Gençlikte sevmek için yaşarız, yaş ilerledikçe yaşamayı severiz. saint euremond
mustafa ertürk
mustafa ertürk

Hastanede zaman

Yorum

Hastanede zaman

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

308

Okunma

Hastanede zaman

DDY HASTANESİ
(Gazi Mah. Ankara )

Alamanlar yapmış yapısını
Mustafa Kemal aşmış kapısını
sağlığa insanlığa deyip
bırakıp gitmişler tapusunu

Bahçede ruhuyla büstü
Etrafında birer can
birer ışık birer umut
ışıl ışıl canım çamlar


Hastanede 1. gününüm
04. 08. 1999




Hastanede Zaman

Öğlen yemek servisi; ziyaretçiler akını; akşam yemeği ve nöbetçi hemşire hanımların akşam hizmetleri:
tabelanıza göre ilaçlar tansiyon varsa iğne serum vs. Tüm bunlar yatsıya kadar tamamlanmış olur.
Hemşire ’gece bişey olursa ararsınız ’ der kapıyı çeker gider. Artık acı ve ağrılarınızla baş başasınız.
Odanızda başka hastalar varsa onlarla dertleşir; acı ve arılarına katılır ya da katlanırsınız. Odanızda
yalnızsanız hastalığınıza, yaşınıza ağrı ve acınıza, moralinize göre hayatınız bir film şeridi gibi gözlerinizin önünde akar; belki ölümü de düşünür: ALLAHTA MAĞFİRETLER DİLERSİNİZ!..

Bugün Gülay’ciğim (karım) ziyaretçilerimdendi; değişikleri (iç çamaşır pijama vs.) sabaha kadar uyuyamadı sivrisineklerle mücadele etmek zorunda kaldı kadıncağız

11. 08. 1999 Çarşamba ; bugün GÜNEŞ TUTULMASI OLDU

Tüm dünyanın ilgisini çeken tarihi bir gün; kimi yerlerde çok net izlenen bir güneş tutulması;
Ankara’da alaca bulutluydu tutulmas güneşinı; hastane bahçesinde izledik.
Basında yazıldı çizildi Tv. kanallarından izlendi tarihi bir gök bir doğa olayı.

12. 08. 1999 Hastaneye yatışımın 8. günü. Biraz daha iyiceyim.
’Yakında düzelecek işinin başına döneceksin...’ diyor doktorum ,

14. 08. 1999 SİVRİSİNEKLERLE SAVAŞ
Daha önceki bölümlerden anlaşılacağı üzere bel fıtığından Tedavi görmekteyim.
Ankarada Gazi Mah de Devlet Demir Yolları Hastanesi Fizik Bölümü.

Çamlar yeşillikler arasında temiz sakin bir hastane.
Yemekleri kahve atlı servisleri sair hizmetleri hastaya yaklaşımları...
ALLAH için şahsen kusur görmedim memnunum.
Ama ah şu sivrisinekler olmasa
Akşam olup el ayak çekilip hastalar acılarıyla dertleriyle baş başa kalınca onlar
yani sivri giller dediğim sivrisineklerin mesai servisleri başlar.

Topları tüfekleri okçularıyla mızık ve banda eşliğinde
Savaşa mı geliyorlar; biz hastalara müzik konseri sunmaya mı
İnce saz keman ’inleyen nameler makamından ’ bir başlıyorlar ki
bir türlü bitmek de bilmez konserleri Müzisyenleri ince makamdan inilerken
Okçuları yapış yapış oluyor oklarını hortumlarını batırıp kanını emip canınızı yakarken
dön anam babam dön dur kaşın dur : dur durabilirsen
Ta ki şafağa Ezana değin
’Eğin lan sivri giller dediğim boyun eğin’ deyip karşı atağa geçtim
bir kaç taktik uyguladım tutmadı
Battaniyeye sarındım yine kurtulamadım.
Sonunda banyonun ışığını yaktım kapıyı açtım dolabımda bulunan
adana kebabı dürümünü açıp kendilerine
ziyafet çekme zorunda kaldım.
İşte tek kusur bunu buldum diyebilirim

Bu da hastane yönetiminin çözebileceği bir sorun değil elbet
Devletin gücünün yetmeyeceği bir sorun değil; değil de!..
Yine neyse diyelim derinlere inip başımıza dert açmayalım

15. 08. 1999 Bugün pazar, bahçesiyle koca hastane terk edilmiş bir mekan görünümünde. rutin işlerin görevlilerinden başka bir de çamlıkta tanıdık dost kuş seslerinden başka.
Öğlen sonu ziyaretçi saatinde Av. kadim arkadaş dost Hikmet Bey, oğlum umut kızım Şeniz eşi...
Memnun oldum sevindim sağ olsunlar. Öylen yemeğinden sora mideden rahatsızlandım ..
sanırım makarnanın salçasından oldu. oldum olası rahatsız eder beni salçayla kızartılan soğan
Her neyse! Nöbetçi doktor çağrıldı Sordu hemşire aynı iğne ağrı kesici dedi gösterdi
Kusmuş rahatlamıştım.
Akşam nöbetçi hemşire hanım ’ şimdi nasılsın!’ dedi; ’iyiyim iyi! ’ iğnemi vurdu ’rahatsız olursan,
ararsın dedi gitti

17. 08. 1999 pazar. Evciğim. Gece 03. 02 ev sallanıyor bina kütür kütür, direniyor. Allaha yalvarmaktan
battaniye alıp dışarı kaçmaktan başka! ne yapabilirsiniz ki

19. 08. 1999 deprem felaketinin 2. ve güneş tutulmasının 8. günü.
Ankara’ya hastanelere yaralı sevkiyatı akın akın devam ediyor: basın Tv. görüntüleri devam ediyorken.

