4
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
1747
Okunma

(İnsan yaşamı, bütün aşağılık mallar gibi, dıştan sahte bir parıltıyla süslenmiştir. Herkes elinden gelen debdebeyi, görkemi sergiler. Kişinin içindeki içerik azaldıkça başkalarının gözüne iyi görünme isteği artar. -Arthur Schopenhauer)
Herkesin bir yok olma biçimi vardı. Bense ellerindeki müziği hissederken yok oluyordum. Yok olmak bir kayboluş yöntemiydi dünya ağrısına katlanabilmek için. Sen bendeki bu gösterişsiz yıkıntıyı bilmiyordun. Bilmen için sayfalarca açıklamaya ihtiyacın vardı, diğer normaller gibi.
Deliliğin o büyülü sınırlarını zorladığım bu çağrılar yüzyılında, göğsümün tam ortasında, görünmeyen bir gezegenin oluşumunu izliyorum. Seni çağırdığım yer tam olarak orasıydı işte. Çağırıyorum, çağırıyorum, düşlerim yırtılana kadar çağırıyorum, duymuyorsun. Kanıtlar istiyorsun.
Sana sunabileceğim hiçbir kanıt yok. Ancak; iz barındıran suların buluştuğu bir bakışı gösterebilirim, o bakıştaki büyülü tükenişi, farklılık uçurumundan dökülen derin bir hissedişi, haykırış içeren sessizlik bulutlarının altından dans ederek geçişi. Kısacası; düşük ihtimalli şeylerin peşinden giden bir hayalperestim. Bunu sana sadece kelimelerle anlatamam. Çünkü yankısı kalbe ulaşmayan sözün düşüşünü görmüştüm geçen yüzyıl. Yüzüm duraksamıştı ve tam da o zaman vermiştim yolculuklara çıkma kararımı. Sayısız hüzün, sayısız coşku ve sayısız fikir alkışlamıştı bunu.
Hisleri birbirinden kopyalanmış kalabalıktan ayrılmanın tek yolu; düşlerin ve gerçeklerin aynı trende yolculuğa çıktığı bir boyuta taşınabilmekti… Biliyorum orada da olmayacaksın, çünkü anlamak ve tehlikesiz alanda bulunmak için güvenilir kelimelere ihtiyacın var, diğerleri gibi… Hem yolculuklar isteyip hem de yolculuğa çıkman için önüne “hadi, hazır mısın?” kutucukları konduğunda ürküp geri çekileceksin! “Şartlar” denen o korkunç yaratık durduracak seni. Hiçliğine döneceksin. Hiçlik, senin en güvenli yuvan olmuştur. İçeriğin azalışıdır bu. İçsel bir lekedir.
Ben gene de sana çağrılar bırakmaya devam edeceğim,
bir martının peşinden gitmenin güzelliğini saklı tutarak.
Gerçek aşkların, özgürlüğün ve adaletin olmadığı bir yerde; masallardan, kuşlardan, bulutlardan ve gökyüzünden sıkça söz edilir, karanlığa örtü olsun diye… Kör edici parlaklıkta ışıklı caddeler koyarlar zihninin önüne, düşüncenin üstesinden gelsin diye... Yalnızlıktan ölmüş şehirlerdir onlar… Zulme karşı sipariş verilmiş paket paket sessizliklerdir… Zamanın dişlerini görünce pes etmişlerin görkemidir.
Sana kırılgan köylerden yapılmış çağrılar bırakmaya devam edeceğim. Rastlantıların saflığındaki gücün iştahla bekleyen kurgucuları nasıl yendiğini anlatan, papatya suyuyla yıkanmış mektuplar bırakacağım kapına. Senden vazgeçmeyeceğim. O mektupları okuduğunda vazgeçiş yontularak bir sarılışın öyküsüne dönüşür.
Senden vazgeçmeyeceğim. Çünkü sen içimdeki aynalar sokağında; aşkı, umudu ve direnişi taşıdıkları için elleri yakılmışları ve sevgisizliğin ordularına komutanlık eden bir diktatöre hayır dedikleri için ateş edilmişleri gördün. Kim bunu görmüşse seyirci değildir artık. Harika çıkışsızlıkları olan bir yol tamircisidir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.