8
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
846
Okunma


Kalbimi dudaklarının kıvrımında ve kızgın ateşlerin kiralık meskeninde unuttum
Kal ve beni bekle.
Eylül yaklaşıyor
Ağır ağır
Terk ediyor yaz güneşini kalbimiz
Yürekten sevmeyi isteyince.
...
Sen, sıradan bir günde kapıyı aralayan herhangi biriydin. Ve hayatıma girdiğin o günde planlar değişti. Ki zaten hiçbir oluş planlar dâhilinde gerçekleşmezdi. O günden sonra ben gittiğim her yerde ve daima seni özledim. Ben gittiğim her yerde ve daima yağmuru özledim. Yağmur ile seni eşdeğer tuttuğum için birtakım gariplikler örgüsü beni buldu. Tam da senin kapıyı araladığın yerde bir çocuk kalbi –Adı Güneş- gözlerini dikmiş bana bakıyorken yaşadıklarım hakkında kesin yargıya varamazdım ya da atıp tutamazdım.
Zaman içinde sen miydin değerli bulduğum yoksa kapı aralandığında karşıma çıkan çocuk kalbinin gözlerindeki heyecan dolu bakışlar mı? Tam olarak hatırlayamıyorum ama şunu bilmeni isterim ki söz konusu olan benim de kalbimdi. Ve ben kalbim olmadan yolculuğa çıkamıyordum. Ben kalbim olmadan nefes alamıyordum.
Günlerden bir gün çıkıp gitmek fikrinden uzaklaştığımda kalbim ile kendimi bir maceranın içinde buldum. Maceranın başkahramanı yağmurdu ve tabi ki sendin. Seni gördüğüm o ilk an yağmur tüm şiddetiyle yağıyordu. Çoraplarıma kadar ıslandığımı hissettim ve kendimi içeriye zor attım. Gün ortasıydı ve ben pencere kenarında ıpıslak kıyafetler içinde bekleşirken karşı caddede limon ağaçlarının hemen yanında seni gördüm. Sen orada şiddetli yağan yağmura hiç aldırmıyor ve koşuşan insanların arasından sıyrılıp tüm zamanların ve ilhamının sana verdiği cüretle o yağmur altında ellerinde eskimiş gazete kupürleriyle yürüyor ve yüksek sesle konuşuyordun. Sen bir deli miydin yoksa meczup mu? Hayır, ikisi de değildin. Aklın yerindeydi ve anladığım kadarıyla senin de hissedebilen bir kalbin vardı. O yağmur altında en hassas yerinden vurgun yiyen kalbin kadar gözlerin de konuşuyordu aslında. Bir ara sustun. Güç bulmak için duvara yaslandın. Seni görmediler caddedekiler. Seni ben görüyordum ancak. Seni pencereden öylece seyretmek, sana ulaşamamak çaresizlikti. Katlardan aşağı baktım. Bütün katlardan aşağı sarkıttım içimi. Sana ulaşmanın tek yolu buymuş gibi geldi. Oysa değil. Mideme ağrılar girdiğini hissettim. Seni o şekilde görmeye dayanamadığım açıdan başka yöne çevirdim gözlerimi ama olan olmuştu. Gözyaşları yanaklarımdan en aşağıya süzülüyordu. Buna engel olamıyordum.
Bir süre ağladım ve sonra araya zamanlar girdi. Seni görmeyi reddetti gözlerim.
Yağmurun insan kalbine tesiri ne derece kuvvetli ya da yağmur olmadan da kalbim hissederek çarpar mı? Yoktu bu soruların cevabı. Sanırım sen kapıyı araladığında olanlar olmuştu. Doğru ya, marifet gözyaşlarına rağmen yürütmekti hayatı. Kalbini kalbime ekleyerek inandım ben buna. Güvendim. Dayandım. Benim sırtımı yasladığım duvar işte orada. Henüz rutubet almadı. Yıkılmadı.
Bu hikâyeyi yazmayı yarıda bırakıyorum. Geride kalan gözyaşlarımı silip, akşamın eteklerinden tutarak gözlerimdeki hüznü taşıyorum kalbinin içine. Bu hikâyede benim için tasarruf edilen yol bitti. Tam da gün ortasında terk ediyor güneşini kırgın kalbim.
Çıkıp gitmek fikrine her gün biraz daha alışıyorken kalbim, örseletmem doğmamış günleri.
Mahvash / Munise Senem UÇAR