’Beri yandan ’ bir hafta önceki güneş tutulmasının bu depremin habercisi olduğunu ’ işte Allah’ın dediği kimsenin kimseye yardım edemeyeceği gün ; işte Allah’ın ibret alınacak gücü...’ kara mizah sapıklığı için
bu iki doğa olayını kullanmayı fırsat bilmiş akılsızlığını tescillemiştir kimileri ve dünyaya yayın yapan bir TELEVİZYON kanalı dahi, ne yazık ve ne acı ki.
Bu çok tepki çekmiş kınanmış yuhalanmıştır
’Öyle ya O NASIL ALLAH Kİ (haşa!) böyle bir zulmü günahlı günahsız kullarına reva görmüş olsun ’
Yanıtlarıyla feveran edildi ya!..
Her neyse!!
Belim ağrıyor. bugün fizik tedavisinde ışın fazla gelmiş olmalı ki fenalaştım.
Geçenler de bir iğne sonrası tansiyonum çok düşmüştü , doktorum çağrılmıştı.
aynı iğneydi ama olmuştu oluyordu işte ’ can bıçağın sırtında, ölüm göz kapağındadır’ derler
.


24. 08. 1999 gök gürlüyor yağdı yağacak. gazeteler radyo yayınları Tv. görüntüleri deprem bölgesinin perişanlığını
çoğunun çaresizliğini yansıtıyor; anlatıyor görüntülüyor. Gerçekten kim ne derse desin deprem sel gibi doğal afetlerde hazırlıkta yeterli olmadığımız gibi KİMİ AKLIEVVELLERİMİZ bu kusur hata hatır batır sorumluluğumuzun ya da sorumsuzluğumuzun SUÇUNU VEBALİNİ ( haşa) SALLAHTAN diyor ya da bildiğini sanıyor.

Bu acılar acılı duygularla bu Ağustos yağmurunun güzelliğini algılayalım biraz da
Ekmek kokusunu andıran şu kavruk torak ve çam kokuları ruhumun derinliklerine işlemekte; bir hoş olmaktayım.
Kapılır bu duyguyla bu doğa güzelliklerini dile getiren dizeler dizilir içimden. Şu şimşek patlamasını; duygularıma birer kamçı ruhuma ışık etkisiyle ufuktan ufuka; şafaktan şafağa kol kanat uçar olurdum.
Ama şimdi! ya şimdi!
Neyse! Yara taze deşmeyelim.
YİNE EZAN sesiyle uyandım. Çamlığa bakan camı açtım. Hem o YECE ÇAĞRI SESİNİ duyayım hem yağmur sonrası doğanın has kokulu havasını teneffüs edeyim, etmekteyim. EVET kanatları ıslak ya da ıslanmasın diye olacak ki sivri gillerin saldırısına maruz kalmadan sabah çay servis sesiyle uyanıncaya değin uyumuşum. uyku eksiğimi tamamlamışım zindeyim bel ağrısı da yok gibi rahat ve keyifliyim.
Hele güvercin ve üveyik sesleri guark guark ... Bayılırım... Onlar da sabah saba sevdiklerine belki de bizlere seslenip duyulmak bilinmek istiyorlardır kim bilir . İşte şimdi ’KUŞ DİLİ BİLİRDİ HZ: SÜLEYMAN OLMASK İSTERDİM’

Bugün doktorum ( FİZİK) ALİ SEVER BEY NÖBETÇİYMİŞ
Odamda geç saatlere değin kalma nezaketinde bulundu
.Kibar saygılı: saygılı olduğu için saygı duyulan HEKİM ruhlu kültürlü bir bey efendi
olarak değerlendiriyorum.
Hastanenin tarihçesi yönetimi bağlı olduğu kurum sivrisinek soru sohbet edildi.
Sivri giillerden onlar da nasiblerini alıyorlar ELBET!

3 Eylül Cuma taburcu oluyorum
Doktorum son muayenesini yaptı 15 gün istirahat, iki aya kadar bişeyin kalmaz
haydı geçmiş olsun ’ dedi şifa dileklerinde bulundu Tabelamı doldurdu çıkışımı yazıp imzaladı
Kendisiyle ve hazır hemşirelerden ÇİĞDEM hanımla el sıkıştık.
Oğlum gelmişti valizimi aldı çıktık..
Her ayrılık gibi hüzün vericiydi gidiyordum ama ayağımın biri yüreğimin yarısı burada kalıyor gibiydi
Bahçe kapısından hem çıkıyor hem dönüp dönüp bakmaktan kendimim alamıyordum
Nedenini bilemiyorum.
En son büste baktım gözlerim yaşardı ve üveyik içli sesiyle beni uğurlar gibiydi
Durdum; oğlum; haydı bin baba dedi direksiyona geçti.
03. 09. 1999 DDY Hastanesi...


- Ar ş i v -
Def. . 15/1





















.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Hastanede zaman Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hastanede zaman yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Hastanede zaman yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL