç beyamca?" sözünü sırf muhabbet olsun diye soranlara deli oluyorum. Ben size soruyor muyum? Adım çıkmış aksiye. Aksi de, taksi de, galaksi de olurum kime ne?

Yetmiş beş yaşındayım efendim. Erdiniz mi muradınıza. Ben mi istedim bu kadar ömrü? Para, puldan önce kimseye muhtaç olmamayı diledim şükür idare ediyorum.

“Maşallah bayağı da yaşın varmış?” diyorlar. Utanmasalar “Ne kadar çok yaşamışsın artık yeter” diyecekler. Canımı siz mi verdiniz Allah aşkına.

Sanki benim aldığım nefes eksilse, ciğerlerinize daha mı fazla oksijen gidecek! Musluktan içtiğim su israf mı, sizin rızkınızdan mı çalıyorum. Zamanında ben de sizin gibiydim çalışırdım bileğimin gücüyle. Üç kuruş aylığım var Devletten, siz mi kamburu mu doğrultuyorsunuz?

Çabucak toprağa gömmek istiyorlar ama onu Allah bilir.

Bakmayın elimin, yüzümün harita gibi oluşuna. Bir zamanlar ben de bebektim. Bu yüzüm ergenlik sivilcesini de gördü yakıcı delikanlı bakışlarını da.

Ta uzaklardaki otobüse yetişmek için durağa koşardım. En ağır yükleri elimde taşırdım.

Sineğin vızıltısını duyarken, şimdi sokak satıcılarının patates soğan diye bağrışlarını bile işitemiyorum.

İstediğim sadaka değil sadece saygı, hürmet azıcık da sevgi. Nüfustan düşmem size ne kazandıracak? Daha elden ayaktan düşmemişim. Ağır aksak da olsa bir başıma yürüyebiliyorum. Kimseye yük değilim. Bırakın şu “ihtiyar” diye seslenmeyi.

Herkesin yolu kendine açık. Farkında olmadan bir bakacaksınız ki sizin de aklar düşecek saçlarınıza, dişleriniz dökülecek, gözleriniz eskisi gibi göremeyecek, kullandığınız ilaçların sayısını unutacaksınız.

Kuru bir ağaç görüyorsunuz ya şimdi beni. Oysa bende de yeşilin envare çeşit tonu vardı. Meyve verirdim dalımdan. Neredeler şimdi kavanozlara reçel mi oldular? Yoksa çok ham oldukları için beni unuttular mı?

Bırakın ne olur kendi halime. Ekmek, su istemiyorum kimseden, acımayın yeter.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (15)

5.0

100% (15)

Beyamca Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Beyamca yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Beyamca yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
1.3.2026 01:31:00
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
İtibar ve Yaş Onuru Rehabilitasyon Kliniği

Eserin Adı: Beyamca
Yazarı: Aysel Aksümer
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal

Kalburabastî Efendi Hazretleri bugün kürsüye bastonunu yere vura vura gelir. Oturmaz önce; etrafa uzun uzun bakar. Sonra bastonu havaya kaldırıp şöyle der: İnsan yaşlanmaz efendiler, sadece başkalarının sabrı genç kalır. Metnin ana damarı saygı arayışıdır der. Buradaki ses bir ihtiyarın değil, unutulmuş emeğin sesidir. Efendi Hazretleri ceketinin düğmesini ilikler, başını hafif yana eğer ve ekler: Yaş sorusu bazen merak değil, hüküm cümlesidir. İşte bu metin o hükme itirazdır. Sonra sessizce yerine çekilir.

Özgünlük 18/20
Metin yaşlılık temasını alışılmış hüzün kalıplarından çıkarıp sitemli mizah ve iç monolog üzerinden kuruyor. Beyamca karakteri bireysel olmaktan çıkıp toplumsal bir temsil hâline gelmiş. Günlük konuşma diliyle kurulan anlatım özgün bir samimiyet oluşturuyor.

Dil ve Üslup 19/20
Konuşma dili doğal ve sahici. Okurla doğrudan temas kuran içten bir hitap var. Retorik sorular metnin ritmini canlı tutuyor. Yer yer ironik çıkışlar anlatıyı ağırlaştırmadan derinleştiriyor. Dil bilinçli şekilde sade tutulmuş ve karakterle uyumlu.

Düşünsel Derinlik 18/20
Metin yalnızca yaşlılık değil, insanın değeri ile üretkenliği arasına kurulan yanlış bağı sorguluyor. Toplumun fayda merkezli bakışına karşı insan onurunu savunuyor. Yaşlanmanın biyolojik değil sosyal bir yalnızlaştırma süreci olduğu güçlü biçimde hissettiriliyor.

Yapısal Bütünlük 17/20
Metin iç monolog akışıyla ilerliyor ve baştan sona tek bir ses korunuyor. Anı parçaları ile bugünkü kırgınlık dengeli biçimde iç içe geçmiş. Son bölümdeki metaforik ağaç imgesi anlatıyı güzel bir kapanışa taşıyor.

