8
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1260
Okunma

Sabahın erken saatleriydi.. Hazırlanıp işime gitmek için evden çıktım. Bir sokak aşağıda,otobüs durağına vardığımda; seksen yaşlarında yaşlı bir amca durakta oturuyordu...Birini beklediği belliydi. Sürekli yola bakıyordu.. Yaklaşık on dakika bekledik. Ben otobüsü bekliyordum,amca başka birini...
Az sonra yine aynı yaşlarda bir teyze göründü yolun karşı tarafında.. ’Hah’ dedi amca usulca.. Anladım ki; beklediği O’ydu...Büyük ihtimalle de eşiydi..
Teyze durağa vardığında; on dakikadır halim selim gibi görünen amca,birden bire huysuz bir ihtiyara dönüştü.
’Nerde kaldın..? Kaç otobüs geçti..? ’ Dedi..
Halbuki ben de bekliyordum. Hiç otobüs geçmemişti..
Teyze nefes nefese kalmıştı; ’geldim,geldim işte’ diyebildi sadece..
Tebessümle katıldım onların çocukça kavgalarına...Özgürlük bu olmalıydı..? Canının istediğini, istediğin yerde yapmak...Kimseyi umursamadan...
Teyze; tebessüm ettiğimi görünce,benden tarafa geçti ve kendince dertleşmeye başladı..
Tam da onun lisanıyla anlatıyorum: ’Kimliğini evde unutmuş.. Ben gittim almaya.. Sanki ben de on beşlik değilim amma yine ondan iyiyim,o hiç gidemeya..Hastaneye götürüyon.. Sabaha kadar uyumaya.. Götümesen tavır edeya.. Nidelim kızım..? Kırk yılın hatırı var işte...’
Kırk yılın hatırı...Uzun uzun düşündüm kendi kendime...Bizim sadece bir fincan kahvede sandığımız,çoğumuzun onu bile saymadığımız hatır...Kırk yılda kaç fincan kahve içilmişti kim bilir..?
Teyze: ’Senin adam var mı kızım..? ’ Diye sordu.. Benim adam..? Eşimi soruyordu.. ’Hayır, yok..’Dedim sadece..
Az sonra otobüs geldi...Benimde yardımımla,güç bela amcayı otobüse bindirdik.. Çaprazıma oturmuşlardı.. Yol boyunca onları izledim. Ara sıra amcanın sözlerine tebessüm ettiğim de oluyordu;
’Bana bu yaşlı adam kıyafetlerini ne diye giydirdin sanki..? ’ Teyze alışmış olmalıydı onun sözlerine.. Cevap bile vermiyordu çoğu zaman...
Ben asıl; kırk yıllık hatırı düşünüyordum...Derin Kuyular vardı,ikisinin de yüzlerinde.. Söylenmesi gereken çok şey olduğu belliydi, ellerindeki kırışıklıklara bakıldığında.. Kim bilir kaç acı, kaç sevinç birlikte yaşanmıştı..? Yılları benimsemek, özümsemek ve hatta tenine kazımak bu olmalıydı..? İşte o kırk yılın hatırı bu izlerde saklıydı.. Her birinin bir anlamı, bir hatırası, kimsenin bilmediği bir hikayesi vardı mutlaka...
Son durağa vardığımızda; yine yardımımla amcayı otobüsten indirdik.. ’Allah senden razı olsun kızım, Allah sana da uzun uzun ömür nasip etsin..’ Amcayla,teyzenin duası buydu..? Uzun uzun ömür.. Ben otuz küsür senede çok uzun yaşamıştım zaten.. Her şeyi ikiye katlayarak, her yılı ikiyle çarparak.. Ve hatırla yürüyeceğimi umduğum yolu,daha başında bitirmek zorunda kalmıştım.. Şimdi tekrar aynı yokuşu yürümeye cesaretim var mıydı..? Onu da bilmiyordum...
Onlar; ele ele tutuşup hastaneye doğru ilerlerken, arkalarından baka kaldım bir süre.. Yorgunlukları adımlarının yavaşlığından okunuyordu...Ne de olsa; beraber yürüdükleri kırk yıllık uzun bir yoldan geliyorlardı.. Yolların,yılların kaptanıydı onlar...Şimdiki adıyla ihtiyar bunak...
’Sevelim sevilelim ’diyordu Yunus; boşuna demiyordu.. Kırk yılın hatırasını yaşatan hep o sevgiydi.. Sevgisiz yürünecek yol değildi bu..
Kim bilir..? Bizim de böyle küçük birer çocuk olduğumuzda, elimizden sevgiyle tutacak birileri olacak mıydı..?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.