Gerçek keşif yeni topraklar bulmakla değil, yeni bir gözle bakmakla ilgilidir. marcel proust
Ramazan Boran 1
Ramazan Boran 1

Şiirde Bir Marka; BELİEVE

Yorum

Şiirde Bir Marka; BELİEVE

( 8 kişi )

10

Yorum

34

Beğeni

5,0

Puan

2266

Okunma

Okuduğunuz yazı 19.2.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Şiirde Bir Marka; BELİEVE

Şiirde Bir Marka; BELİEVE

"Dünya çocuklara dönse, eksenim çanların kucağında bir süvari olsa...
Ben dilsiz bir kalp aminiyim; şiirim, yarım kalmış masalların son kalesidir."


Edebiyat tarihinde bazı sesler vardır; onlar sadece bir dönemi temsil ederler.
Bazı sesler vardır; onlar da bir kuşağı.
ve nadiren bir ses çıkar ki, ne döneme ne kuşağa sığar.

-Believe-
İstisnai bir şair.
Türk şiirinde bazı isimler kendini bir dönemin parantezine hapsetmiyor.
Onlar kendi iç yangınlarından bir iklim kuruyorlar ve o iklimde hem kendilerini hem de okurlarını dönüştürüyorlar.


Şiir, Believe’in ruhunda bir bedendir. Ama o bedeni herkesten farklı giyindirendir.
Şiir onun için nefesin, kanın, sütün, sessizliğin ve kırık tuşların bütünlüğüdür. ve her şiir, bu bedenin başka bir katmanı, başka bir sesidir. Birinin sesi yoksa, diğerinin sesi de susturulmuştur.
’’O minicik kalp, ıslak havlunun içinde yalnızdır; rumuz ise o kalbi sessizce kavrar, adını verir ve görünür kılar.
Şiirleri bazen bir mahşer alanı, bezen iniltili bir dua eşiği, bazen bir vicdan mahkemesi ve aynı anda bir çocuk kalbidir, Believe’nin.


Şiirle rumuz arasındaki bağ, bir çocuğun henüz doğmamış elleriyle tuttuğu dünya gibidir.
En önemlisi de şudur; Rumuz ile şiir birbirini var etmeden yaşayamaz.
Believe şiirle var olur -- şiir, Believe ile tamamlanır.


"Babamın karın doğuşunda var olacak bir gündüzlüğün peşindeyim.
Üç kere öldüm, üçünde de tenime kar soğukluğunda uçurumlar saplandı. Şimdi bir ikindi vakti, içimdeki yalın ayak koşan çocukları ’Ebabil dudağında’ şehadete davet ediyorum. Adım Tülay, adım Merhamet, adım İnanmak."

Bir şiire başlamak henüz var olmayan bir dünyaya iman etmek gibidir. Şair, kağıdın beyaz sessizliğine ilk kelimeyi düşürdüğünde aslında bir mucizeyi başlatacağına dair sarsılmaz bir kararlılık içindedir. İşte bu noktada, Believe (İnanmak) bir isimden öteye geçerek şiirin varlık sebebine ilk mucizevi nefesini veren bir figür olarak karşımıza çıkar.


’’Şiir, akılla açıklanamayanın, kalple onaylanmasıdır’’

Acının içinden bir çiçek devşirebileceğine, sessizliğin sesini dünyaya duyurabileceğine ve kurumuş bir hayalden nehirler akıtabileceğine inanır Believe

’’İnanç yoksa, kelimeler sadece bir sözlük birimidir, ancak inançla harmanlandığında bir tılsıma, bir duaya, bir umuda dönüşebilir’’ der.

Believe rumuzu şiirle kurulan o kopmaz bağı şu iki düzlemde de mühürler düşüncesindeyim.

