7
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
937
Okunma

Ne güzel bir çocukluk ve gençlik yaşadık biz.
Kimse kimsenin kılık kıyafetine, yaşam biçimine, ne kadar neyi varmışına asla bakmazdı. Elbette o zamanlar da güçlü, güçsüz farklılıkları vardı hep olduğu gibi, ama arada bu kadar derin uçurumlar, eşitsizlik yoktu.
Komşuluk, insanlar arasında iletişim, sevgi, saygı örgüsü görülür biçimde çoktu.
Sabahları evlerimizden şefkatle ve beslenme çantalarımıza konmuş Allah ne verdiyse çantası elimizde, okullarımıza uğurlanır ikinci ana baba bildiğimiz öğretmenlerimize sevgiyle koşardık. Aynı coşkuyu okul sonrası mahallelerimize dönerken decyaşardık.
Zira tozlu topraklı o sokaklar, mahalleler, özgürce oynadığımız mutlulukla coştuğumuz oyun alanlarımız idi bizim.
Hele ki kış ayları.... Ne büyük keyifti yarabbi!
O zamanlar şimdiki gibi bina dolu olmadığı için memlekette, kar yağdımı uzun süre kalırdı yerde. Okulların birkaç gün tatil olduğu da çok olurdu. Yoğun kar yağışı altında, üzerimizde bizi artık koruyacağına inandığımız ne varsa, atardık kendimizi sokaklara. Akşamları bu keyif tavan yapardı adeta. Çünkü işten gelen aile büyüklerimiz de kendilerini bu coşkunun içine katardı.
Bizim mahallemiz Cihangir-Firuzağa da yokuşu bol bir yerdeydi Güzel İstanbul’umun birçok semtinde olduğu gibi. En büyük eğlencemiz işte o karlı günlerde kızak haline getirilen tahta merdivenlerdi. Düşe kalka dört koldan yapışır merdivene çekiştirerek taşırdık ta! yokuşun başına. Üzerine doluşup bırakırdık kendimizi yokuştan aşağıya.
Basit mi basit bir durum belki bakılınca, ama kahkahaların, neşenin ucu bucağı yoktu bize. Tekrarlar dururduk kan ter içinde “Hadi bir daha… bir daha!” diye. Bazen ellerimiz artık ıslanan eldivenler içinde buz tutar, çenelerimiz kafaya yediğimiz kar toplarından titrer, ama bir türlü eve girmek istemezdik o keyfi bırakıp.
Bugünün çocuklarında, gençliğinde bu coşku yok ne yazık ki! Çoğu değişen yaşam koşullarının, gelişen teknolojinin adeta esiri. Biz müstakil bahçeli evlerde büyüdük. Hala böyle yaşamak tercihim, sevmiyorum çoklu yaşam alanlarını. Ama günümüzde bir karış toprak bulunduğunda, apartmanları da geçtik, birer kule dikilmekte. Neredeyse gökyüzünü görmek imkânsız çoğu semtte.
O yüzden midir nedir! Buralarda yaşayan kişilerin çoğu, çoluğu çocuğu tepeden bakmakta sokaklara, şehre. İşin kötüsü bu bakış çoğu zaman yansıyor kişiliklerine de ve “Para konuşur! “ misali insanlara da tepeden bakanları oluyor bol nispette. Ama bilmiyorlar ki görgü, bilgi parayla gelmiyor kişiye.
Velhasıl diyeceğim o ki, her şey gerçekten hızla değişti. Ama gelişim, ilerleme derken insanlığımızı rafa kaldırmak üzere olmak çok üzücü. Herkes sıkı bir mesai harcamakta, bu teknoloji harikası araç, gereç ile. Telefonlar, bilgisayarlar tabletler vazgeçilmezlerimiz. Bize her türlü bilgiyi eğlenceyi sunuyor. Oturduğumuz yerden her şey elimizin altında. Elbette kötüleyemem var çok faydası. Yeter ki kaçırılmasın ayarı.
Yaşadığımız son ülke gerçeklerine gelince; Olan biten, gördüklerimiz, duyduklarımız hepimizi ziyadesiyle korkuttu ve üzdü. Şimdilerde çoğumuzda eminim aynı gelecek kaygısı. Tanıdığımız insanlara bile şüpheyle bakar durumdayız. Etrafımızda yakın zamanda yaşam şartları değişen kişiler varsa, nereden geliyor değirmeninin suyu, var mı bir tarikat, istenmeyen bir dernek bağlantısı diye düşünebiliyoruz. Örtünene de açık gezene de bir garip bakıyoruz. Her iki kesimde mutsuz.,huzursuz. Her iki kesim de sözle, gözle veya fiziksel şiddete bile maruz kalabiliyor.
Nasıl aramayız eski günlerimizi söyleyin?
Ayrıca siz nerede gördünüz mezarlıklarda çocuk oyun yeri de, bu ülkenin kurucusunun, dünyanın saygıyla söz ettiği bir liderin anıtı önüne park konduruverdiniz birden bire. Birbirimizi sayalım, değerlerimize sahip çıkalım derken, neyin nesiydi bu? Yoksa maksat, tekrar bir kaos mu yaratmak ülkere.Eğer bizler ülkemize dinimize dilimize, birbirimize gerektiği saygıyı göstermez isek, başkaları hiç önemsemez.
Çocuklarına düzgün bir gelecek sağlamak için ülkelerinden kaçan ancak özgürlüğe uzanan yollarda telef olan mültecilerin durumlarını hep birlikte görüyoruz. İçimiz yanmıyor mu hallerine? Böyle bir hayatı kim ister? Bu gün geldiğimiz noktaya bakıp işte bu yüzden içim yanarak diyorum bunu.
HEY GİDİ GÜNLER HEY!!!!
*
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.