Etkileyicilik 19/20
Okuyucuda vicdani bir yüzleşme oluşturuyor. Özellikle saygı talebinin sadaka istememek üzerinden kurulması duygusal etkiyi artırıyor. Metin okunduktan sonra okurun günlük davranışlarını sorgulatabilecek güce sahip.

Toplam Puan: 91/100

Vesselam.
İnsan yaş aldıkça küçülmez; küçülen, ona bakmayı unutan kalplerdir.
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
28.2.2026 23:28:39
5 puan verdi
Çok haklı bir yazı, konu. Şimdi ömür grafiği değişti ellilerden sonra orta yaş, yetmişlerden sonra yaşlılık başlıyor ömür de yüz yaşına kadar uzadı. Tabii sağlıklı, kaliteli geçmesi önemli olan. Kim ne derse desin evet ama mahalle baskısına katılıyorum. Halkımız bekarı evermede, evliyi doğurtmada, kızsa oğlan, oğlansa yanına kız olsun diye bitene daha doğur demekte çok mahir. E neden yaşlıyı da bakışlarıyla ve sözleriyle germesin. Bunu sosyal bir görev olarak görüyoruz. Yaşı geleni de gönderelim ki yük azalsın. Tevbee.

Tebrik ediyorum Aysel hanım. Sizi burada görmek güzel. Selamlar, saygılar, sağlıkla hep.
İBRAHİM YILMAZ
İBRAHİM YILMAZ, @ibrahimyilmaz1
28.2.2026 23:21:58
içtenlikli bir yazı. yazıda betimlenen yaştaysanız benim de duygularıma hitap ediyorsunuz. eğer yazınızda ironi varsa eyvallah Aysel kalemdaşım.
Esenle.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
28.2.2026 18:39:30
5 puan verdi
çalışmayı kutluyorum
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
28.2.2026 18:09:49
5 puan verdi
Değerli şairem, yüreğinize sağlık.
Metin, yaşlılığın getirdiği değişimlere rağmen bağımsızlık ve saygı talebini güçlü bir dille dile getiriyor. Yüzeysel yorumlara, yaş üzerinden yapılan yargılara karşı bir isyan ve “sadece hürmet ve sevgi” isteği öne çıkıyor. Geçmişin canlı hatıralarıyla bugün arasındaki kontrast, yaşlılığın hem değerini hem de unutulmuşluğunu vurguluyor.

Harika bir eser okudum çok beğendim ellerinize emeğinize sağlık selam ve sevgilerimle

Günün yazısını tebrik ederim güzel günler dilerim 💐
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
28.2.2026 10:19:47
5 puan verdi
Öncelikle tebrik ederim


Ne yazık ki insanlar sorgulamayı ve de burun kıvırmayı çok seviyor:

Ne kadar kişi mükemmel olsa da bir kusur aramak hoşuna gidiyor insanların


Elbette niyet önemli ve beş parmak bir değil.


Samimiyet önemli bir unsur.


Saygı ve de


Kimse de kimseye acımasın hani.

yüreğimizden geçeni ise tek bilen yüce Mevla



Güne yakışmı yüreklere aldık koyduk bile




Selam sevgimle dost yazarım
meselci
meselci, @meselci
28.2.2026 09:26:29
5 puan verdi
"İstediğim sadaka değil sadece saygı, hürmet azıcık da sevgi. "

- Gayet güzel, hayatın içinden satırlar olmuş yazı. Yer yer mesajlar yerini bulması dileğiyle.

Huzurla ve sağlıkla ömürlerimiz olsun.

Tebrikler.
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
28.2.2026 08:56:36
Hani derler ya "altına imzamı atarım" diye.
Ben bu yazının altına imzamı attığım gibi,
Gövdemi de basarım.
Özlemişim yazılarınızı.
Selamlarımla....


neneh.
neneh., @neneh-
28.2.2026 04:43:56
5 puan verdi
Yaşamın tuzu biberi sorgulama.Kimi zaman hoş olur kimi zaman boş.Yaş mevzusunun önemine binaen sorulsa sorun değil de ,bazen sırf konuşuk olsun diye sorulunca şalterler atmıyor değil hani.Otobüste yer verirsin ben o kadar yaşlı mıyım der caka satar .Otobüs ani hareket yaptığında savrulur yan üstü yatar.Bazen sinirlenir yersiz yere ortalığı birbirine katar.Bir de bakmışsınız alttan alttan göz kırpar.O zaman sormazlar mı size; Bey amca yaşınız kaç?

