10
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
1533
Okunma
Ya bende bir şey var, ya da çevremde. Yeni söylemleri cirit atarken eski günlere sürüklendiğimizi görüyorum.
Bir hafta önceydi. Ankara’dan Çubuk otobüslerinin yanına gelmek için dolmuşa binmem gerek. Dolmuşu görünce koştum açık kapıdan içeriye bakınca, donup kaldım. Dolmuşun içi kara çarşaflı kadınlarla doluydu.
Acaba yanlış dolmuşa mı biniyorum diye duraksadım. Nereye gittiğini sordum, doğruydu. Elimde yağlı boya
yaptığım tablo vardı. Dolmuşta ayakta durup, sürücüye para vermekte zorlanınca resmi önüne alıp bana yardımcı oldu.
Çocukluğumda annem ve halalarım da böyle siyah çarşaf giyerlerdi. Sonra hepsine mantolar alındı, çıkardılar çarşafı. En son Çubuk’ta Şevket hocaların kaynanası ve gelinleri kalmıştı çarşaflı. Onlar da çıkardılar. Kaynanalarını tam anımsamıyorum, belki o ölene kadar giymiştir çarşafı.
Çubuk otobüsüne bindim. Bu kez doluysa binmem diyecek oldum, sürücü bu saatte boş otobüs bulamazsın dedi
yanındaki boş koltuğu göstererek oraya oturmamı söyledi. Ömrümde ilk kez şoförün yanında oturdum. Arkadaki
doluluktan haberim yok gibi rahattım. Sürücü resmimi yanına almıştı. Böylece rahat bir yolculuk yaptım.
Her zaman olduğu gibi yolculuk süresince yine çevremi seyrettim. Kuzey Ankara tüneli, oradaki yüksek yüksek toki evleri, kenarlardaki değişik düzenlenmiş çiçekler, aşağılarda park benzeri yerler, yukarıdan onlara bakan
küçüklü büyüklü evler. Renk renk ışıklandırmalar ve göze güzel gelen görüntüler.
Ankara Çubuk arasında gördüğüm bunlar değil sadece. Benim asıl ilgimi çeken Pursaklar’da gördüğüm değişim.
Orası küçük bir köydü. Şimdi Ankara’nın kuzey ucu oldu. Esas dikkatimi çeken ise buradaki gereksiz, abartılı mimari yapı. Tabii konutlarda değil bu sadece bu değişim. Arabayla geçtiğimiz yol kıyısındaki minare tarzı gereksiz çokluktaki ne isim vereceğimi bilemediğim kısa boylu minareye benzer kısa boylu kuleler. Arkalarında
bir de cami var çifte minaresiyle. Esenboğa’ya doğru ilerlerken sanki eski zamanlarda fırlayıp gelmiş yine iki tarafı kuleli bir köprünün altından geçeriz. Ha unutuyordum üstünde Emri şahane yazan düğün salonunu.
Bu yoldan giderken kendimi eski Osmanlı döneminde yaşıyor sanırım. Çarşaflılar, gereksiz kuleler bunu yaşatır. Düşünürüm. Bize yeni Türkiye diye sundukları eski Osmanlı mı diye. Bu soruya cevabım evet olur. Bizi her şeyiyle Osmanlı dönemine götürmek istiyorlar. Osmanlı çok iyiydi de neden yıkıldı? Bana bunu biri anlatsın.
28. 03. 2015 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.