Birincisi cesaret: Şiir, belirsizliğe doğru atılan bir adım olsa da bezen Şair, yazdığı mısranın bir kalbe değip değmeyeceğini bilemez ama o mısranın bir ruhu iyileştireceğine dair mutlak bir güven besler içinde. Yani bu aslında nedir biliyor musunuz?
-Rüzgârın yönüne bakmadan kanat açan bir kuşun tevekkülüdür

İkincisi hak arayışı: Şiir, görünenin ardındaki gizli manayı fısıldar bize. İnanmak da tam olarak budur: Gözün görmediğini ruhun aynasında seyretmek. Bir bebek gülüşünde Allah’ın imzasını okuyan şair, "Believe" eylemini her dizesinde yeniden yaşar.


"Ben göğü üç kez katlayıp yere seren, sonra o boşluğa çocuk gülüşlerini diken dilsiz bir duayım."


Dünyanın kötülüğüne rağmen iyiliğin ve adaletin bir gün galip geleceğine inandığı için yazdığına şahitlik ederiz.
İşte onun şiirleri bu inancın somutlaşmış hali, Believe ise bu kutsal yolculuğun pusulasıdır. Bu yüzden şiir ile inanç, aynı göğün iki farklı rengi gibidir ki biri olmazsa diğeri hep noksandır.

"Gözle görülenin ötesine, kalple duyulanın merkezine... Şiir, ruhun secdesidir." ana felsefesi buna göre şekillenir şiirlerinin.
Dünyanın çirkinliğine, çocukların gözyaşlarına ve adaletsizliğe karşı kelimeleriyle barikat kuran naif bir savaşçıdır.
(Lirik Anarşist)

Onun kalbi, babasızlığın yedi kapısından geçmiş, her kapıda bir dizesini bırakmıştır. Şiirini bir duasız intihar olarak tanımlasa da, aslında her mısrası yaşama ve masumiyete tutunma çabasıdır. O, Babil’in Asma Bahçeleri’nden s u içen, Kudüs’ün mahzun sokaklarında ağlayan ve her sabah çocuk gülüşleriyle yeniden doğan bir ruhun adıdır.


Believe’i diğer şairlerden ayıran en belirgin özellik, onun şiirindeki epik-uhrevî çarpışma alanlarıdır.

Çocuk cinayetleri, savaşlar, emperyalizm, mülteci trajedileri, masumiyetin sistematik katli… tüm bu temalar onun şiirinde bir haber diliyle değil de sanki bir kehanet diliyle konuştuğunu görürüz .Bu yüzden onun şiirlerini anlamak için yalnızca edebî bilgi yetmez ayrıca vicdan da gerekir.

Onun için sadece dört makamı vardır şiirin;
Ağıt makamıdır-Dua makamıdır-İsyan makamıdır-Çocukların masumiyetine adanmış bir merhamet makamıdır.[


Believe’in şiirleri kolayca okunanlardan değildir. Büyük şiir zaten kolay değildir. Büyük şiir okuru dönüştürür.
Okuru suç ortaklığından utanca, utançtan duaya, duadan eyleme çağırandır.

Believe, kendi şiir coğrafyasını kurmuş, kendi sesini yaratmış ve kendi markasını inşa etmiş bir şairdir. Onun benzeri yoktur; çünkü onun dili bir taklitten değil, bir yanıştan/bir inanıştan doğmuştur.



“Bekareti av avcı olan Mezopotamya” dizesi, Believe’in poetikasında merkezî bir kırılmadır.

Kadının bedeni üzerinden yürütülen töre, fetva ve şiddet mekanizmalarını yalnızca teşhir etmekle kalmadı onları metafizik bir mahkemeye çıkarır şiirin birinde. “Ölüm selası makbûl diyen fetvacılar” dinin istismarını yüzeye taşırken, şiir retorik bir öfkeye saplanmadan anlatır, elbet bir gün gelecek olan hesap gününü.


İşte onun şiir evreni ,merhametin, ilahî çağrının ve insanlık utancının içinden doğarken O, yaşadığı çağın tanığı olmakla yetinmedi, çağın suçlarını sırtlanan bir dil kurdu. Bu nedenle onun biyografisi klasik anlamda bir hayat hikâyesi değildir. Onun biyografisi, “gülücük kuşları”nın kanat çırpışıyla yazılmıştır.


