2
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
1124
Okunma

Sen
bir hasreti büyüt içinde
o büyük depremin ardından
özle parçanı senden kopup ayrılan!
O ki
aşılanmış bir dal gibi
sarmıştı seni gövdesine
sen de onu aynı biçimde.
Tuttu aşı
çiçeklendi ağaç, meyve verdi
o gövdesinden daha çok
dalının meyvesini severdi.
Alttaki dalda
tam da dalın birleştiği çatalda
kaç balta, nacak darbesi vardı;
hâlâ belliydi, derindi izi yaranın,
aynı çatı altında
kardeş kardeşe düşman
yoktu benden başka saranın,
seni sevmeyen bir, seven bin pişman!
Say ki
bir kez tutuşunca kömür
hiç sönmeyecek
bitmeyecek gibi ömür
sardı sırtına kendi külünü
kül içinde köz, köz içinde öz
çok uğraştım, çözemedim
sen artık kendin çöz!
Başladığı gibi bitmedi
yarısında koptu film
biliyorum, herkes merakla bekliyor
nasıldı acaba filmin sonu;
bilmezler, bilemezler
onlar yaşamadılar ki bunu
yaşayamazlar da!..
Değil mi ki aşk
çıkmış çıkabileceği yere
ulaşmış ulaşabileceği en son zirvelere...
Bir tomurcuk gül
giymeden daha gelinliğini
kızıl pembe bir damla kan gibi
düşmüşse karın beyazına(?)
dayanılmaz acı ayazına!..
Değil mi ki zirve soğuk
zirve kar
kanı donar insanın
kar insanı başka türlü yakar...
...
Ve ben hâlâ yaşıyorsam
ne büyük vakar
hem sıcak hem soğuk
bir büyük mucizedir,
kâlbim seni sevmekten
tam bir gerçek acuzedir...
Aşka düşen yanar
zirvelere bir çıkar
bir iner
her inişte üstüne ardından bir çığ biner...
Şaban AKTAŞ
16.01.2016
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.