0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
192
Okunma
Biraz geç uyandım. Oysa tan ağarmadan gözlerim açılırdı. Kâbus dolu düşlerim, sanki banyo yapmışım gibi ter içinde bırakmıs bedenimi.
Bugün günlerden pazar ya. Kendimle başbaşa olacağım. Bence mutluluk insanın kendisini tanımasından geçer.
Ne çok yol yürümüşüm, diyorum kendi kendime.
Ne çok insan gelip geçmiş hayatımdan. Bazısı rüzgâr gibi, bazısı fırtına gibi. Kimisi iz bırakmadan gitmiş, kimisi hâlâ içimde bir yerde oturuyor.
Gençliğim aklıma düşüyor. Koşarak gittiğim sokaklar, heyecanla beklediğim köşe başları, bir çift göze sığdırdığım koskoca hayat…
Şimdi düşünüyorum da, insan en çok neyi özlüyor?
Sevdiği kişiyi mi, yoksa o zamanlardaki kendisini mi?
Başarılar, basarısızlıklar. Hatalar.
Ben dört dörtlüğüm diyen insanlara 🌹 gülüp geçmişimdir. Böbürlenen insanlara tahammülüm sıfırdır.
Her işten boyumun ölçüsünü aldım. Yetmişe dayanmışken bile farklı farklı işler denemeye hevesliyimdir. Şu anda bir markette " sepetçi-arabacı" konumundayım. Bu işten bile alacağım çok dersler var.
Neyse...
Aynadaki adamla göz göze geliyorum.
O, her şeyi biliyor gibi bakıyor bana.
Sanki “Geçti işte” diyor, “Bütün o fırtınalar dindi. Şimdi sakin bir denizdesin.”
Ama biliyorum, bazı dalgalar insanın içinde hiç dinmez.
Sadece sesini kısar, köşeye çekilir.
Pazar sabahları gibi… sessiz, yavaş, ama derin.
Bugün dışarı çıkmayacağım.
Telefonu da bir kenara bırakırım belki.
Kendi geçmişimle oturup bir kahve içerim.
Konuşacak çok şeyimiz var.
Sonra belki de hayatımın romanını yazmaya başlarım.
Sahi ne dersiniz, bu roman okunur mu sizce?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.