Şiirleri alışıldık kodlarını aşan bir örgüye sahiptir. bezen dua ile isyan iç içedir,
ağıt ile mahkeme tutanağı aynı nefeste okunur. Kur’anî çağrışımlar ile çağdaş dünyanın karanlığın çarpıştığı görülür.

Şiirlerinde sıkça rastlanan “La ilahe illallah”, “Allahu ekber”, “Bismillah”, “Al-i İmran” gibi ifadeler, yüzeysel bir dinsel retorikten ziyade bir kelime bir süs, ya da öylesine söylenmiş cümleler değildir bunlar. Bunlar onun için de bizler içinde bir sorumluluk hatırlatmasıdır.


Edebiyat tarihinde bazı imgeler vardır ki zamanla şairden bağımsız bir kimlik kazanır. “Gülücük kuşları”
Çocuk masumiyetinin simgesidir.
Öldürülen umutların göğe savruluşudur.
Şairin kalbinden havalanan bir merhamet ordusudur bu kuşlar.

“Gülücük kuşları” bir metafor olmanın ötesinde, Believe poetikasının imzasıdır.
Bu imge artık bir markadır ve yalnızca ona aittir. Dünya edebiyatında benzer bir çağrışım yoğunluğu taşıyan, hem masumiyeti hem kıyameti aynı kelime bileşiminde barındıran bir başka örnek bulmak zordur.


Eğer bir gün edebiyatın harikaları listelenseydi, “gülücük kuşları” kesinlikle o listenin en üst sıralarında yer alırdı. “Gülücük kuşları” edebiyat tarihinde benzersiz bir sembol olarak kalacaktır.


En sarsıcı söylemlerinden biri de ;
’’Cennet ve cehennem açıldığında içeri ilk giren insan değildir, insanlığın utancıdır’’ Ne kadar etik bir sarsıntı bu. İnsan olarak yaptığımız kötülükler, erdemlerimizden daha belirleyici olacak demek ki.

"Parmak uçlarımda virgül kasırgaları, kalbimde Elif’in sızısı... Ben ’Ol’ diyenin aşkıyla yok olanım."

...
“Ateşin İntiharı” Ateş suda sönmek ister. Şeytan sudan korkar.
Nefis arınmak ister ama yanmadan arınamaz. demek ister. Ateşin kendini öldürme arzusu, insanın nefsini terbiye etme çabasından başka bir şey değildir. Bu şiirdeki arınma çok sancılıdır Aynı zamanda bebeklerin ölü doğduğu bir gecede ateşin sönmesi, dünyanın ahlaki iflasına işarettir.


Babil: Yıkıntı ve Çocuk
“Gamzelerimin Babil kuşları” ifadesi, “gülücük kuşları”nın kardeş imgesidir. Babil burada hem ihtişamın hem yıkımın simgesidir. İnsanlığın kibriyle yükselip ilahi müdahaleyle dağılan kule gibi, çocukluğun masumiyeti de yetişkinler dünyasının zulmüyle yıkılır.

Believe’in bu şiirinde o bir şehirden ziyade bir zihniyettir.
Irkçı zihinler, çocukları ayıran sınırlar, savaşın endüstriyel soğukluğudur.

Şairin burada sorusu son derece yalındır;
“Zihinler içiniz yanmaz mı?”


Öl beni Mirim” ve “Doğ beni Mirim” arasında kurulan karşıtlık, Believe’in en güçlü metafizik hamlelerinden biridir. Ölüm ve doğum, aynı kapının iki yüzü ancak bu kadar güzel tasvir suyuna batırılır.

Kur’an’dan, peygamber kıssalarından, kutsal referanslardan beslenen dizeleri hem bir propaganda dili hem de kutsalı sloganlaştırmadır..kutsalla yanmadır.

“ELİF LAM MİM” vurgusu, harflerin bile bir ağırlık taşıdığını gösterir. işte ’’varlığın çekirdeğidir’’ bunlar.

