8
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
568
Okunma
Öğretmenim kedi olduğu için kendimden utanıyordum. Gece yatağa yatınca onun yüzünü
anımsamamaya çalışıyorum. O büsbütün parlak kedi gözleriyle bakıyor, ben gözlerimi daha
sıkı yumuyordum.Yararı yok. Sanki beynimin içine gelip oturmuş. Gülmeli mi yoksa ağlamalı
mıydım. Dudaklarımı kemiriyor,ellerimi oynatıyor,derin derin soluk alıp veriyordum.Gerçek
olmadığımı kanıtlayabilsem o zaman öğretmenim de kedi olmayacaktı..
İşte sarı bir kediydi. Sarı bıyıkları,sarı tüyleri ve tırnaklarıyla.Aman Tanrı’m Böyle olduğunu
herkes biliyor muydu? Yanılsam keşke! Arkadaşlarımın, annemin, babamın yüzüne nasıl
bakarım. Sokakta çocuklar kızdırılar beni. "Öğretmeni kedi! Öğretmeni kedi!" Terliyorum.
Yorganı başımdan çekip atıyorum..
Sbah güçlükle uyanıyorum. Annem kahvaltı sofrasını hazırlamış. Soba çıtır çıtır yanıyor.
Radyoda halk müziği çalıyor.Öğretmenimi unutmaya çalışıyorum.Kalkıp tuvalete gidiyorum.
Banyoda elimi yüzümü yıkayıp kuruladıktan sonra kahvaltı sofrasına oturuyorum.
Annem:
"Çabuk ol, oyalanma. Okula geç kalacaksın "diyor.
Ses çıkarmıyorum. Çayımı isteksizce yudumluyor, annemin yaptığı ekmek balığını çok sevmeme rağmen güçlükle yiyorum. Annem saçlarımı örerken söyleniyor" Bilmemki bu uzun
saçar da ne olacak. Küçücük çocuk daha. Kendisi örebilse neyse. Bu herifin işlerine akıl
sır ermez. Saçla öğretmenim arasında ne bağ varsa yine öğretmenim geliyor aklıma. Kedi
tüyleri uzamış yere değiyor. Gözler i bile tüylerden zor seçiliyor. Sarı tüyleri arasından
görebilmek için çırpınıyor.
Hadi güle güle kızım,iyi dersler diyor annem. Öğretmenini dinle demeyi de ihmal etmiyor.
Ağır çantamı alıp evden uzaklaşıyorum. Kendi kendime söyleniyorum okul yolunda.
Öğretmenim kedi, ben değilim. Ben insanım! Bir kedinin bana öğreteceği ne olabilir? Evden
kedilerin nasıl yiyecek aşırdığını, fare yakladığını, çöp tenekelerini nasıl deşerek yiyecek
bulduğunu biliyorum.Dahası var,güneşte nasıl uyukladığını, yaklaşan köpeklere ve kedilere
nasıl hırladığını..
Çok üzgünüm..
Arkadaşım yanıma koşarak geliyor.O da çok üzgün.Birbirimizin gözlerine bakmadan ikimiz de aynı şeyi düşünüyoruz. Havanın iyi kötü olduğunu bile konuşmuyoruz.Bir ara göz ucuyla
arkadaşıma bakıyorum. Onun da bana baktığını görüyorum. İkimizin de ağzından aynı
sözcük çıkıyıor: Dün..
Dün Mahmure sırasına oturmuş hıçkırıklarını tutamayarak ağlıyordu. Öylesine içli ağlıyorduki onu ünlü bir artiste benzettim. Onun rol yaptığı yoktu. Küçük esmer ellerinin
arasında tombul yanakları gözyaşıyla doluydu..Ağlayınca daha da güzel göründü gözüme.
Neden ağladığını sordum. O sustu. Diğer arkadaşlar yanıtladılar sorumu. El işi ödevlerini getirmemiş. Öğretmen yaptığınız tüm el işi ödevlerinizi getirin demişti. Bin bir güçlükle ve
babamın yardımıyla yaptığım el işi ödevlerimi ona uzatıyorum. " Al istediğini. " Mahmure bir
an duraksamadan sonra bir kaçını alıyor. Resim kâğıtlarımı dosyama iyice yerleştiriyorum.
Kartondan yaptığım diğer işleri alıp sırama dönüyorum..
Öğretmenimiz el işlerimizi incelediğinde benimkileri Mahmure’de görünce anlıyor. Mahmure
ve bana bir güzel çıkışıyor. Mahmure o güzel artist ağlamasıyla yine ağlıyor. Ben de sulu
gözlüyüm ama arkadaşlarımın yanında hiç ağlamam.
Öğretmenimiz kedi olmaya başlıyor ikimizi tartaklarken." Beni kandıracağınızı mı sandınız.
Yaptığınız çok ayıp. Resim dersinden ikinize de zayıf vereceğim. Bu size iyi bir ders olsun"
Arkadaşıma yardım ettiğimi sanıyordum. Üzülerek kedi olan öğretmenime bakıyorum.
Suskunum. Bir kediyle konuşamam ya!
En yakın arkadaşım Nazife’yle Okul yolunda konuşurken üzülmememi söylüyor. Öğretmenin
kedi olduğunu ona söylesem mi? Tam ağzımı açacakken bağıra bağıra " Biliyor musun
öğretmenimiz kedi" diyor. Tüy gibi hafifliyorum. Evet, yanılmamışım, öğretmenimiz kedi..
Nazik Gülünay / Eski öykülerimden.