2
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
990
Okunma

Bayram olsun mu?
Hayata bir gülümseme demek için vakit artık çok geç olsa da,
kızım Yağmur ile birlikte “hayata bir gülümseme” dedim kalbim ağlarken...
Gurbette bayram, bayram olmayalı on üç koca yıl geçti.
Arkama dönüp kaç defa baktım; ayrılmak istemediğim anneme, babama, aileme ve memleketime...
Ama kimse yakama yapışıp da “Gitme!” demeyeli kaç kilometre yol kat ettim; sonu sevdiklerime çıkmayan...
Bir ben bilirim, bir de gidilmeyen yollar bilir hasretimi...
Kaç sabahı geç olan geceye yasladım başımı.
Kaç mevsim geçti; kış bahara küs takvimlerde...
Kaç sabahı ikindi, ikindiyi ise akşam edemedim; uzadıkça uzadı günler.
Ve ben, içimin ezikliğinde küçüldükçe küçülen bir kız çocuğunu,
türlü türlü ninniler, türlü türlü ağıtlar yaksam da üzgünüm büyütemedim...
Kaç defa sessiz, kaç defa avaz avaz ağlasam da çığlığımı kimseye duyuramadım.
Kaç damla gözyaşı düştü, nemi hiç bir zaman kurumayan eteğime; bilemedim...
Şimdi sevdiklerim gözümde kalalı kaç zaman geçti, hesaplamıyorum.
Aslında bilinmez bir asır değil; kaç yüz yıllık acı çektim...
Her bayram sabahı, yutkundukça, anlıyorum.
Yalnızlık hissettikçe farkındayım iliklerime kadar kimsesizliğin ortasında olduğumun...
Şimdi sözüm sana; gel gör ki anne...
Boylu boyunca yattığın kabrinden kalksanda, uzatsan da cennet kokulu ellerini,
eğilip öpecek ne bir ben kaldım ne de bir sen...
Ne memleket kaldı, ne de bir ev bark kaldı.
Her köşesi çocukluğum gibi viran; yıkık dökük,
Her yer köşe bucak ören...
Ne bacı kaldı, ne de kardeş...
Ne de dikili bir taş...
Herkeste olur olmaz bir telaş...
Büyük büyük depremler geldi geçti
Geçti dediğime bakma
Yüreklerimiz hala aynı sallantıda titriyor.
Ha, mezar taşın sağlam aynı senin gibi dirayetliydi ve hala ayakta..
Babamı sorarsan, onun mezarını zaten yaptıramamıştık;
sanırım onu senden daha az seviyoruz gibi...
Saçma bir söz kullandım, biliyorum...
Fakat babasını sevmeyen bütün kızlar sevmeli, diyorum!..
Her bayram gelmeden önce ben böyle oluyorum işte...
Kendime sığınınacak bir yer arıyorum; ben yine kendi kendime saklanıyorum...
Eyvahlar olsun ki, ben yine saçmalıyorum...
Aynalara bakmıyorum; hatta kendimle bile konuşmuyorum, kimseyle konuşmadığım gibi...
Sadece gördüğüm kendime acıyorum...
İşte bak anne!
Ben yine ağlıyorum...
Siyahı tükenmiş saçlarım tel tel avuçlarıma dökülüyor, gözyaşlarıma eşlik ederken...
Gamzelerim, yüz çizgilerime karışalı belirginliğini kaybetmiş
“Ey kaşına, gözüne adam öldürülür be kadın!” denilen gözlerim toprağa bakarken...
Eyvahlar olsun ki...
Anam toprak...
Babam toprak...
Kardeşlerim, memleketim...
Konum komşum toprak...
Gözlerimden önce ben ölmüşüm zaten...
Ben yine de her gece uyumadan önce güneşi kirpik diplerime fideyip, yıldızlar kayarken dilek tutuyorum.
Umursamaz bir tavırla, “Ay dede kime gülümserse gülümsesin, bana ne!” deyip
Her sabah güneş yerine yağmur biçiyorum,
Yağmur bakışlı bir kız çocuğunun gözlerinden umut olsun diye öperken...
Söyleyin hele yine de bayram olsun mu?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.