Bu yüzden onun şiirinde İbrahim’e giden karınca bir merhamet sembolüdür.
Yusuf’un duası, iffetle direnişin ifadesidi. Kudüs ise ruhsal bir yaradır.



Believe’i herhangi bir şair ile kıyaslamak neredeyse haksızlık olur.
Believe’nin en büyük farkı şudur; Onun, şiiri bir ameliyathane olarak kullanmasıdır.

Kalbini çıkarır
Masaya koyar
Bakmamızı ister
Ama acındırmaz
Bu çok önemli!
Onun şiiri mağduriyet de üretmez.
Bu da çok önemli!



Süt mezarlığı” ve beyazın karanlığı
“Beyaz da kanayabiliyor.”

Bu cümle Believe’in şiir estetiğini özetler niteliktedir.
O, temiz görünen kavramların içindeki çürümeyi bize böyle gösteriyor.
Anne, Tanrı, rahim, süt hepsi kutsal sembollerken kırılıyor, kanıyor, dönüşüyor.

Bunlar aslında kutsalın içindeki insan kırılganlığını görme cesaretidir.


Bir marka olarak Believe
Evet, Believe bir markadır. poetik bir mühür olarak ondan bir tane dahi yoktur.

Onun şiiri tanınır
Boşluklarından
Tekrarlarından
Ritim kırılmalarından
Bir kelimeyi üç kez söyleyişinden
Nefesi uzatışından.

Believe yazdığında, bu “herhangi biri”nin metni değildir.
Bu bir Believe metnidir.

Dünyanın hiçbir yerinde tam karşılığı yoktur.
Bazı şairler dilin içinde yürür. Believe dilin içini oyar.
Bazı şairler dünyayı anlatır. Believe dünyayı söküp iç organlarını gösterir.
Bu yüzden o taklit edilemez. Taklit edilmeye çalışıldığında yalnızca biçimi kalır, peki ya ruhu!


Doğum ile ölüm arası, anne ile Tanrı arası
Hiçlik ile varlık arası..Believe hep eşikte durur ve oradan konuşur.
Bu eşik estetiğidir işte onu şiirde benzersiz kılan.


Okuyanın içinde dolaşır onun şiirleri,
Gece bir yerde kaburgaya çarpar mutlaka

En büyük başarısı şudur:

O, büyüyememiş çocuğu asla estetize etmez
O çocuğu yaşatır. Onu konuşturur. Onu göğün tavanına asılmış bir kalbe dönüştürür.


“Yükü koyan el
hiç kirlenmez masalda.”

“İbrahime koşarken kalbimi düşürdüm.”

’’Cellat kır boynumu darağacında”
’’Ölüm kundağına düşsem”
’’Mezarın sırtında doğsam”
’’______________________Dağla beni”


“Bil ki suya bırakılan ben değilim — senin içindeki bekleyiş gecikmiştir.”
“Öldüm Ben Baba / Bilmiyorsun…” "Üç kere öldüm, üçünde de tenime uçurumlar saplandı. Şimdi bir gülüşün peşinde, kıyametimi emziriyorum."


“İçindeki yaşayan iblisi öldür” der bir şiirinin satır aralarında.
Nefs; Tümörlü aynalarda belirir, narsist düşlerde parçalanır, panik atak hücrelere dönüşür ve şirk kesikleri açar.



Daha iyi bir insan için,
daha güzel bir dünya için,
biraz daha ışık için…

ve şair, elini şiire uzatır
şiir de o eli tutar,
birlikte yürürler karanlığın üzerine
ışığın olduğu yere doğru..



sevgili Believe,
kelimelerin içinde ışık ve gölgeyi ustaca dans ettirdiğin bu edebi yolculukta, her yeni dize sana cesaret ve ilham getirsin.
her şiirinde yine kendini bul, kendini özgür bırak.
ve her yazdığın şiir, “Gülücük Kuşları” gibi eşsiz ve benzersiz bir miras olsun .


