3
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
148
Okunma

Susmayı yine beceremedim, sevdiğim. Güçlenir sandığım yüreğimin, hasretini başa sarıp seni bana bir kez daha özlettiği zamanlardayım. Neyi bu kadar sevdin dersen, seni severken en çok kendim olmayı derim. İnsan kendine her zaman rastlayamıyor.
Yokluksun. Okları birer birer fırlatıp yüreğime, çoğunu azdan aşırır gibi en çok az kalansın. Kalanın dibinde bir somun ekmek misali. Bir parça sertlik, bir parça yumuşaklık; ama hep doyamadan kalkmak bu sensiz sonralarda.
Sofra bir şölendi. Sen vardın; ben vardım, biz vardık. Her birini sandalyesinden kaldırıp, kısrak zamanlara tedavülden kalkmak üzere olan aşkları bırakmak istedin. Gülün dikilen mutluluğu, ekilen yazıklarına mazhar olmuşken sen soyunup bensizliğe; hep beni vurdun.
Başım dönüyor. Sensizlik, üç yüz altmış derece bir yasta faili meçhul merhabaya kurban gitmek üzere olan bir duygu, karşımda. Bacaklarını uzatıp sigarasını yakarak, kilometrelerce uzakta olunca unutulursun zannetmemi istiyor.
Sevdiğim, yorgunum. Dudaklarından bana yine ikramiye çıkmadı. Bu gece ve her sabah erken bekleyişlerden geç kalmaları unutturup, lal oluyorum şerefine mevsimlerde.
Yine şiir ile düz yazı arasında bir yerlerde kaçaksın. Seni ömrümün hangi harfinde saklasam da gitmesen, bilemiyorum.
Bu ara beni bırakmadan önce gönül bükücülüğe bir selam yolla. Sarılmak, kokunda uyumak istiyorum. Aidiyeti resmiyet kazanan feryat, sokakların alternatifi kurtuluş derbederi; bizi unutma.
Sen unutursan, ben unutursam; şiirler düz yazılara düşman, düz yazılar röntgeni çekilen yaralı çocuk adamın içinde, tadilatı yapılamayan bana acı olur.
Sevdiğim, öp. Einstein zamanı aynı duvara yaslayıp öyle sunmuş ya hani; sen de yüreğimin şimdisi, sonrası, öncesi ve yeniden hep gerçeğisin. Buluşlara öpüş olsun aşk icadımız, sevgilim…
Dilara AKSOY
5.0
100% (4)