1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
32
Okunma

Ağlamıyorum. Gözüme şarkının hüznü bir damla oldu sadece. Yok, hayır, artık ağlamıyorum. Gözlerim yanıyor ama bakma sen onlara. Gece bunu sever. Perdeler çekilir, susmak gelir. Zaman, derinden bir paydosun gülüyken; koklamayı unuturum diye hesap sorar. Ondan olur hep bunlar.
Unutmadım. Nasıl bir sevmek ise bu, seni unutamadım. Elim kendi elime çarptı; bedenimin fütursuz selamları bir tek beni yokladı ve ben hiçbir adamın hiçbir varlığına sensizken bile dokunmadım.
Dokunmadım demişken, dokunduğun yalan hayatların uzayan burunları nasıl? Pinokyo’ya arkadaş olmuşlar, duyduğum kadarıyla. Betondan farksız olmayan bir hayatın hacamatı değilim. Ben, canımın canı olmak istedim.
Bak… gelen yok, giden her gece benden çok. Her gece. Mütemadiyen ayrılığa koşar. Yakalayamam. On dört Şubat’ın namı yürürken yalan aşklara, ben baharın kokusu olan varlığınla her günü sevda günü bilmiştim.
Adam değilim ama bu hikâyede adamca seven bendim. Kalbimin kırılmadık yanı kalmazken, ellerine uzaktan ve sensizliğe yakından bakıp gece körlüğü umumi bir yalnızlığa dalarken bile sevdim. Adamca. Şimdi yüreğimdeki yaralı kuşların kanatlarına bağladıysam dileklerimin ilmek ilmek tutunmak isteğini; hak ettiğim adamlığımdandır.
Kapıyı bu gece de çarptın. Cereyanda ağlıyorum. Bu şekilde görmemek için beni, voltayı en derin saadetimin muskasından aşırırsın. Ayak seslerin heyecanlı yine bak.
Dilara AKSOY
5.0
100% (1)