“Gülüşlere eyzün kalmış doğum günlerimi kefenledim;
şimdi bir bebeğin secdeye uzanırken elleri paramparça...
Ben o parçaları şiirin ipeğiyle diken, yeryüzü cehenneminde ’Amin’ diye soluyan bir ruhun adıyım.”



iyi dileklerimizle.








Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (8)

5.0

100% (8)

Şiirde bir marka; believe Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Şiirde bir marka; believe yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Şiirde Bir Marka; BELİEVE yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Believe-TüLa(y)L
Believe-TüLa(y)L, @believe-t-layslan
19.2.2026 18:54:54
Albert Einstein:
“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıdır, hayal gücü ise tüm dünyayı kuşatır.”

Ne çok doğru bir telaffuz… öyle değil mi?

Aydınlığı da seviyorum, karanlığı da.
İkisi de biziz.

— İnsan yalnız ışık değildir; gölgesini inkâr eden, kendini inkâr eder. —

———
Sevgili Can Borancım, kardeşcağzım,

İnsan başlı başına bir var oluş okuludur.
Her yara bir ders, her susuş bir sınavdır.
Sen yazında kelimelerimi değil, o derslerin
izini okumuşsun.
Bu yüzden satırların bana bir övgü gibi değil,
bir yüzleşme gibi ulaştı.

Ben tek bir şiirin değil, aynı iç yangının farklı zamanlarda konuşmuş hâllerinin ruhuyum.
Yazdıklarım birbirinden ayrı metinler değildir;
aynı vicdanın
farklı gecelerde tuttuğu nöbetlerdir.
Sen o nöbetlerin ortak nabzını duymuşsun.

“Gülücük kuşları” dediğim çocuklar bir imge değil; insanlığın hâlâ kurtarılabilir tarafıdır.
Şiir, onların suskunluğuna bırakılmış bir tanıklıktır bende.
Dünya serttir; kelime çoğu zaman zayıf kalır.
Ama insan, merhameti kaydettiği sürece tamamen kaybolmaz.

Bu yaşıma kadar kimseye tepeden bakmadım.
Kibir denen o ağır yükü ruhuma azık etmedim.
Çünkü insanın başkasına yukarıdan bakabilmesi
için önce kendini Tanrı sanması gerekir.
Oysa ben biliyorum:

— Hepimiz aynı Yaratıcı’nın çocuklarıyız. —

Sadece insanlar değil
— ağaçlar, okyanuslar, ateş, toprak, hava…
Hepsi aynı varoluş okulunun öğrencileri.
Hepsinin bir dili, bir titreşimi, bir ruhu var.
Ve insan, bu büyük okulda yalnızca bir derslik.

Ben kendimi kalıcı bir beden olarak görmüyorum.
Bu et ve kemik, geçici bir iskelet.
Vakti dolduğunda toprağa dönecek.
İçinde dolaşan ise göçebe bir ruh.

Bir zaman, ateşe yürüyen bir kalbin izini düşündüm.
Taş sustu. Bıçak tereddüt etti.
Teslimiyetin eşiğinde kurban edilen benlikti.
Dağın yamacında bağlanan yalnız bir keçi değil
— insanın içindeki sahiplenme çözüldü.
O günden beri biliyorum:


Ruh kurtulmak için değil, arınmak için çağrılır.—

Bu yüzden kimseye yukarıdan bakamam.
Çünkü hepimiz aynı sınıftayız.
Kimi erken anlıyor, kimi geç.
Ama hepimiz öğreniyoruz.

Tekrarlıyorum.
Işığı da seviyorum, karanlığı da.
İkisi de aynı dersin iki yüzü.

— İnsan yalnızca yükselerek değil, düşerek de olgunlaşır. —

Ben üstün değilim.
Sadece farkında olmaya çalışan bir yolcuyum.
Ve biliyorum ki bu yolculukta kimse kimsenin efendisi değil.