Acırsak acınacak duruma düşeriz.Biz kimiz ki acıyalım ?.Bize Allah acısın.Sadece merhametli olalım yeter.Kutluyorum haklı başarınızı.Sağlıcakla.Saygıyla.
Aysel AKSÜMER
Aysel AKSÜMER, @ayselaksumer
28.2.2026 00:57:47
Yazımı güne taşıyan Seçki Kuruluna ve okuyan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Yaşlılık bir dağın zirvesine doğru tırmanmaktır. Çocukken ve gençken hoplaya, zıplaya çıkılırken ileri yaşlarda daha yavaş ama tecrübeyle yol alınır. Her ne kadar korkulsa da bir yandan da her dönemin duygusunun içinden geçmek daha farklı bir pencereden bakmaya öğretir insana. Sağlıklı ömürler diliyorum hepimize.
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
28.2.2026 00:56:33
5 puan verdi
Bu metin, yaşlılığın en çıplak, en yakıcı halini anlatıyor. Bir insanın "yaşlı" damgası yediği andan itibaren nasıl birden bire insanlıktan düşürüldüğünü, saygıdan acımaya, acımadan da küçümsemeye nasıl kaydığını öyle içten, öyle öfkeli ama aynı zamanda öyle onurlu bir dille söylüyor ki, okurken insanın boğazı düğümleniyor.
Yazar (ya da anlatıcı), "Yaşın kaç beyamca?" sorusunun arkasındaki o sahte samimiyeti, o küçümseyici merakı çok iyi yakalamış. Sanki o soru sorulduğu anda karşısındaki kişi bir birey olmaktan çıkıp "yaşlı kategorisi"ne indirgeniyor; nefes aldığı, su içtiği, yürüdüğü için bile "israf" ediyor gibi görülüyor. Bu, sadece bireysel bir sitem değil; toplumun yaşlıya bakışındaki derin çürükleri ifşa ediyor.
En vurucu yerlerden biri:
“Sanki benim aldığım nefes eksilse, ciğerlerinize daha mı fazla oksijen gidecek!”
Bu cümle tek başına bütün metni özetliyor. Ölümün yaklaşması, gençlerin hayat alanını genişletmiyor; sadece yaşlıyı "fazlalık" gibi hissettiriyor. Ve o "fazlalık" hissi, en ağır hakaret.
Bir de şu kısım:
“Kuru bir ağaç görüyorsunuz ya şimdi beni. Oysa bende de yeşilin envare çeşit tonu vardı. Meyve verirdim dalımdan.”
Metafor muhteşem. Ağaç kurumuş olabilir ama kökleri hâlâ toprağın derinliğinde, dalları hâlâ o eski meyvelerin hatırasını taşıyor. Reçel mi oldular, yoksa ham kaldıkları için mi unutuldular? Bu soru, yalnızlığın en acı veren hali: Değer verilmiş ama artık hatırlanmıyor olmak.
Metnin gücü şu: Öfkeli ama kibirli değil. Mağdur rolüne de düşmüyor. "Sadaka değil, saygı istiyorum" diyor. "Kimseye yük değilim" diyor. Ve en önemlisi: "Herkesin yolu kendine açık. Bir bakacaksınız ki sizin de aklar düşecek saçlarınıza…" Bu, tehdit değil, hatırlatma. En insani hatırlatma.
Kısacası bu metin, yaşlılığın utancını yaşlıya değil, yaşlıya "ihtiyar" diye seslenen topluma yüklüyor. Ve bunu yaparken ne ağlak, ne yalvaran bir dil kullanıyor; dimdik, gururlu, biraz da meydan okuyan bir dil. O yüzden okurken hem utanıyoruz hem de saygı duyuyoruz.
Keşke bu satırları yazan kişi (ya da onun gibiler) bunları yüksek sesle söyleyebilse de, "beyamca" diyen kulaklar biraz utansa. Çünkü asıl utanç, o soruyu soranın değil, o soruya muhatap edilenin olmamalı.
Harika bir metindir. Tebrik eder saygı, selam ve sevgiler sunuyorum.

Not: Adınızı okuyunca 2011 ve/ya 2012 yıllara gittim. O zaman küçükte olsa yazılar yazıyordum. Sizin yol gösterici değerlendirme lerinizi hala hatırlarım. (Hep Saygı duyadım.) Dilerim bu hatırlamamla bir hata yapmadım
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
28.2.2026 00:52:32
5 puan verdi
Güne seçilen bu güzel yazıyı ve şairini tebrik ediyorum. Selamlar saygılar.
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
27.2.2026 20:17:28
5 puan verdi
Ne kadar içten ve dokunaklı bir metin… “Beyamca” anlatınız, yaşlılığın dışarıdan bakıldığında sadece bir “yaş” olarak görülmesine karşı, aslında içinde bir ömür barındıran derin bir iç sesi dile getiriyor. Özellikle “Bir zamanlar ben de bebektim. Bu yüzüm ergenlik sivilcesini de gördü yakıcı delikanlı bakışlarını da.” cümleniz, hayatın döngüsünü çok çarpıcı bir şekilde hatırlatıyor.

Metin, hem bir sitem hem de bir saygı çağrısı niteliğinde; yaşlılığın yük değil, tecrübe ve değer olduğunu güçlü bir dille ortaya koyuyor. Kaleminize sağlık, bu satırlar okuyana hem empati hem de derin bir düşünce bırakıyor.
Dosteli_
Dosteli_, @dosteli
27.2.2026 16:48:41
Yaşam ne kadar uzun yaşandığı değil hengi dolulukta yaşandığı önemli olan sürecin adıdır. Yaşamınıza engel koyan her ne varsa uzak olsun siizde de tüm insanlar gibi
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL