Bu öyküyü her gün belkide az az yaşıyorum. Annemin evine her gittiğimde. Dün yine yaşadım. Komşumun bana getirdiği taze kabaklardan anneme de götürdüğümde. Kabaklara baktı: ne güzel dedi, koklayarak taptaze kabaklar. Gözlerindeki sevgi ışıltısını gördüm. Gülümseyerek: İşte bahçeye ektiğimiz kabaklar oldu dedim.
Sanıyorum iki hafta kadar önceydi. Annem bana ince kabak tohumu alıp evin önündeki süs ağaçlarının olduğu yere ekmemi söyledi. Ben de aldım. Annem yakından görsün diye evin önündeki en yakın küçük ağacın altına ve biraz uzağındaki yere kabak tohumlarını ektim. Tohumun acaba hangi tarafı üstte kalacak diye sorduk birbirimize. Bize annemin evinin alt katında oturan teyze de katıldı. Bir sürahi su da o uzattı. Kabaklar Kabaklar olunca yersiniz dedim. İnşaallah dedi zayıfça gülen yüzüyle. Kabaklar olursa eğer bize söylemeden de alabilirsin dedim.
-Allah göstermesin dedi. Kimseden izinsiz bir alıp yemedim şimdiye kadar.
-Bu kabakları annemle senin için ekiyorum. Olursa eğer ben size koparır veririm o zaman.
-Ne olacak da kabak ektiniz. Ağaçları kötü edeceksiniz dedi.
Ben de:
-Aman sanki ağaçlar pek büyümüş de dedim.Hem kabak sulamak bahanesiyle, ağaç da sulanacak işte. Burası galiba doğru dürüst sulanmıyor. Çimenler kurudu susuzluktan. Hem ben annemin şu saksıdaki biber, domates fidelerini görünce annemin ne hissettiğini biliyorum..
Diğer içimden geçenleri ona söylemedim. Onunla ben aynı kulvarda değildik. Annemi de beni de anlayamazdı. Biber domates fidelerini alıp dikerken de karşı durmuştu. Ne olacak sanki olacakmış gibi. Boşuna pencerede pislik demişti. Hatta annem bir saksı aldırıp fide diktirmekten onun yüzünden caymıştı. Ben de ısrar etmedim. Benim evin önüne de diktiğimi oradan ona eğer olursa yetiştirdiğim sebzelerden ona getireceğimi söyledim.
Annemin istediği başka şeydi aslında. O yıllarca sebze ekip yetiştirmiş.Onlara incitmeden bakmıştı. O şimdi bu yaşadığı güzelliği bir kaç fidede ve ekilen kabakta da olsa yeniden yaşamak istiyordu. Kardeşimin anlamadığı buydu. Çünkü o en çok şehirde yaşamış, benim gibi az da olsa bir şeyler ekip üretmemişti.
İki gün önce kabakların altını çepinleyip, yine suladım. Yine alt kattaki teyze de su uzattı. Biraz büyümüşler dedim, kabaklar için. Gülümseyerek, inşaallah olur. Ben de sebze filân ekerdim eskiden dedi. Hepsi yalan oldu.
Annemle evin balkonunda otururken kabakları gösterdim. Bak anne, bayağı bir büyüdüler dedim. Annemin gözleri iyi göremediği için, hani nerede görmüyorum dedi. İşte bak, şu ağacın altında. Göremedi. Annemin göremediğine üzüldüm. Bir kaç gün daha geçsin, kabağın yaprakları daha büyüyecek ve annem de görecek inşallah. Bugün anneme gidince ilk işim kabakların altını yine çepinleyip, sulamak olacak. Bir de altta oturan teyzeye de taze kabaklardan götürmeyi unutmayayım.
Annemin elleri
kargaların öttüğü yerde arasında mısır koçanlarının arkların,tonçların,karıkların annemin elleri toprak!
yonca gövdesi sertliğinde gür,cılız otlar arasında patates çiçeği renginde hafif mor annemin elleri orak!
kuru yüzlü toprağı ören annemin elleri dantel bebe pisliği sert üzüm asması yongası!
annemin elleri nakış aslında kasnakta ince ince işlenen rengarenk iğne oyası kör gaz lâmbasında örülen!
04. 08. 2015 / Nazik Gülünay
Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Güzel şey toprakla uğraşmak. Bir şeyler ekmek, sulamak, beslemek... Ve, usuldan usula büyümesini, yeşermesini seyretmek. Kendi bahçende, kendi emeğinle yetiştirdiğin sebzeleri tatmak... Bu günlerde eşimle birlikte, yıllardır kimsenin işlemediği anamın bir küçük bahçesini değerlendirmeye karar verdik. Bir hobi bahçesi misali, ektik, gittik geldik suladık. Haşerelerden de korumak zor, becerebildiğimizce ilaçladık. Bu kurak günler perişan etti hem bizi, hem sebzelerimizi. Bahçede küçük bir göze var, suyu oradan temin ediyoruz. Hava kurak gidince suyu azaldı gözenin, yetmez oldu sebzeleri sulamaya. Önemli bir mücadele içindeyiz bu günlerde onları yaşatmak için. Dua ediyoruz bir an önce yağmur yağsın, sebzeler sulansın, gözenin suyu artsın diye ama, işimiz gerçekten zor gibi gözüküyor.
Hikayede, resmen bizim bahçe mücadelemizi okudum ve gülümsedim. Demek ki, yazmak, okumak dışında, başka ortak zevklerimiz de mevcut Edebiyat Defteri dostlarımızla.
Güzeldi. Umarım kabaklarınız büyür. Bizimkiler çokça çiçek vermelerine rağmen, bir türlü meyveye duramadılar. Kuraklıktan sanırım.
Bahçe işleriyle uğraşmak büyük bir zevk, anlattığınız gibi. Pazardan, marketten alıp gelmek kolay. İnsan emeği karşısında bir kaç biber, domates de olsa mutlu oluyor.
Dilerim yağmur yağsın da, sizin ve ektiklerinizin yüzü gülsün. Bir gün önce buraya yağdı ve benim sebzelerin altı hâlâ yaş. Dün annemin kabaklarını, biberini gübreleyip suladım. İnşaallah yüzümü kara çıkartmaz ve de annem sevinir.
Kabaklarınızın meyve vermemesi kuraklıktan olabilir. Çiçeğe durmuşken kurumuşsa.
Bizim buralarda kabaklar çoktan büyüdü satılıyor. Biz geç ektik.. Bal kabakları bile bayağı büyümüş. Yolumun üzerindeki bahçede görüyorum..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.