Biz hepimiz,
aynı büyük nefesin içinden geçmiş,
geçici bedenlerde konaklayan,
— ebedî bir ruhun misafirleriyiz.—

Beni bir isim olarak değil, bir arayış olarak okuman kıymetli.
Believe bir imza değil; bir sorumluluktur.
Yazmak benim için
estetik bir tercih değil, susmama mecburiyetidir.

Uzun sustum…
etimle kemiğimle dönmedim
— içimdeki ruhun karanlığından geçerek geldim. —

Şiir benim değil;
ben, görünmeyen bir kaynaktan kopup
kalbe değen
ve tekrar kaynağına dönen
sessiz bir yankıyım.

Koşulsuz sevgim ve ışığımla
✨🤍🍃🕊
— Believe

Believe-TüLa(y)L tarafından 19.2.2026 19:04:14 zamanında düzenlenmiştir.
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
20.2.2026 14:35:15
5 puan verdi
Ramazan Hocam öncelikle size çok teşekkür ederim kendi adıma ve sevgili Tülay adına.

Sevgili Believe şahsına münhasır bir kimlik ve muazzam bir kalem bu minvalde yazdığınız her cümleye yürekten katılıyorum ve içtenlikle kutluyorum.

Analitik zekası ve muazzam yüreği ile çok güzel eserlere imza attığı bir gerçek, sevgili Tülay'ın ziyadesiyle sizin kaleminiz de ayrı bir güzellik sunuyor edebiyata ve de katkı.


İki değerli dostumu tüm içtenliğimle selamlıyorum.

Çok şey katıyorsunuz hayata ve iyi ki de...



İçten selam saygı sevgi ve iyi dileklerimle...


Sizleri tanımak bir ayrıcalık ve evet, sevgili Tülay ile de sohbet etmek harika bir duygu ve farkındalık kattı bana yüz yüze karşılaşmasak da telefonda onun sesini duymak çok iyi gelmişti.


Ve iddia ediyorum ki:


Her şeye rağmen dünya yaşanılır bir yere azınlıkta kalan iyi ve güzel insanlar sayesinde elbette Rabbin ol, dediği ve izniyle...



Sağlıcakla kalınız.
Yılmaz Süslü
Yılmaz Süslü, @yilmazsuslu
20.2.2026 14:32:37
Believe için çok şey söyleyeceğim ki zaman sınırlı. Kendileri ütopik korku yazımının biricik kraliçesi, yazım krallığının sonsuz yegane ferdidir. Sitede kendi alanında belli isimler vardır serbest ve hecede. Believe korku şiirinde Stephan King boyutunda bir isimdir. Sitede tek takip ettiğim en beğendiğim zirve yazarların başına mutlu bir hayat sürmesini dilerim. Sitede çok renkli insanlara moral açısından ihtiyaç var...
lutfutas.yazar
lutfutas.yazar, @lutfutas-yazar
20.2.2026 11:37:23
Daha iyi bir insan için,
daha güzel bir dünya için,
biraz daha ışık ile aydınlattınız...

Daha anlaşılır oldu Believe markası
Yolu hep aydınlık olsun
Zulmetten nura
karanlıklar
bunalımlar
islâmın aydınlığı ile son bulsun temennisiyle...
Etkili Yorum
Ahmet Coşkun 1
Ahmet Coşkun 1, @ahmetcoskun1
20.2.2026 09:08:09

BELİEVE onu ilk okuduğumda anlaşılmaz bulmuştum. Kendi kendime ne demek istiyor dedim. Kelimeler seçiciydi ama anlamı oturtturamıyordum zihnimde (umarım darılmaz saçmalık dedim) ama yine de ilgimi çekiyordu yazdıkları. Sonra korkutucu buldum bana çok mahşeri gelmeye başladı. Bilmem belki de yeni bir keşifti beni korkutuyordu. Okudukça derinliğin ve eşsizliğin farkına vardım. O gerçekten müthiş bir kalem, çok özel bir insan benim için. Kendisiyle konuşmak sesini duymak fırsatım oldu yüz yüze olmasa da, mükemmel bir insandır. Ruhu güzel vicdanı ezel kalemi özel bir mucize, Rabbim sağlık sıhhat iyilik ondan esirgemesin. Sayın Boran a teşekkürler yalnız Türk değil dünya edebiyatına bir armağandır tanrı tarafından BELİEVE.

