3
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
101
Okunma

Bazen, bazı insanlara ne söylense nasihat kâr etmez.
Bunun nedeni yanlış öğretilerdir.
Yanlış bilgi edinmesi onu yanlışa yönlendirir.
Mesela hayatta her zaman kavga ile, mücadele ile, tuttuğunu kopara kopara istediğini alacaksın!" diye öğrenmiştir.
Kavga etmeden hiçbir şeye ulaşamaz.
Oysa; özetle "Rızık bizim elimizdedir, size nasibinizden başkası ulaşmaz." buyurulmuştur.
Kiminle ne kadar dalaşırsa dalaşsın, onun kazanacağı miktar bellidir.
Nasibinden ne bir kuruş fazla, ne bir kuruş eksik kazanamaz.
Eğitim çocukluktan başlar. Evet, ancak bu büyüdük diye eğitilemeyeceğimizi göstermez.
İlim mezara kadar buyurulmuş. Beşikten mezara kadar ilim alınabilir, nefis terbiye edilebilir.
Her yaşta kendimizi olumlu yönde geliştirebildiğimiz gibi, olumsuz davranışlara da yönelebiliriz.
Bu nedenle her daim Allah’tan hayrı isteriz, bizi hayra yönlendir deriz.
Günaha meyilde hiçbir kimse masum değildir.
Her an için nefsin tuzakları, şeytanın desiseleri vardır.
Boş bir anımızı kollar, zafiyetlerimizden istifade eder nefsimiz ve şeytanımız.
Onlara fırsat vermemelidir. Her daim Allah’a sığınmalıdır.
Bunun için de ayetleri bize yol göstericidir.
Eğitimde esas olan doğru kanallardan, doğru kitaplardan, doğru alimlerden bilgiyi almaktır.
Nasıl eğitim verilirse öyle inanılır.
Meselâ; bebeğin annesini emmesini haz almak olarak gören Freud gibi bilginler, çocuğu annesinden etkilenen bir sapık olarak gösterir. Büyüdükçe bu psikoloji ile annesine hallenen bir pich olur.
Oysa ayetler anneyi bize, bebeğin büyümesi için gerekli rızık kaynağı, terbiye edici bir öğretmen, hürmet edilen, hakkını ödeyemeyeceğimiz velinimetimiz olarak gösterir bizlere.
Annelerimiz hürmet göstermemiz gereken saygın insanlardır.
Eğitimi kimden nasıl aldığımız önemlidir.
Kimi bilgi bizi bataklığa sürükler, kimi bilgi bizi aydınlığa çıkartır. Kurtuluşa ereriz
Sapkın kişilikli, edindiği diploma ile işgal ettiği konumda, bilim diyerek, kendi aklının kendine öngördüğü yanlış inanışları insanlara dayatan, ilimden nasipsiz varlıklara itimat etmeyin.
İlim bizi hakka/hakikate götüren olmalıdır. Bizi paradoksal travmalara sürükleyen değil.
Bize, en yakınımıza sapkınca yaklaşmamıza sebep olan bilgi, ancak şeytani fikirlerden türemiş, yaratıcıya inanmayan, kısır fikirli zihinlerden çıkar.
Bu tarz savunumlar herkesi sapık görmemize sebep olur. Herkese aşağılık bir varlıkmış gibi yaklaşırız.
Oysa bu, yanlış aldığımız eğitimin neticesi, yanlış yönlendirmenin bilinçaltımıza yerleştirdiği, bilinçaltımıza işlenmiş, kendi sapkınlıklarımızdır.
Kimse sapkın değil. Biz onları sapkın görüyoruz. Kendi sapkınlıklarımızı, onlarda varmış gibi sanıyoruz.
Bu bize bazı sapkın bilginlerin, bilinçaltımıza yerleştirdiği bir olgudur. Kendi inancımız değildir.
Bundan kurtulabiliriz.
Bilinçaltımızı ayetler ile boşaltabiliriz.
Sadece bir hususa dikkatimizi çekmemiz yeterlidir;
Öğreticimiz şeytan mı? Allah mı?
Kimden öğrendiğimize çok dikkat edelim.
Allah hepimize faydalı ilimler nasib etsin, sapkınlıklardan korusun.
Amin!
Okuyan ve idrak edenlerden Rabbim razı olsun.
Selam ve dua ile...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.