0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
137
Okunma
Bir insan, kalabalıkların gürültüsünü susturmayı öğrendiği gün kendi yoluna gerçekten çıkmış sayılır. Çünkü dünya, ne yazık ki hayali olanlara karşı her zaman biraz daha seslidir. “Yapamazsın” diyenler çoktur; ama “yürü” diyenler azdır. İşte bu yüzden insan, kulağını başkalarının diline değil, kendi gönlünün sesine vermelidir. Gönül bir şeyi murat etmişse, o muradın bir yolu, bir kapısı mutlaka vardır.
İnsan kendi yoluna odaklanmalıdır. Kendi hayallerine, kendi hedeflerine… Başkasının adımlarını sayarak yürüyen, kendi mesafesini şaşırır. Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, yolundan dönmemelidir insan. Çünkü herkesin yolu kendine ağırdır; herkesin yükü kendi omzuna göredir. Senin hayalini taşımayanlar, onun ağırlığını da anlayamazlar.
Tarih bunun örnekleriyle doludur. Thomas Edison binlerce kez başarısız oldu. Ona “olmuyor” dediler, “bırak” dediler. O ise her seferinde şunu söyledi: “Ben başarısız olmadım, işe yaramayan bin yolu öğrendim.” Eğer o ilk olumsuz cümlede dursaydı, bugün karanlıkta kalmaya mahkûm bir dünya olurdu. Demek ki bazen ilerlemek, sadece vazgeçmemektir.
Van Gogh’u düşün. Hayattayken tablolarını kimse almak istemedi. Yoksullukla, yalnızlıkla, anlaşılmamakla sınandı. Bugün milyonlar onun fırça darbelerinde kendini arıyor. O zamanlar kimse onun yoluna inanmadı; ama o resim yapmaktan vazgeçmedi. Çünkü insan, inandığı şeyi yaparken kalabalığa ihtiyaç duymaz; bir yürek yeter.
Bizim coğrafyamızda da nice örnek vardır. Yunus Emre’yi düşün. Dili sade diye küçümsendi, sözleri basit sanıldı. Oysa yüzyıllardır gönülleri titreten o sözlerdir. Demek ki hakikat, bağırarak değil, sabırla söylenir. Demek ki kalıcı olan, gösterişli olan değil; samimi olandır.
Olumsuz düşünceler, negatif yaklaşımlar, “sen kim, bu iş kim” diyen bakışlar… Bunlar yolun kenarındaki dikenler gibidir. Dikkatini onlara verirsen kanarsın; yoluna bakarsan geçip gidersin. İnsan her söyleneni ciddiye alırsa, kendi sesini duyamaz. Oysa başarı, biraz da kulak tıkama sanatıdır.
Hayat, pes edenlerle devam edenler arasındaki farktan ibarettir. Kimi ilk engelde durur, kimi yaralı da olsa yürür. Kimi acıyı bahane eder, kimi acıyı yakıt yapar. Başarmak çoğu zaman alkışla değil, yalnızlıkla başlar. Gecenin en karanlık anı, sabaha en yakın andır ama bunu herkes bilemez.
Gönlünde hangi proje varsa, hangi niyet filizlenmişse onu gerçekleştirmelidir insan. Çünkü ertelenen hayaller zamanla küser. “Bir gün” diye başlayan cümleler, çoğu zaman “keşke” ile biter. O yüzden insan korksa da adım atmalı, yorulsa da devam etmelidir. Yol, yürüyeni sever.
Unutma: Kimse senin yerine hayal kurmayacak. Kimse senin yerine bedel ödemeyecek. Ve kimse senin içindeki çağrıyı senin kadar net duyamayacak. O hâlde yürü. Yavaş yürü, tökezleyerek yürü ama durma. Çünkü tarih, vazgeçmeyenlerin sessiz zaferleriyle yazılır.
Abdurrahman Tümer
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.