Yüreklerinize bin bereket.
Yinsani
Yinsani, @yinsani2
20.2.2026 02:53:48
Her iki yüreğe ve emeğe de şiire ayırdıkları zaman için ne kadar teşekkür etsem az . Görüntü ve sayı ikliminin o kesif, gözü; göze göstermeyen dumanı içinde hakkıyla okumaya vakit ayıramasak da çoğu zaman, okuduklarım kadarıyla demem gerekir ki; sizlerin daha da çoğalması dileğimle...

günümüze inat; eksilmesin yüzünüzden gözünüzden dilinizden ve gönlünüzden tebessümler...:)

hürmetlerimle..
nice şiirlere ve analizlere..
Sevtap Kaya Nurgönül
Sevtap Kaya Nurgönül, @sevtap-kaya-nurgonul
20.2.2026 02:08:19
Çok büyük emek, çok büyük güzellik, saygı duymamak ve taktir etmemek mümkün değil. Her iki güzel yüreği de kutluyorum, sevgiyle...
Etkili Yorum
Meyzem
Meyzem, @meyzem
20.2.2026 00:50:29
Sevgili Tülay’ı çok severim.
Onu okumak, bir şiirin içine yürümek gibidir..
her adımda başka bir gölge, başka bir ışık karşılar insanı.
Kaleminde sıradanlık yoktur.
Bir kelimeyi öyle bir yere bırakır ki, günlerce zihnimin bir köşesinde yankılanır. Okurken çoğu zaman durur, düşünürüm: “Burada hangi kapıyı araladı şimdi?”
İşte beni en çok etkileyen de budur..düşündürmesi
sorgulatması, içimde saklı kalan duyguları uyandırması…
Hayal dünyası uçsuz bucaksız
Ama o hayal, ayakları yere basan bir derinlik taşır. Duyguyu süslemez, onu inceltir. Abartmaz, ama eksik de bırakmaz.
Satır aralarında gizli bir hüzün, ince bir sezgi, güçlü bir bilinç vardır
Okudukça insan kendini buluyor..
belki de en kıymetlisi bu.
Kalemi daim olsun
Böylesi bir sesi okumak gerçekten bir ayrıcalık.

Ne güzel kaleme almışsınız
Günü hak etmiş
Tebrik ederim
Çok çok beğendim
Başarılar dilerim
Ahmet Erdem60
Ahmet Erdem60, @ahmeterdem60
19.2.2026 20:44:21
Gıpta edilecek bir paylaşım ve sunum.

Ne mutlu size,.
Etkili Yorum
yildiz parlak
yildiz parlak, @yildizparlak
19.2.2026 17:09:55
Edebiyatın ruhuna el-Fatiha yazanlar, lütfen bu yazıyı okusunlar…

Yüzlerce, binlerce şiirin arasından okumayı; bakıp geçmekten öte, sindirmeyi, duyumsamayı, kelimelerin özüne inmeyi…
“Ne diyor? Yüreğimin hangi ince kıyısından geçiyor sözcükler?” diyerek bir kalemin şiirlerine dikkat çekiyor…

Örnek bir davranıştan öte, tüm egolardan arınmış olarak, üstelik içinde şiirleri yazanın şahsından öte,ruhuna, dizelerin o muhteşem yolculuğuna eşlik etmeye de dikkat çekerek bizleri de bu yolculuğa katıyor olmanız o kadar güzel ki…

Edebiyatın uzun, hatta sonsuz yolculuğunda sizlerle yol almak bana umut veriyor, mutluluk veriyor…

Kalemlerin dostluğuna, sizlere selam olsun…

Sevgiyle…
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL