6
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
662
Okunma

Az sonra olacakları biliyordu yarınsız kelebek.
Ama kendini alamıyordu ateşin aşkından…
Yanıp tutuşmuştu günlerce.
Artık uykuları kayıp, gözleri ise hep bulutluydu!
Neydi içindeki bedenini yakan bu his
Boğazında kalıyordu kelimeler.
Onu her gördüğünde heyecanla atan kalbine dur diyemiyordu.
Günlerden bir gün ateşin aşkı vurdu yüreğine! Engel olmadı dalga dalga kabaran duygularına. Başladı kanat çırpmaya. Kararlıydı, bir kere dokunacaktı O sevdiğine, yarenine. Gözünde yoktu ölmek. Umurunda değildi duyacağı acı. Uçtu uçtu arkasından onlarca kelebek bağırıyordu ona. Yapma yanarsın! Ama o bir kere aşkın deryasına düşmüş çırpınıyordu. İyice açıp kanatlarını süzüldü aşkına doğru…
Nihayet erişmişti, işte oradaydı aşkı! Sanki zaman durmuş, hayaller âlemindeydi. Daha da çok yaklaşmak istedi. Derinine en derinine uçtu. Uçtukça yanmaya başladı kanatları. Canı acıyordu ama özgürlüğe koşan deli taylar gibi mutluydu! Oysa ateş kelebeğin aşkından bir haberdi…
Tutuştu kanatları. Yakındı; kelebeğin içindeki ateşin aşkıyla, ateşin vuslat vakti! Küle dönmeden son kez çırptı kanatlarını yarınsız kelebek ve ateşin can evine düştü! mecali yoktu son kez konuşmaya ve başı yavaşça düşerken yere, tek bir sözcük döküldü dudaklarından
SENİ SEVİYORUM!
Şimdi kimse bana gelip de iki üç şiirle aşk tan bahsetmeye kalkmasın…!
Kelebek kadar cesareti olamayanların
Yalan aşkını görmeyecek kadar kör,
Duymayacak kadar sağır,
Ve yok sayacak kadar kendimden eminim!
Çünkü ağaçlar ayakta ölür…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.